Kur’an’ı Kerimi Büyüklemek

Kur’an-ı Kerim’i tazim etmek.

 

 

Kur’ân-ı Kerim de; Tevrat, Zebur, İncil gibi Kutsal Tanrı Kitaplarıdır. Tanrı’nın Emri ve İlmidir. Tanrı bilgisi olan, Tanrı Kelâmıdır (sözüdür).

Söz, Tanrı’nındır. Bu nedenle Tanrı, “Kur’an okundu­ğunda susun!” yani siz konuşmayın! (81) Artık “Ben konu­şuyorum” buyurmaktadır.

Tanrı konuştuğu zaman, başkası konuşamaz. Söz, Al­lah’ındır. Tanrı’nın bildiğini, biz bilemeyiz. Tanrı Kur’an’da, “Kur’an okunduğu zaman inanmayanlar, Kur’an’a secde etmezler!” (82). Yani Onu, tazim etmezler. Büyüklenirler. Kendi akıllarını” beğenirler, demek istemektedir.

       Kur’an-ı tazim etmek, Onu hürmetle dinleyip, anlayıp Onun dediğini yapmaktır. Kişinin, kendi fikrine gitmemesi-dir.

       Ayrıca 0 (Kur’an-ı Kerim), yüksek ve temiz bir yerde ko­runacak. Okunurken, Tanrı’nın ismi anılacak ve göğüs berabe­rinde tutulacaktır.

       En önemlisi de O, iyi öğrenilecekTanrı’nın buyruğu anlaşılacak ve Onun buyurduğu gibi hareket edilecektirYoksa, Kur’an okunurken diz çöküpte; ardından Kur’an’ın menettiği şeyler, pervasızca (sakınmadan, çekinmeden) davranış­lar yapılmayacaktır!..

        Kur’an-ı Kerim’e, hıyanet edilmeyecek. Onu Müslüman, canından aziz bilecek ve gerekirse, Onun uğruna gözünü kırp­madan canını verecektir.

       Çünkü O, insanlığı aydınlatan, insanın bilmediğini öğre­ten çok Kutsal ve çok yüksek ilmi gerçekleri yansıtan, Tan­rı’nın son Kitabı’dır.

Tevrat, Zebur, İncil de, Tanrı’nın Kutsal Kitabı’dır.

    Onları da Müslümanların tazimi zorunludur. Ancak Tevrat, Zebur ve İncil, Kur’an-ı Kerim’de vardır!

   Biz Muhammediler, Kutsal Kitaplara ve Ben~i İsrail Peygamberlerine (a.s.) inanır, sever ve saygı duyarız…

Zira Tanrı’nın Dini, bir tanedir. (83) O da İslâm’dır.

    -“înneddine inhdallahi’l İslâm -Tanrı’nın yanında Din, İslâm’ (Gerçeği teslim, kabul etmek) dır. ” (Âl-i îmran-19).

Ayrıca Tanrı Kur’an-ı Kerim’de,

    -“Dinillah – Allah’ın Dini.” (Âl-i İmran-83)

buyurmaktadır.

     İsa Dini, Musa Dini, İbrahim Dini, Muhammed Dini, İsmail Dini, Nuh Dini… buyurmamaktadır.

     Demek ki, Tanrı’nın Dini “bir” tanedir!..

     Zaten, başka olamaz. Adı geçen Peygamberler, Tanrı’nın Dinini anlatan, O’na hizmet eden görevli, kutsal ve bilgin kişi­lerdir.

     -“Velâ tücadilu ehle’l kitabi illa billeti hiye ahsen,”

Bu Âyette TanrıMüslümanlara, -zalimleri müstesna-“Ehl-i Kitab ile güzel güzel mücadele etmemizi» yani tartış­madan öteye gitmememizi emretmektedir. (Ankebut-46)

Hazret-i Muhammed (a.s.v.) yeni bir Din getirmemiştir. İbrahim’e (a.s.), İsmail’e (a.s.) vahyolan, Musa (a.s.), Davut (a.s.) ve İsa (a.s.) gibi, O’na da vahyolunmuştur.

Hazret-i Muhammed (a.s.v.), İbrahimî’dir. Ve biz Muhammedîler, kendimizi “İbrahim Milleti” biliriz. (84) İb­rahim’in (a.s.) İlâh’ı, birtek İlâh’tır. O da Âlemlerin biricik Rabbı Allah’tır.

