Yüce Muhammed’le ilgili Hadis-i Şerifler

—–  “Ben Allah’dan, Müminler de benden…”(8)

—–  “Üzüntüm, Âhir zamanda gelecek Ümmetim içindir”.(9)

—–  “Hz. Âdem suyla balçık arasındayken ben yine peygamberdim.”(10)

—– “İlim ikiye ayrılır. Biri dilde olur ki, bu Allah’ın kulları üzerindeki hüccetidir. Bir de Kalbde olan ilim var ki; gayelerin oluşması için faydalı olan da budur”.(11)

—– “Ben, Hz. Âdem’den beri hep nikahlı rahimlerden geliyorum. Benim geçmişimde hiç bir yüz karası yoktur.” (12)

—–  “Hamdolsun beni, adım ve sıfatımla bile bütün peygamberlere üstün kılan Allah’a!” (13)

(8) Sırrül Esrar, S. 2O ve 75. Seyyid Abdülkadir Geylani, Rahmet Yayın.

(9) Sırrül Esrar, S.23.

(10) Tirmizi, Sünen, Menakıb-I; İbn Hanbel, C.4, S.66.

(11) Sırrül Esrar, S. 25.

(12) İbn Sâ’d,Tabakat C. 1, S. 60-61.

(13) Ali el Kâri, C.l, S. 510.

–“Ben, kral değilim; ben Kureyş kabilesinden, kurutul­muş et yiyen bir kadının çocuğuyum.” (14)

–“Siz benim kıblem (yöneldiğim yer) yalnız şu önüm müdür sanıyorsunuz? Allah’a yemin ederim ki ben nereye yönelmiş olursam olayım, sizin, benim ardımca namaz kılarken secdenizi ve rükuunuzu pek ala görmekteyim. Ben sizi, arkamdan da görebilmekteyim.” (15)

–Şu dünyada ben, bir ağacın altında bir süre gölgelenip sonra orayı terk eden bir yolcudan başkası değilim.” (16)

–“Ben ruhbaniyetle emrolunmadım. Ben, kadınlarla evle­nirim. Uyuduğum gibi uyanık da dururum. Oruç tutuğum gibi oruçsuz günler de geçiririm. Kim benim bu ta­vır ve tarzımdan yüz çevirirse o benden değildir.” (17)

–“Eğer beni seviyorsan, bir destek ve koruyucu olarak fa­kirliği benimsemeye hazırlan. Çünkü fakirlik beni seven­ler için, hedefine doğru koşan(ve önüne gelen her şeyi sürükleyip götüren) selden daha süratli (bir ileticidir)”. (18)

–“Ben ve yetime arka çıkan, cennette şu iki parmağım gi-

bi yan yana olacağız.” (19)

“Şu bir gerçek ki Allah bana ve Ehlibeytime sadaka (dan yararlanma)yı haram kılmıştır. (20)

(14) İbn Sâ’d, Tabakat, C.l, S. 23.

(15) Buhari, Sahih, Selât.

(16) İbn Sâ’d, Tabakat, C.l, S.465.

(17) Buhari, Sahih, Talak, 26; Müslim, Sahih, Zühd, 42; Tirmizi, Sünen, Birr, 14.

(18) Tirmizi, Sahih, Zühd. 36.

(19) Buhari, Sahih, Nikah, 90; Dârîmi, Sünen nikah, 3; İbn Sâ’d, C. 1, S. 372.

(20) İbn Sa d, Tabakat. C.1, S. 390.

–“Gözlerim uyur, ama Kalbim uyumaz”.(21)

–“Rabbimi, güzel bir delikanlı(Genç)şeklinde gördüm”. (22)

–“Rabbimi, Rabbimle anladım”. (23)

— “Rüyada Beni gören, gerçekten görmüş olur; çünkü Şey­tan Benim şeklime giremez.”(24)

–“Allah önce (Benim) Ruhumu yarattı. Allah, önce (Benim) Nurumu yarattı, Allah, önce kalemi yarattı. Allah, Önce aklı yarattı”.(25)

(Dördünden de maksat, Resûlullah’tır. Resûlullah’m Hakikati-Hakikat-ı Muhammediye; ilk Ruh, en büyük Ruh’tur.)

— “Hiç şüphe yok ki ben de şakalaşır, latife ederim; fakat bunu yaparken de hakikatten gayrı bir şey söylemem. “(26)

–“Beni ölümümden sonra ziyaret eden, hayatımda ziyaret etmiş gibidir.”(27)

— “Şu bir gerçek ki, şeytan bana benzeme gücünden mah­rumdur. O halde, beni rüyada gören gerçekten görmüş sayılır.” (28)

(21) Buhari, Sahih,Tehecciid-16, Menakıb-24; İbn Hanbel, C. 2, S. 251.

(22) Sürül Esrâr, S.74. Seyyid Abdülkadir GeylaniRahmet Yayın. 1967-İstanbul

(23) Sırrül Esrar. S.75, Seyyid Abdülkadir Geylani,

Ayrıca Hz.Ömer, bu konuda der ki:”Kalbim, Rabbımı, Rabbimin Nuru ile gördü”. (Bkz. aynı eser, S. 54).

(24) Sırrül Esrar, S. 124. Seyyid Abdülkadir Geylani Rahmet Yayınları 1967. İstanbul

(25) Acluni C1, S. 265; El Kaari, Şerhüş-Şifa, C. 1, S. 505; Sırrül Esrar, AbdüIkadir Geylani,

(26) Taberani’den naklen Aclûni,C. 1, S. 234.

(27) Ali el Kâri, C. 1, S.149.

(28) İbn Sâ’d,Tabakat,C1,S.417; Buhari, Sahih, Tabir,10.

 

–“Ümmetim içinden bana en şiddetli sevgiyi besleyenlerden bir insan grubu da benden sonra gelecektir. Onların her biri çoluk çocuk ve malı-mülkü pahasına beni görmek arzusuyla coşar.” (29)

–“Bir kol kemiği veya paçadan yapılmış bir yemeği yemek üzere davet edilsem giderim; bir kol kemiği veya bir parça hediye edilse kabullenirim.” (30)

–“Benim Allah ile Öyle özel bir beraberlik vaktim vardır ­ki, o zamanda beni ne bir yüksek dereceli melek anlayıp kavrayabilir, ne de gönderilmiş herhangi bir peygamber”(31)

–“Ben, ilim beldesiyim; Ali de o beldenin kapısıdır.”(3 2)

— “Namazımı evimde kılmak, mescidde kılmaktan bana daha sevimlidir. Ancak farz namazlar müstesnadır. “(33)

–“Ben kimin efendisi isem, Ali de onun efendisidir.”(34)

–“Mahşer günü Kevser Havuzu’nun başına geleceğim. Ve sen, ey Ali, havuz başında yönetici olacaksın. Hasan ile  Hüseyin de sâkilik yapıp su dağıtacaklar.”(35)

(29) Müslim’den naklen Kadı iyaz, C. 2, S. 567.

(30) İbn Sâ’d, Tabakat, C.1, S. 371; Tirmizi, Şemail, 163.

(31) Tirmizi’den naklen Aclûni, C. 2, S. 173.

(32) İbn Mâce, Sünen, Mukaddime 11.

(33) İbn Mâce, Sünen, Salâti Tirmizi, Şemail, 142.

(34) Ali el Kâri, C.l, S.511.

(35) Kundûzi, 265.

—– “Ben, kendimden önce hiçbir peygambere verilmeyen beş şeyle lütuflandırıldım:

1. Düşman kalbine bir aylık mesafeden korku salmakla desteklendim.

2. Bütün yeryüzü benim için ibadethane ve temiz kılındı. O halde benim ümmetimden bir kişi, zamanının kendisine ulaştığı yerde namazını kılıversin,

3. Harp ganimetleri bana helal kılındı. Oysa ki benden önce hiç kimseye helal kılınmamıştır.

4. Bana, ümmetimin günahkarlarına şefaat etme izni verildi.

5. Her peygamber yalnız kendi kavmine gönderildiği halde ben tüm insanlığa gönderildim. (36)

—–“Ben öğretmen (muallim) alarak gönderildim.” (37)

—- “Ben, tövbe ve merhamet peygamberiyim.”(38)

—–“Meryem oğlu İsa’ya insanların en yakını benim. Ve benimle İsa arasında nebi yoktur. Peygamberler; anaları ayrı, babaları bir evlatlardır.”(39)

—–“Varlığımı elinde tutan kudrete yemin ederim ki, faraza Musa sizin içinizde yeniden zuhur etse ve beni bırakıp da O’na uysanız sapmış olursunuz. Şu bir gerçek ki, siz ümmetler içinde benim payımsınız. Ve ben de Nebiler içinden sizin payınızım.”(40)

—–“Şu bir gerçek ki bana lütfedilen en büyük mucize, Allah tarafından bana vahyedilen Kur’an’dır. Umarım ki mah­şerde, bütün peygamberler içinde ümmeti en kalabalık olan ben olurum.”(41)

(36) Buhari, Sahih,Teyemmüm, 1; Selât, 56, Cihad, 122; Tâbir, 11.

(37) İbn Mâce, Sünen, Mukaddime, 17; Darimi, C. 1, S. 98-100.

(38) Kendi Dilinden Son Peygamber, Y.N.Öztürk, S. 295.

(39) Ebu Dâvud, Sünen, Sünnet, I3.

(40) İbn Hanbel, Müsned, C. 3, S. 471; C.4, S. 266.

(41) Buhari, Sahih, Kur’an’ın Faziletleri.

_____ “Şu  bir gerçek ki ben Haniflik, hoşgörü ve kolaylık peygamberi olarak gönderildim.”(42)

_____”Ben rahmet ve mücadelenin peygamberiyim.”(43)

_____ “Ben, ümmi bir  topluluk içinde gönderildim.”(44)

_____ “Ben, okuyan biri değilim.” (45)

_____ “Ben, Rabbimin bana öğrettiği dışında bir şey bilmem,”(46)

_____ “Ben sizin için bir faratım, (47) Ve ben sisin başınızda bir şehidim. Allah’a yemin ederim ki, şu anda, bana mahşerde verilecek olan havzıma bakıyorum. Ve yeryüzü hazinelerinin anahtarları da bana verilmiştir. Allah’a yemin olsun ki, ben sizin benden sonra tekrar putperestliğe düşeceğinden korkmuyorum. Benim korkum, sizin, benden sonra, dünya malı hırsıyla birbirinize düşmenizdir.”(48)

_____”Faraza Musa ve İsa bugün yaşasalardı bana uymak, beni izlemek onların da görevi olacaktı.”(49)

_____”Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi. ‘Kadınlar, güzel koku ve Namaz ki gözümün aydınlığı ona konmuştur.”(50)

_____”Allah’a yemin olsun ki; ben, hem gökte Emin’im hem de yeryüzünde Emin’im.”(51)

(42) İbn Hanbel, Müsned, C. 5, S. 266; Buhari, Sahih, İman, 29; Tirmizi, Sa­hih, Menakıb 32.

(43) İbn Sâ’d, Tabakat C, 1, S. 105.

(44) Tirmizi, Sünen; Kur’an, 9; İbn Hanbel, C. 5, S. 132.

(45) Buhari, Sahih, Bed’ul Vahy, 3; Müslim, Sahih, İman252.

(46) Kadi İyaz, C. 2, S. 734.

(47) Farat: Ruhsal azık ve içecek sunan.

(48) Kadı İyaz, C. l, S. 221.

(49) İbn Hanbel, Müsned, C. 3, S. 471; C. 4, S. 266.

(50) İbn Sâ’d,Tabakat, C. 1, S. 398; Nesai, Sünen, Nisa, 1; İbn Arabi, Füsus, (Muhammed bölümü).

(51) Kadı İyaz, C. l, S. 172-173.

— “Allah’a yemin ederim ki, sizin adınıza korktuğum şey, yoksulluk değildir. Sizin için korktuğum şudur: Dünya, tüm nimetleriyle Önünüze serilecek ve tıpkı önceki ümmetler gibi, nimetler yüzünden çekişeceksiniz. Ve tıpkı önceki ümmetlerde olduğu gibi nimetler sizi mahvedecek.”(51)

— “Şu bir gerçek ki, ben bir insanım. O halde size dininizle ilgili bir şey emrettiğimde onu alın, ona yapışın; ama si­ze kendi görüşüm olarak bir şey buyurduğumda unut­mayın ki ben bir insanım.”(52)

— “Şu bir gerçek ki, her ümmetin bir fitnesi vardır; benim ümmetimin fitnesi de maldır.”(53)

