İNSAN-I KAMİLLE İLGİLİ ŞANLI AYETLER

—— (İnsan-ı Kâmil’e) Âdem’e bütün isimlerimi öğrettim. (Bakara -31).

 

——Meleklere : ‘Âdem’e (Olgun İnsana) secde edin’ demiştik. Hemen secde ettiler. Yalnız İblis (şeytan ) diretti, böbürlendi. Kâfir oldu. (Bakara-34).

 

——-İnni câilün fil’ardi halifeten – Yeryüzüne insanı, Tanrı adına işgören başkan kıldım. (Bakara-30).

 

——-Doğrusu biz  Seni gerçekle müjdeleyici uyarıcı olarak gönderdik. (Bakara-119).

 

——-Rabbi, bir zaman İbrahim’i bir takım kelimelerle sınamış, O da onları tamamlayınca ; ‘Seni insanlara İmam (önder, rehber) yapacağım’ buyurmuştu…(Bakara-124).

 

——Kendi içinizden. Size Âyetlerimi okuyan, Sizi temizleyen, Size Kitap ve Hikmeti ve bilmediklerinizi öğreten bir elçi (Resul, İnsan-ı Kâmil) gönderdik.  (Bakara-151).

 

——Köl inküntüm tühibbunallahe fettebiûnî… Eğer Allah’ı seviyorsanız bana biat edin (bağlanın) ki, Allah da sizi sevsin. (Âl-i İmran-31 ).

 

——İsa, Onlardan inkârı sezince : ‘Allah’a gitmek için kimler bana yardımcı olacak ?’ dedi. Havariler : ‘Biz Allah’ın yardımcılarıyız…’ dediler. (Âl-i İmran-52).

 

——Hiçbir insana yakışmaz ki, Allah Ona Kitab, hüküm ve Peygamberlik versin de (O) insanlara : ‘Allah’ı bırakıp bana kullar olun’ desin. Fakat O, …’Rabbaniler olun’ der. (Âl-i İmran-79).

 

——Allah Mü’minlerin Velisidir (dostudur).  (Âl-i İmran- 68).

 

——Hepiniz topluca Allah’ın ipine (İnsan-ı Kâmile) sarılın. Ayrılmayın. Allah’ın nimetini hatırlayın : Hani siz birbirinize düşman idiniz. O, kalplerinizi birleştirdi. Siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da O sizi kurtarmıştı. (Âl-i İmran-103).

 

——Sizden öyle bir topluluk bulunmalıdır ki : (Onlar) hayra çağırsınlar, iyiliği emretsinler, kötülükten vazgeçirmeye çalışsınlar. İşte Onlar, kurtuluşa erenlerdir’. (Âl-i İmran-104).

 

——Nice uyarıcı var ki ; kendileriyle âlimler çarpıştı da Allah yolunda başlarına gelenden dolayı yılmadılar, zayıflık göstermediler, boyun da eğmediler. Allah sabredenleri sever.

Sadece şöyle diyorlardı : ‘Rabbimiz, bizim günahlarımızı ve işimizde taşkınlığımızı bağışla, ayaklarımızı iyice diret, kâfir topluma karşı bize yardım et !’

Allah da onlara hem dünya karşılığını hem de âhiret karşılığının en güzelini verdi. Allah, güzel davrananları sever. (Âl-i İmran-146-147-148).

 

——Onlar, Allah katında derece derecedirler… (Âl-i İmran-163)

 

——Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanma ; hayır, Onlar diridirler. Rableri katında rızıklanmaktadırlar. (Âl-i İmran-169).

 

——Allah, Mü’minleri üzerinde bulunduğunuz halde bırakacak değildir. Pisi, temizden ayıklayacaktır. Ve Allah, size gaybı da bildirecek değildir. Fakat Allah, elçilerinden dilediğini seçer, (Onu, gaybe vakıf kılar), O halde Allah’a ve O’nun elçilerine inanın. Eğer inanır ve korunursanız, sizin için büyük mükâfat vardır. (Âl-i İmran-179).

 

——Rabbimiz, biz ‘‘Rabbimize’’ inanın diye çağıran bir ‘‘dâvetçi’’ işittik. Hemen inandık. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kusurlarımızı ört, iyilerle beraber canımızı al!’

‘‘Rabbimiz, bize, elçilerine vâdettiğini ver, kıyamet günü bizi yüzüstü bırakıp rezil etme. Zira, sen verdiğin sözden dönmezsin. ’’

Rableri, Onlara karşılık verdi: ‘‘Ben, sizden erkek, kadın hiçbir çalışanın amelini boşa çıkarmayacağım… Andolsun Onların kötülüklerini örteceğim, Onları altlarından ırmaklar akan Cennetlere sokacağım…’’  (Âl-i İmran -193-194-195).

 

——Bana (Resul) itaat eden, Allah’a itaat etmiştir. (Nisa-80).

 

——Her topluluktan (Ümmetten) birer şahid (getirildiğinde) Seni de şâhid olarak getirdiğimizde (durumları) nice olur?… (Nisa-41).

 

——İnkâr edenlerle, elçisine karşı çıkanlar; O gün yerin dibine geçirilmeyi isterler ve hiçbir söz gizleyemezler. (Nisa-42).

 

——-Biz hiçbir Elçiyi, Allah’ın izniyle itaat edilmekten başka bir hikmetle (gayeyle) göndermedik. Eğer Onlar, kendilerine zulmettikleri  zaman sana gelseler, Allah’tan günahlarını bağışlamasını isteseler ve Elçi de, Onların bağışlanmasını dileseydi; elbette Allah’ı affedici, merhametli bulurlardı.  (Nisa-64).

 

——Kim Allah’a ve Elçisine itaat ederse işte Onlar, Allah’ın nimet verdiği Peygamberler, Sıddıklar, Şehidler ve iyi kişilerle (Sâlihlerle) beraberdir. Onlar, ne güzel arkadaştır!… (Nisa – 69).

—— Onlar ki Allah’ı ve Elçilerini inkâr ederler. Allah ile Elçilerinin arasını ayırmak isterler, ’’Kimine inanırız, kimini inkâr ederiz ’’ derler. Bu ikisinin arasında bir yol tutmağa çalışanlar  (yok mu?) İşte onlar gerçek kâfirlerin ta kendileridir…(Nisa: 150-151)

—— Daha önce sana anlattığımız elçilere ve Sana anlatmadığımız elçilere de… Ve Allah, Musa ile konuşmuştu. (Nisa-164 ).

 

——Ey inananlar! Mü’minleri bırakıp; kâfirleri dost edinmeyin!…  (Nisa-144).

 

——Vebteu ileyhi’l Vesile – Tanrı’yı bulmak isteyen, Vesile’ye aracıya – uysun. (Maide-35).

 

——Havarilere: “Bana ve Elçime iman edin’’ diye vahyetmiştim. “İman ettik, Hakiki Müslümanlar olduğumuza sen şahid ol’’ demişlerdi. (Mâide-111).

 

——-“O ( Olgun İnsan )’na bir melek indirilmeli değil miydi?’’ dediler. Eğer bir melek indirseydik, iş bitirilmiş olurdu. Artık kendilerine hiç göz açtırılmazdı.

Eğer O’nu (Olgun İnsan-ı) Melek yapsaydık, O’nu da herhalde bir adam gösterir ve herhalde Onları yine düşmekte oldukları şüpheye düşürürdük.

Senden önce de elçilerimizle alay edilmişti. Fakat onlardan alay edenleri, alay ettikleri gerçek kuşatıverdi. (En’am:8-9-10).

——-Kendilerine kitap verdiklerimiz O’nu (Olgun İnsan’ı) öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Ama kendilerini ziyana uğratanlar inanmazlar. (En’am:20).

 

——Biz elçileri (Olgun İnsanları) mizi sâdece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak gönderiyoruz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse, Onlara korku yoktur ve Onlar üzülmeyeceklerdir. (En’am-48).

 

——Böylece biz Onların kimini kimi ile denedik ki: “Allah aramızda şunlara mı lütfu lâyık gördü?’’ desinler. Allah, şükredenleri daha iyi bilen  değil mi?… (En’am-53).

 

——İşte Onlar, (İnsan-ı Kâmil’ler, Olgun İnsan’lar ), Allah’ın hidâyet ettiği kimselerdir. Onların yoluna uy ve de ki: “Ben, ona karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O, sâdece âlemlere bir öğüttür.’’ (En’am-90).

 

——Doğrusu size Rabbinizden basiretler (Gönül gözleri) geldi. Artık kim görürse, yararı kendisine, kim de kör olursa zararı kendisinedir. Ben, sizin üzerinizde bekçi değilim. (En’am:104).

 

——Biz her uyarıcıya insan ve cin şeytanlarını böylece düşman yaptık. (En’am:112).

 

——Ölü iken kendisini dirittiğimiz, O’na insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimse; içinden çıkamaz bir halde karanlıklarda kalan kişi gibi olur mu?..(En’am-122).

 

——Ey cin ve İnsan topluluğu: İçinizden size Âyetlerimi antalan ve bu gününüzle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran elçiler gelmedi mi?”   “ Kendi aleyhimize şahidiz’’ dediler. Dünya hayatı kendilerini aldattı ve kendilerinin kâfir olduklarına şahitlik ettiler. (En’am:130).

 

——Kendilerine elçi gönderilmiş olanlara soracağız ve elbette gönderilen elçilere de soracağız. (A’raf: 6).

——-“Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir gelmesine şaştınız mı?…’’  (A’raf:69).

 

——-Sihirbazlar hep birden secdeye kapandılar “Âlemlerin Rabbine Musa ve Harun’un Rabbine İman ettik’’ dediler. (A’raf:120-122).

 

——-Vema remeyte iz remeyte ve lâkinnellahe rema – Sen atmadın, Sen atmadın. (Ya Muhammed), Allah attı. (Enfal:17).

 

——Ey iman edenler! Size, hayat verecek şeylere dâvet ettiği zaman Allah’ın ve Resûlü’nun çağrısına icabet edin (Koşun, kabul edin); Bilin ki şüphesiz Allah, kişi  ile kalbi arasına girer ve hakikaten yalnız O’na dönüp toparlanacaksınız. (Enfal: 24).

 

——-Ey Nebi, Sana da Mü’minlerden Sana biat edenlere de Allah yeter. (Enfal: 64).

 

——-İçlerinden bazıları da Nebi’ye eziyet ederler. “ O, (her söyleyeni dinleyen) bir kulaktır’’ derler. De ki: (O) Sizin için bir hayır kulağıdır. Allah’a inanır, Mü’minlere inanır. İçinizden iman edenler için de O bir Rahmet’tir. Allah’ın Resûlü’nü incitenlere acı bir azap vardır’’.         (Tevbe: 61).

 

——Mü’min erkekler de Mü’min kadınlar da bazıları, bazılarının Veli’sidirler. İyiliği emrederler, kötülükten men ederler; Namazı dosdoğru kılarlar; Zekâtı  verirler, Allah’a ve Resûlü’ne ittat ederler. İşte Onlara Allah rahmet edecektir. Allah, daima üstündür, hikmet sahibidir. (Tevbe: 71).

 

——-Andolsun içinizden size öyle (şerefli)  bir Resûl geldi ki: sizin sıkıntıya düşmeniz O’na çok ağır gelir. Haristir (üstünüze çok düşkündür) O. Mü’minlere Rauf  ve Rahim’dir. (Tevbe:128).

 

——-İçlerinden bir adama: “İnsanları uyar ve insanlara Rableri katında kendileri için bir doğruluk kademesi olduğunu müjdele!’’ diye vahyetmemiz insanlara tuhaf mı geldi? Kâfirler; Bu apaçık bir büyücüdür’’ dediler. ( Yunus : 2).

 

——-İyi bilinki Allah’ın ;Veli’lerine korku yoktur ve Onlar üzülmeyeceklerdir.

Onlar ki inandılar ve korundular.

Dünya hayatında da, Âhiret hayatında da müjde Onlara!…

Allah’ın kelimeleri değişmez. İşte bu büyük kurtuluştur. (Yunus:62-63-64).

 

——-Hud Suresi 25-26-27-28. Âyetler : Nuh A.S. ile toplumu (kavmi ) arasında geçen “İnsan-ı Kâmil – Olgun İnsan’ı” kabul edip etmeme konusunda geçen karşılıkla konuşma ile ilgili.

——-….Her toplumun (kavmin) bir hidâyet rehberi ( yol göstericisi ) vardır. (Ra’d-7).

 

——Allah yönelenleri kendisine iletir. (Ra’d. -27)

 

——Biz her gönderileni (Resûl ) kendi kavmimnin diliyle gönderdik ki Onlara apaçık anlatsın. (İbrahim-4)

 

——Andolsun biz Musa’yı : ‘Kavmini (toplumunu) karanlıklardan aydınlığa çıkar ve Onlara Allah’la geçen günlerini hatırlat’’ diye mucizelerle gönderdik ki, şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için sayısız Âyetler (işaretler, özellikler) vardır. (İbrahim-5).

 

——-Hatırla O ânı ki ; Rabbın meleklere : ‘Çın çın öten (ses veren) değişken bir balçıktan İnsan (beşer) yapacağım’’ demişti.

O’nu düzenlediğim ve Ruhumdan üfürdüğüm zaman hemen O’na secdeye kapanın’’.

Meleklerin hepsi topluca secde ettiler.

Yalnız İblis (şeytan) secde edenlerle beraber olmayı kabul etmedi. (Hicr : 28-29-30-31).

 

——-… Biz (hiçbir kimseye veya topluma) bir Elçi (veya uyarıcı ) göndermedikçe azap edici değiliz. (İsra-15).

 

——-Meleklere : ‘‘ Âdem’e secde edin !’’ demiştik. Secde ettiler. Yalnız İblis etmedi. ‘‘Ben çın ın öten topraktan yaptığın insan’a secde etmem’’ dedi.

Şu benden üstün yaptığın (insan da ) kim oluyormuş!

Andolsun eğer beni kıyamet gününe kadar ertelersen, O’nun evlatlarını –pek azı hariç- kendime bağlayıp sürükleyeceğim’’ dedi.

(Allah) ’Git! dedi. Onlardan kim sana uyarsa cezanız cehennemdir.

Tastamam bir ceza!’’

’Onlardan gücünün yettiğini sesinle yerinden oynat, atların ve yayalarınla Onların üzerine yaygarayı bas, mallarda ve evlatlarda Onlara ortak ol!…’’

’Benim gerçek kullarım!..Senin onlara gücün yetmez.

Vekil olarak Rabbin yeter’’.

(İsra: 61-62-63-64-65).

 

——-O gün ki; insan gruplarından her birini biz İmamlarıyla (Mürşidleri, Rehberleriyle) birlikte çağıracağız .’’ (İsra-71).

 

——-Zaten İnsanların iman etmelerine engel olan şey; hep: ’’Allah, bir insanı mı uyarıcı olarak gönderdi?…’’ demeleridir. (İsra-94).

 

——“…..Veli olan Mürşid ’’ (Kehf – 17).

 

——-Meleklere: “Âdeme secde edin!’’ demiştik. Secde ettiler, yalnız iblis secde etmedi… (Kehf-50).

 

——Köl innema ena beşerün mislüküm yûha – De ki Ben de

sizin gibi bir insanım; ancak sizden fazla olarak bende Tanrı’nın kutsal sözü ve Kutsal Ruhu, yani üstün Tanrı bilgisi vardır. (Kehf-110).

 

——-(Zekeriya dedi ki:) “Doğrusu ben, benden sonraki yakınlarımdan çekiniyorum; karım da kısırdır. Katından bana bir “Veli’’ oğul lutfet. (Meryem-5).

 

——(İbrahim dedi ki: )“Babacığım bana, sana gelmeyen bir ilim geldi; Bana biat et (uy) , seni düzgün bir yola iteyim. (Meryem-43).

 

——-Bunun üzerine büyücüler secdeye kapandılar: “ Harun’un ve Musa’nın Rabbine inandık’’ dediler. (Tâ Hâ: 70).

 

——-O gün Rahman olan Allah’ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimselerden başkasının “şefaati’’ kabul edilmez. (Tâ Hâ:109).

 

——-Meleklere: “Âdeme secde edin dedik; secde ettiler, yalnız İblis diretti’’. (Tâ Hâ:116).

 

——-Kalpleri eğlencededir. O zulmedenler şu konuşmayı gizlediler: “Bu da sizin gibi bir insan değil mi? Göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?..’’

———-

“Dediler: Hayır! Saçma sapan rüyalardır. Hayır! Onu kendisi uydurmuştur. Hayır! O, şairdir. O halde bize öncekilere gönderildiği gibi O da  mucize getirsin!’’

Bunlardan önce helak ettiğimiz hiçbir kent (halkı) iman etmedi de şimdi bunlar mı inanacaklar?.. (Enbiya: 3 – 4 – 5 – 6).

 

——-Onları emrimizle Doğru yolu (Hidâyet Yolu’nu) gösteren önderlek yaptık ve onlara hayırlı işler yapmayı, Namaz kılmayı ve Zekat vermeyi vahyettik. Onlar, Bize ibâdet edicilerdi. (Enbiye-73).

