Semâ’, oyun değildir

Tanrı Yolcusu, bazen yeterince semâ’ etmelidir.

 

 

     Tanrı Yolcusu, arasıra yeterince Semâ’ edecektir. Semâ’, sağdan sola kollarını açarak dönmektir.

Kâbe’nin etrafında da sağdan sola dönülür. Anlamı: Tanrı Yüzü’nün her tarafta olduğudur;

-“Feeynema tevellu fesemme Vechu’llah – Hangi yöne dönerseniz, Allah’ın pak Yüzü o yöndedir. “(Bakara-115).

İslâm, Tanrı’yı bir yönde bilmez. O’nun Yüzünü her yön­de bilir ve her yönde arar. Bu nedenle, bütün evrenin de akışı­na uygun olarak (Gerçeği kabul etmiş anlamına) Müslüman kişi de, O’nu her yönde arar. O’na tek yön vermez. Hu Hu di­yerek döner, döner…

Her dönen, Mevlevidir. Mevlevîlik, “dönmek” anlamınadır. Mevlâna Hazretlerinin Tarikatına bu adı vermesi, bu sırdandır. Ancak,Mevleviler çok dönerler. Diğer Hak Yollarda olan Tanrı Yolcuları da, ara sıra yeterince dönecek; bu sırdan ve bu feyizden de yararlanacaktır. Yani Semâ’ (dönmek), yal­nızca Mevlâna Hazretlerinin Tarikatına mahsus değildir. Öyle bilinmelidir.

Seyyid Nesimi,

“îçeli Subbuh meyinden arş mest-ü, ferş mest-ü, kevkâb-i seyyare mest!”

Yani, “Sübhan olan Allah’ın Aşk Şarabı’nın verdiği aşk ile arş (Tanrı’nın Tahtı), Gökler, yıldızlar ve seyyareler (geze­genler) hep dönmektedirler. Ve bu nedenle hep mest – sarhoşdurlar.”

Şu halde tüm evren ve içindekiler; Güneş, Ay ve yıldız­lar, gökler, dünya dönmektedirler. Hep sağdan sola ve Tanrı Aşkı ile Tanrı’yı aramakta ve Tanrı’yı tavaf etmektedirler. Tıp­kı Tanrı Evi Kâbe’nin etrafında dönüldüğü gibi…

    Kâbe’de bu gerçek biçimlendirilmiştir.

      Aşıklara Semâ’ (dönmek), Farzdır. Kâbe’nin etrafında dönmenin Farz olduğu gibi…

Kendinde bir zerre Peygamber (a.s.v.) aşkı olan durmaz, hareket eder. Arar, tarar, döner, dolanır Rabbı’nın çevresinde, Tanrı’sını arar delice!..

Tıpkı zerrelerin (atomların) de hep döndüğü gibi…(115) Demek ki âlem de, âlemdekiler de hep dönmektedirler. Tanrı’nın ve Güzel Muhammed’in (a.s.v.) aşkı ile!..

Cemâleddin-i Halveti Hazretlerinin deyişleri ne kadar anlamlıdır:

“Sûfî mest olmuş safâdan, devreder Ya Hû deyu,

Tâ vücudun mülkine şerhola bu esrâr-ı Hû!”(l 16)

Allah Hû’nun tatlı sıcaklığını kalbinde bulan Tanrı Yol­cusu, zaten semâ’ etmeden duramaz! Muhakkak dönecektir. Hû Hû diye…

Tâ Hû’ya vanp, Hû’da yok oluncaya kadar!..

Hak’kın Cemâline karşı kelebek gibi çırpınacak, döne­cektir…

Tâ Celâli Aşk ateşi ile yanıp, Cemâlullah’la Cemâllenmeyi (Allah’ın sonsuz Güzelliğinde Güzelliği) buluncaya dek!..

 

(115)  Bir atom ilk bakışta, Güneş Sistemine benzer. Dünya ile gezegenler, güneşin çevresinde nasıl dönerlerse atomlar da bir çekirdeğin çevresinde dönen elektronlardan meydana gelmiştir. Mesela, Hidrojen atomunda, elektronun dönüş hızı, saniyede 2000 kilometredir. (Hayat Ansiklo. C.l, “Atom” maddesi).

(116)  “Sûfi(Tasavvufçu), kişiliğinin tüm varlığına Allah Hû’nun sırla-

rını yaymak için mutluluğun bütün sarhoşluğuyla “Ya Hû”deyip dönmektedir.”

← Önceki

Sonraki →