— “Ey insanlar! Sizin için korktuğum tek şey, Allah’ın, Önünüze çıkaracağı dünya süs ve nimetleridir. Bir malı hakkı olarak elde edene o mal mübarek kılınır. Fakat hakkı olmayan bir mala el koyan kişi hep yiyen, ama hiç doymayan birine benzer.” (54)

— “Ben ve şu yavrusunu bağrına basan, yanakları güneş ve rüzgardan yanıp kavrulmuş kadın kıyamet günü iki parmağım gibi yan yana olacağız.”(55)

— “Dünyaya ilişkin meselelerinizi siz benden daha iyi bilir siniz.” (56)

— “İran ve Bizans hazineleri elinize geçtiğinde nasıl bir topluluk haline geleceğinizi biliyor musunuz? Allah’ın İstediği topluluktan başka bir şey olacaksınız o zaman. Çekişeceksiniz, hasetleneceksiniz, birbirinize sırt çevireceksiniz ve nihayet kin ve öfkeyle birbirinize girip muhacirlerin barınaklarına üşüşerek birbirinizin boynunu vuracaksınız.”(57)

(51) İbn Mâce, Sünen, Fiten, 18.

(52) Kadı İyaz, C. 2, S. 870-71.

(53) Tirmizi, Sünen, Zühd, 26.

(54) İbn Mâce, Sünen, fiten. 18.

(55) Ebu Davud, Sünen, Edeb, 121; İbn Hanbel, C. 6, S. 29.

(56) Kadı İyaz, C. 2, S. 870-71.

(57) İbn Mâce, Sünen, fîten.  18.

— “Ben, dayanıp yaslanarak yemek yemem.” (58)

— “Benliğim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, hiç biriniz, ben ona ebeveyninden ve çocuklarından daha sevgili olmadıkça, imanda kemale eremez.” (59)

— “Bana bir kez selât ve selam edene Allah bu yüzden on kez selât ve selâm eder.”(60)

— “Bana selât ve selâm getirin. Çünkü bu sizin temizlenip arınmanıza bir ve vesiledir.” (6 1)

— “Allah için, kimsenin maruz kalmadığı korkulara maruz kaldım; Allah için, kimsenin maruz kalmadığı eziyetlere uğratıldım.”(62)

— “Ey önce olanların en öncesi Allah’ım,

Ey sonra olacakların en sonrası Allah’ım,

Ey sonsuz kudretin sahibi olan Allah’ım,

Ey yoksulların, çaresizlerin, kimsesizlerin sığınağı ve

koruyucusu olan Allah’ım,

Ey merhametlerin en merhametlisi olan Allah’ım!..”(63)

n    “Ey Hayy ve Kayyûm olan Allah’ım. Yalnız senin rahmetinden yardım dilerim. Allah’ım, beni, bir an bile nefsimin eline bırakma ve her işimi hayırlı hale getir.”(64

n    “Ben,kendim için hoş görmediğim bir şeyi sizin için asla

istemem.”(65)

–Allah’ım, hem zenginlik fitnesinin şerrinden, hem de fa­kirlik fitnesinden sana sığınırım.”(66)

(58) Tirmizi, Sünen, Şemail, 72.

(59) Buhari, Sahih, İman, 8; Müslim, Sahih, İman, 69.

(60) Ebu Davud, Sünen, vitr, 26; Müslim, Sahih, Selât 11.

(61) İbn Hanbel, Müsned, C. 3, S. 26.

(62) Tirmizi, Sünen, Kıyamet; Tirmizi, Şemail, 70

(63) Ebu Âlem, S. 254; İbn Hanbel, Müsnedu Ali.

(64) Ebu Âlem, S.253.

(65) İbn Sâ’d, Tabakat, C.l, S. 393.

(66) Buhari, Sahih, Daavat, 39. 44-46.

 

— “Bizim ve her şeyin Rabbi olan Allah’ım; Tevrat’ı İncil’i, Kur’an’ı indiren Allah’ım. Tohumun bağrından filizi, çekirdeğin karnından ağacı çıkaran sensin. Varlıkların, senin, elinde olan her türlü canlının şerrinden sana sığı­nırım. Sen, en öncesin ve senden önce bir şey yoktur. Sen en sonsun ve senden sonra bir şey yoktur. Zahir olan sensin ve senin üstünde bir şey yoktur. Bâtın olan sensin ve senin yanında da bir şey yoktur. Resulün Muhammed’e ve onun Ehl-i Beyt’ine selât ve selâm et. Beni borçtan azat et, fakirliğe boyun eğdirme. Her işimi kolaylaştır, ey merhametlilerin en merhametlisi!..”(67)

— “Gözünüzü açın! Ben Allah’ın sevgilisiyim, bununla bö­bürlenmem.

