YÜCE MUHAMMED’LE İLGİLİ “KUDSİ HADİSLER”

—–  “Sen olmasaydın felekleri yaratmazdım”.(1)

—–  “Muhammed’in Ruhunu yüzümün Nurundan yaptım (hal kettim)”.(2)

—–  “Cebrail bana geldi ve dedi ki: “Allah sana selam gön deriyor ve şöyle buyuruyor; Ben seni dölleyen soya,  taşıyan rahme, saran kucağa cehennemi haram kılmış bulunmaktayım. (3)

—–  “Bana bir melek gelip dedi ki: “Rabbin sana selam

gönderiyor ve diyor ki: İstersen hükümdar-peygamber ol, istersen köle-peygamber. Nasıl istersen öyle ol. “Ben şöyle cevap verdim: Köle-peygamber olmak is­terim.” İşte bunun içindir ki ben köleler gibi yer, köle­ler gibi otururum.”(4)

—– “Rabbim bana, Mekke vadilerindeki sel artıklarını benim için altına çevirmeyi teklif etti de, ben şöyle cevap verdim: “Hayır, Rabbim! Ben böyle bir şeyi değil, bir

gün tok, bir gün aç olmayı isterim: Aç kaldığım gün sana yakarıp sığınırım; doyduğum gün ise sana hamdederim, şükrederim.”(5)

—–“Bana şu gerçek vahyedildi: Ben kısa bir süre sonra aranızdan alınacağım. Ve sonra siz birbirlerinin boyun­larını vurmuş zümreler halinde benim ardımdan Öbür âleme geleceksiniz.”(6)

(1) Aclûni, C2. S.163.

(2) Sırrül Esrar, Seyyid Abdülkadir Geylâni, S.-l9 Rahmet yayın. ÇevA. Akçiçek 1967-İstanbul,

(3) Suyûti, Leâli, C.l, S. 265.

(4) İbn Sa’d, Tabakat, C.l, S. 381.

(5) İbn Sa’d, Tabakat, C.l, S. 381.

(6) Buhari, Sahih, tevhid, S. 39; Nesai, Sünen, hayl, 1.

—  “Cebrail yeryüzüne indi ve bana şu şekilde selam verdi: Selam sana ey evvel, selam sana ey âhir, selam sa­na ey zahir, selam sana ey bâtın!”Bu davranışı yüzün­den Cebrail’i kınadım da şöyle dedim: “Bu sıfatlar be­nim gibi yaratılmış için nasıl kullanılabilir, EyCebrail?” Bunlar, Yaratıcının nitelikleri olup yalnız ona layıktırlar. “Cebrail dedi ki: “Ey Peygamber, şunu bil ki Allah bana, seni bu şekilde selamlamamı emretti. Çünkü yüce Yaratıcı seni bu niteliklerle yü­celtti ve seni bu sıfatlarla diğer peygamberlerin üstün­de bir mertebeye çıkardı. Allah sana kendi adından bir ad, kendi sıfatından bir sıfat ayırdı.Sana “evvel” dedi, çünkü sen yaradılış bakımından peygamberlerin ilki­sin. Sana “âhir” adını verdi, çünkü sen zaman bakı­mından bütün peygamberlerin en sonra geleni, en son topluluğa kadar her toplumun peygamberi ve “Nebile­rin sonuncusu”sun, Allah seni “bâtın” diye adlandır­dı, çünkü senin adını kendi adıyla birlikte, kırmızı nur­la arşın gövdesine yazdı. Hem de baban Âdemi yaratmazdan en az iki bin yıl önce. O sırada bana, senin üzerine selât ve selam getirmemi emretmişti de ben sa­na selât ve selam etmiştim. Hem de, ey Muhammed, bin yıl, sonra bin yıl daha. Ve nihayet seni müjdeleyici, uyarıcı, Allah’ın izniyle Hak yoluna çağırıcı ve aydınlatıcı kandil olarak yeryüzüne gönderdi. Allah seni “zahir” olarak da isimlendirmiştir; çünkü O, seni şu içinde bulunduğun, zamanda ortaya çıkardı, sana din konusunda bütün yardımları yaptı, din hususunda se­ni biricik önder kıldı ve senin tebliğ ettiğin düzenle birlikte senin üstünlüğünü de göklerdeki varlıklara ve yer yüzü sakinlerine iyice tanıttı. Bütün bu varlıklar içinde öylesi vardır ki yalnız sana selât ve selam için varolmuş tur. Allah da sana selât ve selam eder, ey Peygamber! Rabbin Mahmûd, sen de Mahmûd, Rabbin evvel, âhir, zahir, bâtın, sen de evvel, âhir, zahir ve bâtınsın.’ (7)

(7) Ali El Kâri Şerh’üş şifa,C.1 S.510

Kudsi hadisler Madve yayın. 1991 istanbul

← Önceki

Sonraki →