 

——-Andolsun Tevrat’tan sonra Zebur’da da: “Arza (yeryüzüne) mutlaka Sâlih (tertemiz, günahsız) kullarım vâris olacak” diye yazmıştık. (Enbiyâ -105 ).

 

——-(Ya Muhammed!) Biz, Seni ancak âlemlere Rahmet olarak gönderdik. (Enbiyâ-107).

 

——-Köl yâ eyyühennâsö innema ena leküm nezîrün mübin – De ki: Ey İnsanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım. (Hac-49).

 

——-Allah, Meleklerden de insanlardan da Resuller (Elçiler) seçer. Allah işitendir, görendir. (Hac-75).

 

——-Şu iki adamın kavmi bize kölelik ederken;  “bizim gibi, iki adama mı iman edeceğiz?..’’ dediler.

Onları yalanladılar. Ve helâk edilenlerden oldular. ( Mü’minun-47-48).

 

——-Allah, Göklerin ve yerin Nurudur. O’nun Nuru, içinde lamba bulunan penceresiz bir oyuğa benzer. Lamba, cam içerisindedir. Cam, sanki inciden bir yıldız. Ne doğuya ve ne de batıya mensup olmayan mübarek bir zeytin ağacından yakılır. Ki neredeyse ateş değmese de yağı ışık verir. Nur üzerine Nur’dur. Allah dilediği kimseyi Nuruna iletir. Allah, insanlara misaller verir. Allah, herşeyi bilir.

Bu kandil (lamba) O evlerde. Allah, Onların yüce tanınmasına ve içlerinde adının zikredilmesine izin verilmiştir. Onlar buralarda sabah-akşam O’nu tesbih ederler. (Nur:35-36)

 

——-Mü’minler O kimselerdir ki: Allah’a ve Resûlüne iman ederler ve O’nun maiyetinde toplumsal bir iş üzerinde, O’ndan izin almadan gitmezler. Hakiket Senden izin isteyenler; onlar, Allah ve Resûlüne iman edenlerdir. O halde bazı işleri için Senden izin istedikleri zaman, Sen de Onlardan dilediğin kimseye destur ver. Ve kendileri için “Allah’tan mağfiret iste’’. Çünkü Allah, çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir. (Ğafurürrahim). (Nur-62).

 

——- Dediler ki: “Bu Peygambere ne oluyorki yemek yiyor, çarşılarda geziyor. O’na kendisiyle beraber uyarıcı olarak bir Melek indirilmeli değil mi?…

Yahut kendisine bir hazine atılmalı, yahut kendisinin bir bahçesi olmalı da ondan yemeli değil mi?.. Ve zalimler: “Siz başka değil, sâdece büyülenmiş bir adama biat ediyorsunuz (uyuyorsunuz) ’’.  (Furkan:7-8).

 

——-O gün zalim ellerini ısırıp: “N’olaydı, keşke ben Resûl’le (elçiyle, Olgun İnsan’la) beraber (Allah’a) bir yol edinseydim!’’ der. “Vah bana, ne olurdu; ben falanı  dost tutmasaydım!’’ (Furkan-27-28).

 

——-Eğer Biz dileseydik muhakkak ki her yerleşim merkezine bir uyarıcı gönderirdik. (Furkan-51).

 

——-Biz seni ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. (Furkan-56).

 

——Biz, hiçbir yerleşim merkezine öğüt vermek üzere uyarıcılar göndermedikçe helâk etmeyiz. Biz, zulmedenler değiliz. (Şuara:208-209).

 

——-Ve Mü’minlerden Sana biat edenlere (tâbi olanlara ) kanatlarını indir. (Şuara-215).

 

——-De ki: “Hamdolsun Allah’a selam olsun O’nun “seçtiği kullarına’’. Allah mı hayırlı, yoksa (kâfirlerin) ortak tuta geldikleri nesneler mi?…(Neml-59).

 

——Sen ancak Âyetlerimize inananlara duyurabilirsin ve Onlar, derhal Müslüman olurlar. (Neml-81).

 

——-O gün (Rableri) Onlara seslenerek: “Elçilere ne cevap verdiniz? ‘’ der. (Kasas-65).

 

——-…Biz, O’nu (Musa A.S.), İsrailoğullarına hidâyet rehberi (yol gösteren) yapmıştık. (Secde-23).

 

——-Peygamber, Mü’minlere canlarından ileridir. Onların eşleri de, Onların anneleridir…(Ahzap-6).

 

——Allah ve Resûlü bir işte hüküm verdiği zaman, artık inanmış erkek ve kadına, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur. (Ahzap-36).

