Sevgili Peygamberimizi Övmek

Salik, Peygamber Efendimizin (a.s.v.) kasidelerini öğrenecek ve bazen okuyacak.

 

Tanrı Yolcusu, Tanrı’nın biricik sevgilisi Hz. Peygamber (a.s.v.) için yazılmış bazı “güzel manzumeleri” ezberleyecek ve bazen okuyacaktır.

Çünkü Tanrı Yolunun temeli, “sevgiye” dayanır.Sevgisiz bir tek adım bile atılmaz. Bu sevgi, Tanrı sevgilisinin, (â.s.v.) sevgisidir. Çünkü O’nu en başta Tanrı sevmiştir. Ve sevgisin­den yaratmıştır.

Sevgili Peygamberimiz (a.s.v.) Tanrı’nın “ilk belirtisi, ilk Ruhu” dur. Güneş gibidir. Ruhların aslı, Ebi Mukaddes, yani Kutsal babadır. Tanrı’nın “Cemal Nuru”ndan peyda ol­muştur ve Tanrı’nın en büyük “aynasıdır“.

Zaten Efendimizin (a.s.v.) adları da hep “sevgi” ifade eder:

Muhammed; “övülen” ve “sevilen” anlamınadır. Mustafa; Tanrı tarafından “seçilen” demektir.

Tanrı O’nun hakkında,

     “Sen olmasaydın felekleri yaratmazdım!” (156)

buyurmuştur.

Bu durum, şu gerçeği açıklar: Güneş olmasaydı, kâinat olmazdı. Hakiki insan, Ruh veya Ruh-u Âzam da olmasaydı; insanlık ve Ruhlar Âlemi olamazdı. Daima bir “büyük ışık”lazımdır. Ayrıca bu durum, “Teklik sırrı” ndandır. Yıldızların, Güneşten yaratıldığı, yani aslının Güneş olduğu gibi; diğer ruhlar da “ilk” ve “büyük Ruh”, büyük ışık “Mustafa Gü­neşi”nden (a.s.v.) yaratılmışlardır.

Herşey, aslını sever. Bu nedenle insanlığın, Ruhların as­lı, büyük ve “gerçek insan” Muhammed (a.s.v.) sevmesi; hem tabiidir hem de mecburidir.

       O insan güzeli, güzeller güzeli Muhammedi sevmek; Tanrı’yı sevmektir. Çünkü O’nun aslı da (a.s.v.), sonsuz nur olan Tanrı Taala’dır.

“Ene minallahi ve’l Mü’minune minni- Ben Tanrı’danım, inananlar da benden”. (157)

Süleyman Çelebi’nin , “Mevlid”inde geçen “Kutsal Ha­dis”i bir kez analım:

“Zâtıma mir’at (ayna) edindim Zâtını,

Bileyazdım , adım ile adını..”

Lâilâhe illallah Muhammedün Resûlullah.

Tanrı Yolcusu, bu gerçekleri bilecektir. O, bize Rabbimizi en güzel şekilde bildiren ve öğretendir. O, insanlığı aydınlatan müşkilleri (zor durum) halledendir. En büyük Kutsal Kitap Kur’an-ı Kerim’i bize tebliğ eden sevgili Pey­gamberimizi (a.s.v.) çok sevecek, O’nun övgüsünü yapan güzel sözleri, şiirleri öğrenecek ve bazen okuyacaktır. Güzel bir sese sahipse, okuyacak; ya da dinleyecektir.

Böylelikle Peygambere (a.s.v.) sevgisi artar. Ruhu, kut­sal yolda “sonsuzluğa doğru” aşkla coşup hayli yol alır…

       “Sen Ahmed’i, Mahmud’u, Muhammed’sin efendim!

       Hak’tan bize gönderilmiş Sultan-ı Müeyyetsin Efen­dim!..” beyiti ne kadar güzeldir. Özellikle,

 

Muhabbetten Muhammed oldu hasıl.

          Muhammed’siz muhabbetten ne hâsıl!..”

 

Beyitleri, (Tanrı söyleyenlerden razı olsun) ne kadar güzeldir.

İşte Salik, bu tür Peygamber (a.s.v.) hakikati, güzelliği, ilmi, güzel ahlâkını yansıtan seçkin sözleri, hikmetli ve aşk dolu şiirleri öğrenmeli ve bazen okumalıdır.

Çünkü Tanrı’nın zikri kalbi dirilttiği gibi, Peygamberin (a.s.v.) zikri de muhabbeti artırır!.. Tüm Müslümanlar özellik­le Tasavvufçular bunu kabul eder, çok iyi bilirler.

Yüce Muhammed’siz (a.s.v.), Tanrı Yolunda, Tanrı’ya doğru bir tek adım atılmayacağını bilirler…

Çünkü O güzeller güzeli Tanrı Güneşi (a.s.v.), “Tanrı ışığı“dır. Tanrı’nın kapusu“dur…

Ulu ilâhımız bizi, Sevgilisi Muhammed Mustafa (a.s.v.) Efendimizin sevgisinden ayırmaya !..

-“İnnellezine yübayiûneke innema yübayiûnellah – Sa­na “biat” edenler, ancak Tanrı’ya biat ettiler.”{ Fetih-10)

Peygamberin (a.s.v.) kapusu da ; Mü’minlerin emiri Aliyyül Mürteza (k.v.) E fendim izdir. O da çok sevilecek ve sayılıp Övülecektir. Zaten Hz, Ali (k.v.), Hz. Muhmammed (a.s.v.) ayrılamaz. Ayıran kâfir olur.

” Ene medinetü’l ilmi ve Aliyyün bâbuha – Ben ilmin memleketiyim. Ali, kapusudur.” (158)

      “Ehl-i Beyt’imi (Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin Efendi­lerimiz.) Seven, Beni sever. Beni seven Allah’ı sevmiş olur.”(159)

“Ali’yyen minni ve ene minhü – Ali benden, Ben de Ali denim.”(160)

Hadis-i Şerifleri, sözlerimizin delilleridir. (161)

 

156) Acluni, C.2, S.163.

(157) Bkz. Sırrûl esrar, S.20 ve 75.

(158)  İbn Abbas (r.a)’den; Tirmizi, Sahih C.2, S.399. Suyûti, Camiussağir, C.l, S.108. ve diğerleri.

(159)  Ahmed b. Hanbel, Müsned, C.2, S.288. İbn Mâce, Sünen, C.l, S.51.

Camiussağir,C.2, S.58, Çev. Abdullah Aydın, İst.-1977.

(160)  Bera b. Azib’den; Tirmizi Tac Terc. B. Sadak, C.3, S.620.

(161)  Ayrıca Bkz. ” GÜNAHSIZLAR” Kâzim Yardımcı, 1992, Özmert Ofset, 1992 -Malatya.

← Önceki

Sonraki →