Ben, kıyamet gününde, Âdem’den bana kadar gelmiş bü­tün Peygamberlerin altında toplanacakları Hamd San­cağı (Livâu’l Hamd)nın sahibiyim. Bununla da böbür­lenmem.

Kıyamet günü ilk şefaat edecek ve şefaati ilk kabul edi­lecek olan da benim. Bununla da böbürlenmem.

Cennetin kapısını ilk açacak olan benim, bununla da böbürlenmem.

Açılan cennet kapısından, yanımda mü’minlerin fakirleri olduğu halde, ilk girecek olan da benim. Bununla da bö­bürlenmem.

Allah katında, gelmiş ve gelecek bütün insanların en şe­reflisi, en yücesi benim. Ben, bununla da böbürlenmem.”(68)

(67) Ebu Âlem , S. 253.

(68) Buhari, Sahih, Mukaddime.

— “Benim bildiğimi bilseydiniz, hiç kuşkusuz çok az güler ve çok fazla ağlardınız. “(70)

— “Ben, sizin münasebet halinde olmadığınız varlıklarla söz ve duygu ilişkisi içindeyim.”(71)

— “Ben, Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı?”(72)

— “Şefaatim, ümmetimin büyük günah işleyenleri için kullanılacaktır.”(73)

–“Şunu kesinlikle bilin ki içinizden size şu niteliklerde bir peygamber gelmiştir: Zayıf ve güçsüz değildir. Tembel de değildir. ‘Kapalı ve örtülü gönülleri mutlaka açar, kör gözlere mutlaka aydınlık getirir, duymaz kulakları mutlaka duyar hale sokar. Çarpıtıp eğritilen sünnetidoğrultup düzeltir. Öyle ki:”Allah’tan başka ilah yoktur, O tek ve eşsizdir” diye kabul edilir. “(74)

— “Beni, edep dersi vererek eğiten, doğrudan doğruya Rabbim oldu. Ve O beni çok güzel eğitti.”(75)

— “Şu bir gerçek ki ben sizin için çocuğun yanındaki babası gibiyim; sizi eğitir, öğrentirim.”(76)

— “Siz; f ırka fırka, parça parça bir haldeydiniz; Allah benim sayemde sizi bir ülfetle kaynaştırıp birleştirdi.” (77)

 

(70) Tecrid Tercümesi, C.11, S.114.

(71) İbn Sâ’d, Tabakat, C. l, S.395.

(72) İbn Sâd, Tabakat, C.1, S.384, C.2, S. 209.

(73) Tirmizi   Sünen,   Kıyamet, 11;   İbn   Mâce,   Zühd, 37, İbn   Hanbel, C. 3, S.213

(74) Darimi, Sünen, Meb’usun-Nebİ; İbn Sâ’d, C. l, S. 362.

(75) Aclûni, C. l, S. 70.

(76) Ebu Dâvud, Sünen, Tahare, 4.

(77) Buhari, Sahih, Megazi , 56.

— “İstisnasız bütün müminlere ben, dünya ve âhiret işlerinde kendilerinden daha yakınım, daha merhametliyim. İs­terseniz, delil olarak Allah’ın şu Âyetini okuyun: “Pey­gamber, Mü’minlere öz benliklerinden daha yakın veda­ha müşfiktir. Peygamberin hanımları da o Mü’minlerin anneleridir…” O halde her hangi bir Mü’min ölür de borç, yahut fakir bir aile bırakırsa o aile bana gelsin, ben onun velisiyim.”(78)

—– “Ben sizin, Allah’ı en iyi bileniniz ve ondan en çok korkanınızım.”(79)

—– “Ben, ahlaki güzelliği tamamlamak için gönderildim.”(80)

—–“Her peygamberin mutlaka kabul edilen müstesna bir duası vardır. Ben bu istisnai duamı, Allah nasip ederse, mahşer günü ümmetim için şefaat olarak kullanmak üze­re, saklıyorum.” (81)

—– “Hayatım sizin için rahmet ve berekettir: Huzurumda konuşursunuz, size cevap verilir. Ölünce de vefatım sizin için rahmet ve bereket olacaktır: Öldükten sonra amel­leriniz bana arz edilir ve ben bakarım: Eğer iyilik yap­mışsanız bunun için Allah’a hamd ederim. Eğer kötülük yapmışsanız Allah’tan affınızı dilerim.” (82)

(78) Buhari, Sahih, Feraiz, I5.

