İki Yüzlülük

Münafık olmamak

Münafık, kâfirin (gerçeği örtenin) yani dinsizin en korkak ve alçak olanıdır. Kâfirden (gerçeği örtenden) daha kötüdür. En şiddetli kâfirdir.Çünkü dinsizliğini, dindarlardan gizlemekte, dindar görünmekte sahtekarlık yapmaktadır. Aynı zamanda yalancıdır. Yani yalancı müslümandır.

İnsanlar arasında, münafıktan daha alçak kişi düşünülemez. Müslümanlığa en büyük darbeyi bu yalancı Müslümanlar vurmaktadır.İçerdeki düşmandır. Caminin bile içine giren gizli dinsizdir.

Gerçek Müslüman, açık kâfire karşı her türlü tedbirini almış ve müteyakkızdır (dikkatlidir). Ancak münafık, Müslüman geçindiğinden ve hatta gerçek Müslümandan daha Müslüman göründüğünden; Müslümanların, buna karşı alacağı bir tedbir yoktur.

Keşif ehli (iç yapıların farkında) olan Velilerden başka, bunların münafık olduğunu bilen de bulunmaz. Tanrı, bunları tarif ederken;

"Onlar, Namaza üşenerek kalkarlar ve Allah'ı da az anarlar (zikrederler)!" (Nisa-142) buyurmaktadır.

Ayrıca "Bunların, Derk-i esfel'de (alçak bir çukurda) olduklarını da bildirir." (Nisa-145)

Tanrı, Peygamberine (a.s.v.) hitaben sûre -i Ahzab'ın ilk Âyetinde,

-"Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara uyma!"

buyuran Yüce Allah, kâfirlerle, münafıkları bir tutar.

Münafık , korktuğundan ve menfaati icabı, her toplumda, o toplumun rengine bürünür. Bir nevi ajandır. Müslümanlık için, bunlardan daha tehlikelisi yoktur!

Bunların alâmetlerinden (belirtilerinden) biri de, Müslümanlar kuvvetli olduğu zaman çok Müslüman geçinirler; ancak, Müslümanlar biraz dara düşünce hemencecik

kâfirlerle birleşirler. Ve dinsizlere,

-"Biz Müslümanlarla alay ediyorduk". (Bakara -14) derler. Bu durumları da Kur'an-ı Kerim ile sabittir.

Bir alâmetleri de,

Verdikleri sözlerinde durmaz, yalan söyler ve emanete hıyanet ederler!" (36)

Bu durumları da hem Kur'an-ı Kerim, hem de Hadis-i Şerif, Peygamber (a.s.v.) sözü' ile sabittir.

Gerçek Müslüman, zeki ve basiret sahibi olandır. Peygamberimiz (a.s.v.),

"Mü'minin ferasetinden, Allah'a sığının" (37) buyurmuştur.

Yani gerçek Mü'min feraset sahibidir. Münafığı derhal tanır. Münafığın en çok korktuğu ve sevmediği, İşte bu kendini tanıyan, feraset sahibi gerçek Müslümanlardır.

Ümmi, bilgisiz, şekilci Müslümanlarla oturup-kalkmayı tercih edip, onlara kendilerini sevdirmeye çalışırlar. Bazı fakir Müslümanlara Maddi yardım yaparak onların sempatisini kazanıp, gerçek Müslümanların üzerine kışkırtırlar. Gerçek Müslümanları türlü hile, demogoji ve iftiralarla ümmi ve fakir Müslümanların gözlerinden düşürmeye çalışırlar!..

Çünkü onlar, iyi bilirler ki; İslâm Dininin idealistleri kendilerini tanır, kendilerine uymaz ve İslâm Dininin gerçek müdafii (savunucusu) ve fedakârlarıdırlar.

işte münafıkların gayesi, bu gerçek idealist Müslümanları, İslâm camiasının (topluluğunun) gözünden düşürmektir. Türlü hile, desise (entrika), basit menfaatlarla fukara ve cahil halkı, kendi saflarına çekmeye çalışırlar.

Bu suretle İslâm kisvesi altında kendi mel'anetliklerini ve kötülüklerini icra edip, o muhitte (yerde), topluma hakim olmak; bu suretle,

-"Yesuddune an sebilillah - Tanrı'nın yolunu tıkamak"

(A'raf-45)

isterler.

İslâm'ın,

-"İyiyi emir, kötüyü men" ,(Tevbe-71)

kuralına tam aykırı olarak, kötüyü emir ve iyiyi men etmeye çalışırlar.

Tanrı, gerçek Müslümanları ve İslâm Âlemini, bu içimizdeki münafık nâmındaki Din ve toplum düşmanı alçakların şerrinden korusun!..

(36) Ebu Hureyre ve Abdullah b.Amr r. a.'den; Sahih-İ Buharı ve Tec. Sarih Tere. C. 1, S. 45, Diy.İşl. Bşk. Ya.. Ankara-1976.

{37} Ebu Said r.a.'den, Tirmizi (Ayrıca, Gazali, ihya, C.2, S.726).

Ayrıca Yüce Peygamberimiz (a.s.v.) buyurur: "Mü'min, birtek yılan deliğinden iki kere sokulmaz (yani 'ferasetli 'dir)". Kuteybe b. Sait, îbn Müseyyeb, Ebu Hureyre r.a.'den; Sahih-i Müslim, C.8, S.549, M. Sofuoğlu, ist.

Paylaş: