Üstün yada Zavallı İnsan

İnsan toprağına her türden hayvanın, bitkinin ve mâdenin cevheri, özü konulmuştur. Öyleyse Âdem (İNSAN), küçültülmüş bir âlemdir. Yani doğanın küçüğü. İnsanın topra­ğında (bedeninde), her bir vahşi hayvan ve bitkinin özü (cevhe­ri) mevcuttur. Onun için Allah, İnsan’a yani bedeni- beşeri ta­rafına; Doğadaki her iyi ve kötünün; Âdem’in (İlk insanın eşi Havva’nın) beden hamuruna ya da harcına herşey konmuş­tur.

“Esfele safilin – Alçakların en alçağı” (Tin -5).

ve

“İnne’l insane lezelûmen cehûla – İnsan; zalim, kötü ve cahildir.” (Ahzab – 72).

“İnsan, zalim ve kefurdur (inkarcı)”. (İbrahim -34)

“Nankör, inkarcı ve kötüdür”. (Âdiyat -6.İbrahim-34).

buyurmaktadır. Bu şekilde yermektedir.

Ama aynı İnsanı da “Ruh bakımından” yüceltmekte ve övmektedir:

İnsanı, yeryüzüne Halife yaptım (Allah adına iş gören yaptım).

Veleked kerremna beni Âdeme – Muhakkak Âdem evlat­larını tekrim (Şereflendirme) ettim”, (İsra – 70),

“Muhakkak İnsanı en güzel ( Takvim) surette yarat­tım. (Tin-4)

“İnsanı, Kendi suretimde yarattım“. (13)

(13) Buhari ve Müslim’den; Kudsi Hadisler, C.l, S.172, Madve Yayın. 1991-İstanbul.

 

 

 

İnsan bedeni, kâinatın özüdür. Ağacın çekirdeğinde ağacın tüm özellikleri gizli olduğu gibi; İnsanın bedeninde de doğanın tamamı gizlenmiştir. O nedenle, bir vahşi hayvan; yaşadığı sürece, rastladığı en çok üç beş insanı öldürebilir. Can alır. Halbuki insan, yüz binlerce insanı öldürebilir. (14) Çünkü in­sanda her türden vahşi hayvanın özü vardır.

Aynı zamanda her iyi bitki, hayvan ve maddenin özü, özelliği de vardır. Bu durumda, ‘küçültülmüş bir evren’dir. Külli bir durumu vardır. İnsandaki çelişki de bu sırdandır, insanda da doğadaki gibi bir düalizm-ikileme, çelişki vardır. Diyalektik bir durum arz eder. (15)

İç güdüler:

a) Şiddet, saldırganlık, öfke iç güdüsü: (Kurt, köpek, Yılan)

Yılan, haince sokar, ihanet özelliği taşımaktadır.

Tilki, kurnazlık özelliği taşır.

Köpek, kedi, kurt, sırtlan, pars, kaplan v.b. “şiddet, öfke ve saldırganlık” özelliğini taşır.

b) Seks içgüdüsü.

c) Menfaat içgüdüsü.

d) Sahip olma içgüdüsü: Bu özellikten dolayı türlü hile, dolandırıcılık, kurnazlık, gereğinde kaba kuvvet kullanma… Sonunda statükoyu kurup hükmetme. Emretme. Reislik ve sonunda “tekebbür büyüklerime ve enâniyet”; egoizm, benlik, bencillik…

Daha nice hayvanların her bir huyu insanın hamurunda mevcuttur.

(14) Tarihte Nemrut’lar, Firavunlar, Sezar’lar, Hitler, Stalin, Kristof Kolomb tek kişiler ama; yüz binlerce hatta milyonlarca insan öldür­müşlerdir.

(15) Bu nedenle insan; hem iyilik yapar, hem kötülük. Hem şiddet gös­terir; hem merhamet, hem öfkelidir, hem de şefkatli. Sertolmasının yanı sıra, yumuşaktır da…

Ayrıca insana Ruhun üfürülmesinden başka iki şey daha “İl­ham edilmiştir”: “Fücur ve Takva”. (16) Fücur, Şeytani sıfat; Takva, Rahmani, Ruhani, Meleki Sıfattır.

Ruh, Rahman’ın, Zâti olan ulvi ve mukaddes Sıfatı’dır. İlâhi Nefesidir. Kelimesi, Sözüdür. Emri’dir. Kur’an gibi… Kur’an, Allah’ın Mukaddes ve Ulyâ-Yüce Sözü’dür. Emri’dir. Ruh, Al­lah’ın Emri ve Sözü’dür.

“Kölirruhü min emri Rabbi – De ki, Ruh, Rabbimin em­rinden (Yani Emri)”, (İsra-85).

“Venefehtü fihi min Ruhi – İnsanın içine Ruhumdan üfürdüm.” (Sad-72).

Üfürük, Tanrı’nın Nuru ve Sesi’dir. Üfürmede, Allah’tan bir şey çıkmıştır. Üfürmede muhakkak ‘ses’ çıkar. “Ruhum”, buyuruyor: Yani Ruhullah!.. Ruha, Emrim ve Nefesim buyu­ruyor. Ve hep Zâtına izafe ediyor. Yani Zâtına ait kılıyor. Ruh, ‘Zât-ı Akdes’ olan Allah’ın ezeli, kadim ışığıdır. Zâtında cem ediyor (topluyor). Işığını gerekirse âleme salıyor. Tıpkı Güneş ve ışığı gibi.

(16) “Felhemeha fücureha ve takvaha – Biz insan’a fücuru (anarşizmi de, Takva’yı (iyiliği, kötülükten sakınmayı) da ilham ettik”.(Şems-8).

← Önceki

Sonraki →