 

Hz. Muhammed de (a.s.v.), Hz. İbrahim, İsmail, Musa, Davud, İsa Aleyhisselamlar gibi, Müşrikleri ve Tanrı’yı inkâr edenleri; Tanrı’nın birliğine inanmaya ve O’nun buyruklarına göre, hareket etmeye çağırmış ve bunda büyük muvaffakiyet (basan) göstermiştir. Çok kısa bir zamanda, 100 milyondan fazla, taştan yapılmış putlara tapan Arapları, 100 milyondan fazla, Gök ve Yer İlâhlarına tapan Türkleri, 200 milyondan fazla Budha (Buda)’ya, ineğe ve Ganj nehrine tapan Hintlileri, 30 milyondan fazla, ateşe tapan İranlıları, 10 milyondan fazla, yıldızlara tapan Kürtleri, yine putlara tapan Berberileri, (85) 200 milyondan fazla, totemci Çinliler, aynca Filipinlerde ya­şayan insanlar, Hz.Muhammed (a.s.v.) sayesinde Tek İlah’a,Hz. İbrahim (a.s.)’e, İsmail’e (a.s.), İshak’a (a.s.), Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail ile tüm Meleklere, Ruha, Cennet ve Cehennem’e yani Maneviyat Âlemi’ne inanmışlardır. Ayrıca Yakub’a, Yusuf ‘a, Musa’ya, Davud’a, İsa’ya ve bunlara inen Tev­rat, Zebur ve İncil’e; Zekeriyya’ya, Yahya’ya, Eyyub’a, Nuh’a, Şit’e, Âdem’e (Onlara selam olsun) ve tüm Peygamberlere inanmışlardır.

     Nefsi müdafanın (saldırı karşısında kişinin, kendini sa­vunması) dışında, adam öldürmeyi en büyük günah bilmiş­lerdir. Zina, içki ve halkı sömürmeyi, çapulculuğu, tembelli­ği, pisliği kötü bilmişler; komşu hakkını gözetmeyi, insan haklarına ve insan düşüncesine saygıyı ve zayıf insanları görüp gözetmeyi iyi bilmişlerdir.

Kur’an-ı Kerim’in emirleri ile, insanlığı öğretmişlerdir.

Ben-i İsrail Peygamberlerinin de yaptığı bu değil miydi?.. Onlar da insanları, Tanrı Tekliğine, İbrahim Peygamberin (a.s.) Yoluna, Cebrail’e, Mâneviyat’a ve iyiliğe çağırmıyorlar mıydı?.. Onların da hizmeti, İbrahim Peygambere değil miy­di?..

 

Bu durumda Hz. Muhammed (a.s.v.), Musa (a.s.), Davud (a.s.) ve İsa (a.s.)’ın yaptıklanndan başka birşey mi yapmış­tır?..

Hazret’i Muhammed’in (a.s.v.) yaptığı; milyarlarca insana,Tanrı Tekliğini, İbrahim Peygamberi (a.s.), Cebrail’i, Mikail’i öğretmek ve Onlara doğruyolu göstermek; Ben-i İsrail Pey­gamberlerinin ve Onların temsilcileri Haham ve Ruhbanların vazifesi değil miydi?..

       Onların, İbrahim Peygamberden (a.s.) sonra; iki bin yılda yapmadığını; Hicaz’lı ve İbrahim Peygamber (a.s.) so­yundan olan Hz. Muhammed(a.s.v.) ve O’nun Dört İnançlı Arkadaşı Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali 53 yılda yapmışlardır.

Bu durumda Ehl’i Kitab’ın memnun olması gerekirken; bilakis bizi inkâra kalkışıyorlar!..

53 yılda bunca uluslar, Allah’ın birliğine, Hz. İbrahim’e (a.s.) ve Ben-î İsrail Peygamberlerine, Kutsal Tanrı Kitapları­na (Ahd-i Atik, Ahd-i Cedid). Cebrail, Mikail ve Ahirete iman ettirilmiştir. Allah’ın Peygamberi olmayan; Ben-i İsrail’in, Tevrat ve İncil Ehli’nin ve yüzbinlerce papazın 2000 yılda yapamadığını, 53 yılda yapamaz!..

Aslında Ehl-i Kitab da, Ehl-i Kur’an da, “İbrahim Milleti’“dir. Aramızda katı bir ayrılık yoktur!

Biz Ehl-i Kitabı kabul ediyoruz. Onlar bizi, anlamsız ola­rak inkâr ediyorlar.

      Bunca insanı İbrahimî eden, Hz. Muharnmed’e (a.s.v.) teşekkür edeceklerine, düşmanlık edip materyalistleri, din­sizleri sevindiriyorlar!..

       Hristiyan halkı kandırmak için hiç birşey bulamayınca; Peygamberimizin (a.s.v.) çok evliliğini ortaya atıyorlar!.. Yu­karıda da anlatıldığı gibi; İbrahim Peygambere (a.s.) yaptığı bunca hizmet var! Bunlar, nasıl inkâr edilebilir?..

