Tanrı Âdil’dir

Allah’ın güzel isimlerinden biri de “Ya Âdil”dir. Bu yüce özelliğinden dolayı Tanrı, “Kutsallaşmayı-Kâmilliği” Âdem’in çocuklarından isteyen her insana verir. Yeter ki çiğ insan, Tanrı’- sına yönelsin. O’na dönüş yollarını arasın. O’nu sevsin. O’na hizmet etsin.(lOl)

Hz.İsa’ya, Allah’ın oğlu diyenlere ise, Allahu taala Şöyle buyurmakta:

Ayrıca Benim Sahibem, (yani hanımım) yoktur“.(En’am-10l, Cin-3).

buyurmaktadır. (Benim sahibem, hanımım yok. O zaman Be­nim nasıl çocuğum oğlum-kızım olur?.. anlamınadır.) Çünkü Allah, cisim, suret ve cinsiyetten münezzeh, sınırsız, ezeli, ebedi ve daimi Tektir (Eşsiz Bir) Nur’dur.

Tanrı’nın Vücudu Nur’dur.(l02) Allah ne erkek ne de dişidir. Allah, cinsiyetten münezzeh ve mukaddes bir Nur’dur. İlâh’ın oğlu olsa, İlâh’ın oğlu da İlâh olur. İlâh’ın da sureti ol­maz. Şekli olmaz. İlâh yeyip, içip, uyumaz. İlâh ölmez. Öldü­rülemez.

“Lem yelid velem yuled – O Allah, doğurmadı ve doğmadı”. (İhlas-3)

Halbuki Hıristiyanlar, Meryem’in çocuğunun “Organik” bir cesed yani beşer olduğuna da inanmaktadırlar. Zaten Hz.İsa’nın cesedi; organizmadan, hücrelerden, kan, et ve Ke­mikten ibarettir. Bedenini, organik yapısını, Meryem’in vücu­dundan almıştır. Kanı vardır. Yemiş, içmiş, uyumuş, insanlar­la konuşmuştur.( 103) Halbuki İlâh, hiçbir beşer ile beşerin bir­biriyle konuştuğu gibi konuşmaz.

Kaldı ki, Hıristiyanlar İsa’nın Ruh cephesine-Ruh’ul Kudus’a da Oğul dememektedirler “Ruh, Allah’ın Ruhudur. Keli­mesidir ve İlâhi Nefesi”dir, demektedirler.

(101) “Bana kavuşmak isteyen çalışsın”. (Kehf 11O)

(102) “Allah, Göklerin ve yerin Nur’udur… Nur üzerine Nur’dur…” (Nur:35-36).

(103) Bkz. EKLER

O zaman İsa’nın, Âdemden-İlk İnsan’dan ne farkı kalır?.. Âdem de ‘organik yapı’ya sahip, ‘ceset ve İlâhi Ne­fese mazhar Ruh’tan ibaret değil mi?.. Âdem’in çocukları da ‘ceset’ ve ‘Ruh’tan ibaret değil mi?..

-“Meseli İsa indallahi kemeseli Âdeme… -İsa örneği, Allah indinde Âdem (İlk İnsan) örneği gibidir”. (Âl-i İmran-59)

buyuruluyor. İsa’nın babası yok. Âdem’in (İlk İnsan’ın) babası var mı?.. Allah, Âdem’i topraktan yapıp (104), sonra O’na Kutsal Nefesini üfürdü. İsa’nın bedenini de, Âdem’in çocukla­rından olan Meryem’in bedeninden türetti. Âdem’e (İlk İnsan’a) izafetle topraktandır. Aslı toprak olan Meryem’in be­deninden olan Hazret-i İsa’nın bedeni de aslı toprak olan Mer­yem’in bedenine izafetle (105) topraktır.

Hazret-i Mesih İsa’nın, Âdem’den hiçbir farkı yoktur. Âdem de, çocukları da, Meryem de, Oğlu İsa da toprak olan ‘beden’le, İlâhi Nefes olan ‘Ruh’tan ibarettir. Ruh, Allah’ın oğlu-kızı değildir. Ruh; Allah’ın Nefesi, Emri, Kelimesi (Sözü)’dür. Nur olan Kutsal Ruh, Allah’ın oğlu-kızı olmadığına göre; aslı toprak olan, organik bir madde olan; kanı-kemiği-eti olan, yeyen-içen, uyuyan beden; nasıl Tanrı’nın oğlu-kızı (106) olabilir?.. Nasıl olur da beden, Ruh’tan da ötede Tanrı, Rab olabilir?.. Bunlar artık bu çağda; anlamsız, gü­lünç safsatalardır.

Hıristiyanlar, İsa’nın bedenini tanrısallaştırmaya çalışıyor­lar. Ve büyük bir yanılgıya düşüyorlar. Zira bu çağ, bedenin de (insanın), maddenin de, tüm nesnelerin mahiyetinin -aslı cevherinin “Işık-Enerji” olduğunu ispatlamıştır. Bu Işık-Enerji’nin “özü ve Kaynağı” da, “Eşsiz, Kenarsız, Benzersiz, Bir-tek, Sonsuz Nur” olan “Allah, Rabbül Âlemin ve Evrenin ya­ratıcısıdır!..”

(104) Bkz. Kur’an-ı Kerim: Âl-i İmran -59.

(105) İzafet – izafeten: Maletme, bağlama, (bir şeye ya da kimseye) ili­şik olmak, bağlanmak, dayanmak.

(106) Yahudiler de Melekler, Allah’ın kızlarıdır derler. Bkz. Kur’an-ı Kerim: Nahl Suresi, Âyet-57.

İnsan bedenini ve tüm nesneleri (Âlemi ve içindekileri) atomlarına ayırsak; atomları da parçalasak; sonsuz tek bir Işık ve Enerjiden ibaret; “Kadim, Daimi ve Baki” bir “VARLIK” kalır.

Artık; yalnızca ‘İsa’nın bedeni yoğunlaşmış Nur’dur (Işık-Enerji’dir)’ yutturmacası ortadan kalkmıştır!..

Her şey ve her İnsanın bedeninin yoğunlaşmış Nur (Işık-Enerji) olduğu ispatlanmıştır. Doğru olan, bilimsel gerçekleri kabul etmektir.

Çağımız zamanı geçmiş, değerini yitirmiş Ortaçağ Man­tığı ve eskimiş felsefe safsataları Çağı değildir. Çağımız, bi­lim çağıdır. Hıristiyanların artık bu bilimsel gerçekleri ka­bul edip, yanılgılarından ve bu bilimle olan çelişkilerinden vazgeçmeleri lazımdır.

      İsa da, Kudsi Ruh taşıyan Kâmil İnsanlardan bir “İnsan-ı Kâmil-Olgun İnsan”dır. Allah’ın Peygamberlerinden bir Peygamber; Allah’ın emrini tebliğ edicidir.

← Önceki

Sonraki →