(79) Tirmizi, Sünen, Şemail, 151.

(80) Mâlik, Hüsnü l Hulk, 8.

(81) Darimi, Sünen, Rekâik; Kadı İyaz, C. l, S. 301.

(82) İbn Sâ’d, Tabakat, C. 2, S. 194.

Peygamberler Sultanı’nın esmâul hüsnada aynen yer alan isimleri şunlardır:(83)

1. Rauf: Çok acıyan, çok esirgeyen anlamındaki bu isim Kur’an’ın Tövbe sûresi 128. Âyetinde geçmektedir.

2. Rahim: Çok acıyan, çok bağışlayan, çok esirgeyen anlamında olup az önceki Âyette geçmektedir.

3. Aziz: Çok şerefli, çok onurlu, çok güçlü anlamında olup yine az önceki Âyette yer almaktadır.

4. Hak: Ölümsüz varlık, gerçek varlık anlamındaki bu kelime, Kur’an Sebe – 49, Zuhruf – 28 ve 29, Muhammed – 2 de geçmektedir.

5. Mübin: Apaçık, ayan-beyan anlamındaki bu ad Kur’an Hicr- 89, Hacc -49, Mülk – 26 da geçmektedir.

6. Nur: Aydınlık, aydınlatıcı anlamlarında kullanılan bu isim-sıfat Kur’an Mâide 15, Nur 35, (84) Zümer 69 da geç­mektedir.

7. Şehid: Şehid, müşahit, iyice bakıp iyice gören, kıya­met günü tanıklık eden anlamında olup Kur’an Nahl 89, Hacc 78, Nisa 41, Bakara 143’te geçmektedir.

8. Kerim: Bağışı çok, cömert, asil, yüce anlamlarındaki bu kelime, Son Resul’ün bir ad- sıfatı olarak Kur’an Haakka 40 ta geçmektedir.

9.Habir: Haber veren, bildiren, iyice bilen, öğrenenle öğreten arasında aracı olan anlamlarındaki bu isim-sıfat Pey­gamberimiz için Kur’an, Furkan sûresi 59 da geçmektedir.

(83) “Kendi dilinden son Peygamber, S. 65-66 Y. Nuri Öztürk”.

(84) Bu Âyette geçen Nur sözlerinden birincisi Allah’a, ikincisi, Hz.Peygambere işaret eder.

10.Şekûr: Çok şükreden anlamındaki bu ismin, Hz. Nuh için sıfat olarak kullanıldığını, ilgili Âyeti de vererek, az yukarıda göstermiştik. Bir Hadis-i şerif bu Tanrısal isim-sıfatın Son Peygamber için de geçerli olduğunu bize göstermektedir. Sözü geçen Hadis şudur: “Ben çok şükreden bir kul (şekûr) ol­mayayım mı?”(85)

11. Evvel: İlk önceden varolan, önceliği olan, varlığının başlangıcı olmayan, başlangıçta varolan anlamlarını taşıyan bu isim-sıfatın Allah Resulü için kullanıldığını, açıklamasını yap­tığımız esas Hadis metni içinde görmüştük. (86)

12. Âhir: Esmâul hüsnadan biri olan bu kelime son, son ana kadar varolan, varlığının sonu olmayan gibi anlamlara gel­mektedir. Bu isim-sıfatın Son Resul için kullanıldığını, yine yukarıdaki metinde görmüştük. (87)

13. Veli: Dost, yardımcı, koruyucu temsilci gibi anlam­lara gelen bu kelimenin Allah Resulü’nün bir sıfatı olarak hem hadislerde hem de bir Kur’an Âyetinde kullanıldığını görüyo­ruz. (88)

14. Zahir: Açık, dışta görülen, duyularla fark edilen gibi anlamları olan kelimenin Allah Resulü’nün bir isim-sıfatı ola­rak kullanıldığını az önce esas hadis metninde görmüştük.