 

       Hazret-i Muhammed’in sayesindedir ki bugün, İki Mil­yara yakın insan, Tanrı Tekliği’ne ve İbrahim Peygambere (a.s.), Ben-i İsrail Peygamberlerine (Onlara selâm olsun), Ceb­rail, Mikail ve Ahiret’e ve de Ahd-i Atik, Ahd-i Cedid’e inan­mışlardır. Yoksa şu anda, sadece bir milyar Hristiyan, bu say­dıklarıma inanmış olacaklardı!..

Tevrat, İncil, Zebur, araştırıldığında kolayca bulunabilen Kutsal Kitaplardır. Bu Kutsal Kitapların bir sayfasında,sara­haten (açıkça) “bir tek kadınla evlenebilir veya fazla kadınla evlenilmez!” diye bir Âyet var mıdır?..

Aynca Hz. İbrahim (a.s.), Hz. Davut (a.s.), Hz. Süleyman, Eyyub ve Yakup (a.s.) çok kadın almışlardır. Neden bunlar, çok kadın almakla peygamberlikten düşmüyorlar da Hz. Muhammed (A.s.v) düşüyor!? ayrıca her zamanın koşulları ve gelenekleri vardır. Peygamberler de beşerdir.

Tanrı kadını yaratmıştır. bu da Tanrının kullarına bir lütfu bir nimetidir. Ayrıca Arabistan’da kadınlar 9-10 yaşında buluğa( ergenlik çağına) ererler. 30 yaşına gelince ihtiyarlarlar. Avrupa’da 18-22 yaşında buluğ olurlar ve 60-70 yaşında kadar gebe kalabilirler.

Ben-i  İsrail Peygamberleri ve Hz. İsa a.s fazla kadın almadığı gibi, ayrıca bir sınırda getirmemiştir. peygamberimiz sınırlamıştır. 4 kadından fazlasını Kur’an-ı Kerim men etmiştir.(86) ayrıca peygamberimiz(a.s.v) gençliğinin gür devrini 40 yaşındaki bir dul kadın ile geçirmiştir. ondan sonra aldığı kadınlar hep dul ve kimsenin itibar etmediği kadınlardır. bir kısmı da dine hizmet için siyasi nedenlerle olmuştur.

  

Hülasa Hz.Muhammed(a.s.v.) Efendimiz, yeni bir din getirmemiş;Hz İbrahim’e  (a.s.) hizmet etmiştir. Hz. Musa’nın (a.s.), Davud’un (a.s.), İsa’nın (a.s.) hizmeti de İbrahim Peygamberedir.

 

Hz. Muhammed’in sayesinde, hep birlikte kavimler, 800 milyon insan; Tek Tanrı’yı, İbrahim Peygamberi, Cebrail’i ka­bul etmişlerdir!.. Gerçek, Güneş gibi meydandadır. Bu ger­çeği kabul etmeyen Hristiyan papazları, elbette ki; Hz. İsa’yı (a.s.) ve İncil’i inkâr eden Yahudiler gibi (gerçeği örtenler) olacaklardır!..

       İşte bu nedenle, Tanrı Tekliğini, İbrahim Peygambe­ri, Ben-i İsrail Peygamberlerini ve tüm Peygamberleri, Ceb­rail’i, Mikaili ve Melekleri, Ruhu, Cennet-Cehennem’i tas­dik eden, öğreten ve hiçbir Âyetine el değmemiş halde dün­yanın her yerinde aynısı okunan; adam öldürmeyi, -zalimle­ri müstesna-, Ehl-i Kitab ile harbetmeyi yasaklayan, fakir­lerin ve zayıfların hakkını gözeten, Tanrı’ya en güzel ibadet etmeyi (Namaz ve Oruc’u) Öğreten, Hz. Kur’an-ı Kerim ve O’nu insanlığa sunan Yüce Peygamber, Hz. Muhammed (a.s.v.) elbette ki çok çok sevilecek ve sayılacaktır!..

Selam Hazret-i Muhammed’e, İbrahim’e, Âdem’e, Nuh’a, İsmail’e, İshak’a, Musa’ya, Davud’a, İsa’ya; Ben-i İsrail Pey­gamberlerine…

 

Selam, tüm Peygamberlere…

 

Selam, Tanrı Tekliğine… Selam, Tüm Peygamberlere ve Dört Kitab’a inananlara!..

 

 

(81) Bkz. Araf Suresi, Âyet: 204

(82) Bkz. İnşikak Suresi, Âyet: 21.

(83)  Bak. İslam’da Mezhepler ve Yükseliş, “Din nedir îman nedir?”. Kazim YARDIMCI, Anadolu basımevi, izmir.

(84)  “Milleti îbrahime Henifa: İbrahimi’n Milleti, Mûslümandır”. (Nisa-125)

(85) Kuzey Afrika’da yasayan topluluklar

(86) ” Helal olan kadınlardan.. Dörde kadar alın o (kadın) lar arasında adalet yapamayacağınızdan korkarsanız ‘bir tane’ alın…” (Nisa -3)

← Önceki

Sonraki →