15. Bâtın: Zahir kelimesinin tam zıddı anlamlar taşıyan bu isim-sıfat Allah’ın duyularımız tarafından fark edilmeyen aşkın varlığını ifade eder. Kelimenin bir isim-sıfat olarak Hz. Peygamber için de kullanıldığını az önce görmüştük.

 

(85) Buhari,, teheccüd, 6.

(86) Ayrıca bk: el-Kaari, 1/509-510.

(87) el-Kaari, aynı yer.

(88) Hadisler için bk. el-Kaari, 1/511, Âyet için bk. Maide, 55.

 

Hz. Ali’nin Cömert dilinden, Allah’ın Resulü Hz. Muhammed’in “Şemâil-i Şerife”sini vermeye çalışalım:

“Ne gözü rahatsız edecek kadar uzun, ne dikkat çekecek kadar kısaydı. Orta boyluydu. Saçları ne tam kıvırcık, ne tam dümdüzdü: Uzun ve dalgalıydı. Vücudu iri, kaba değildi. Yüzü tostoparlak, küçücük değildi. Beyaza yakın pembeydi. Gözleri simsiyahtı. Kirpikleri upuzundu. Mafsal ve omuz kemikleri inceydi. Göğsünden göbeğine kadar hafif kıllıydı. Vücudunun diğer yerlerinde kıl yoktu. Elleri ve ayakları inceydi. Yürüdü­ğü zaman âdeta ayak uçlarına basarak, süratli, koşar gibi yü­rürdü. O yürüdüğünde toprak önünden çekilir gibiydi. Bir yere bakacağı zaman bütün vücuduyla dönerek bakardı; başını çe­virerek bir yere baktığı görülmemiştir. İki omuzu arasında Nü­büvvet Mührü vardı.

İnsanların en cömerdi, en iyi kalplisi, en doğru sözlüsüydü. Emanete Onun kadar sadakat gösteren görülmemiştir. En yumuşak huylu insan O’ydu. En güzel geçinilecek insan O’ydu. O’nu ilk gören heybelinden titrerdi, fakat onunla bir sü­re beraber olunca O’na aşık olur, O’nun insanı kuşatan çekici­lik ve bağlayıcılığını söyler dururdu. Kısaca ben, bütün güzel­likleri kendinde toplayan bir insan olarak yalnız O’nu gör­düm.”

İbn Sad’de yer alan bir başka şemailden, burada yer almayan bazı bilgiler ekleyelim: “Yürüdüğü zaman âdeta bir ya­maçtan aşağı iner gibiydi. Öyle yürürdü ki ardından koşan bile zor yetişirdi. Yürürken sağa-sola asla bakmazdı. Bazen elbise­si bir ağaca filan takılırdı, yine geri dönmezdi. Bunu bilen müşrikler O’na gülecekleri zaman arkasından gülerlerdi. Bilir­lerdi ki geri dönüp bakmaz…

O’nun yüzüne bakanda şu kanaat doğardı: Güneş bu in­sanın yüzüne akmaktadır… Saçları, en kısa zamanda kulak yu­muşaklarını örtecek kadar uzundu. Bu saçlar siyahın, en güze­liydi. Öldüğü sırada bu siyah saçlara yirmi civarında beyaz tel karışmış bulunuyordu. Sakallarında ise daha fazla beyaz vardı. “Sakalınıza beyaz düştü, ey Allah’ın Resulü” diyenlere şöyle cevap verirdi: “Evet. Hud sûresi ve kardeşleri beni ihtiyarlattı.” Bu sözüyle O, Hud süresindeki beyanlardan kaynaklanan görevlerin ağırlığına dikkat çekiyordu.

Allah Resulü, üç tip saç bırakmıştır:

1. En kısa şekil: Bu, saçların kulaklarını örtecek kadar uzadığı zamanlardaki şeklidir.

2. Orta boy şekil: Bu da, saçlarının ensesine kadar indiği zamanki şeklidir.

3. En uzun şekil : Bu şekil, Allah Resulü’nün saçlarının omuzlarını örtecek kadar uzadığı zaman ortaya çıkan şeklidir. Bu son şekil için kaynaklar sahibi tabirleri olarak şöyle diyor­lar: Yebluğu menkibeyhi, yadribu menkibeyhi. Yani, saçları iki omuzuna dökülürdü. (89)

(89) Kendi dilinden son peygamber, Y. Nuri Öztürk, S. 46-47

← Önceki

Sonraki →