 

——Ey Peygamberin Ehl-i Beyt’i !…Allah, sizden kiri giderip, tastamam tahir ve mutahhar (tertemiz, pâk) olmanızı irâde etti. (Ahzap-33).

 

——-Şüphesiz ki Allah ve Melekleri, O Peygambere çok selat etmektedirler. Ey iman edenler, Siz de O’na selat edin (O’nun şanını yüceltin) . Tam bir teslimiyetle Selâm verin. Allah ve Rasûlüne eziyet edenler ; Allah, Onları dünyada ve Ahirette rahmetinden kovmuş, Onlara horlayıcı bir azap hazırlamıştır. (Ahzab :56-57 ).

——–Hangi yerleşim merkezine bir uyarıcı gönderdiysek, Oranın varlıkla şımarmış kimseleri ; ‘‘ Biz, sizin gönderildiğiniz şeyi inkâr ediyoruz’’ dediler. (Sebe-34).

 

——-Sonra Kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras verdik. Onlardan kimi nefsine zulmedendir. Kimi ortayolu tutandır. Kimi de hayırlarda öne geçendir. İşte büyüklük lütuf budur. (Fatir-32).

 

——-Yeminlerinin bütün gücüyle Allah’a yemin ettiler ; ‘‘Andolsun eğer kendlerine bir uyarıcı gelirse, herhangi bir topluluktan daha çok ‘‘ doğru yolda olacaktır’’ diye…Fakat kendilerine uyarıcı gelince, bunun Onlara ‘‘Haktan uzaklaşmak’’ tan başka katkısı olmadı. (Fatir-42).

 

——Sen öğüt ver ; çünkü, Sen ancak öğüt verensin. Onların üzerinde zorlayıcı değilsin ; ancak kim yüz çevirir ve inanmazsa Allah, en büyük azabı eder. Muhakkak dönüşleri bizedir. Sonra, onların hesabını biz göreceğiz. (Gaşiye :21-22-23-24-25-26).

 

——-Sen ancak zikre uyan ve görmeden Rahman’a büyük saygı gösteren kimseleri uyarabilirsin… (Yâ Sin-11).

 

——-Onlara, Elçilerin geldiği şu şehir halkını misal, (örnek) olarak anlat :

Biz, onlara iki elçi gönderdik. Onları yalanladılar. Biz de üçüncü bir (Elçi) ile destekledik. Dediler ki : ‘‘Biz, Size gönderilen Elçileriz’’.

Dediler ki : ‘‘ Siz de bizim gibi insandan başka bir şey değilsiniz. Rahman bir şey indirmemiş. Siz sadece yalan söylüyorsunuz’’. Dediler ki ; ‘‘ Rabbimiz bilir ki Biz, size gönderilmiş Elçileriz’’.

‘‘Bizim üzerimize düşen, apaçık duyurmaktır’’.

Dediler ki : ‘‘ Doğrusu, Biz sizin yüzünüzden uğursuzlğa uğradık.

Eğer bu sözünüzden vazgeçmezseniz, Sizi mutlaka taşlarız. Ve bizden size acı bir azap dokunur’’.

Dediler ki : ‘‘Uğursuzluğunuz sizin kendinizdedir ; Size öğüt verildiği için mi ? Hayır ! Siz, isyanda aşırı gidenlersiniz’’.

Şehrin uzak yerinden bir ‘‘adam’’ koşarak geldi: ’’ Ey kavmim, Elçilere uyun!“ dedi.

Sizden bir ücret istemeyenlere uyun. Onlar doğru yoldadırlar.

Ben niçin, beni yaratana kulluk etmeyeyim ?  Oysa siz hep O’na döndürüleceksiniz.

………..

Ben sizin Rabbinize inandım. Beni dinleyin’’.

O’na: ’’ Cennete gir denilince ne olurdu.’’dedi. “Kavmim bilseydi; Rabbimin, beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını!”

(Yâ Sin:13-27).

 

——Yazık şu kullara!  kendilerine hiçbir uyarıcı gelmezdi ki, mutlaka O’nunla alay etmesinler…(Yâ Sin-30).

 

——–Yemin olsun ki,  Biz, Onların içine “uyarıcılar (Resûl, Nebi, Veli)” gönderdik. (Saffat-72).

 

——–“Bize ne oldu ki (dünyada) kötülerden saydığımız adamları görmüyoruz” dediler.

Hani onlarla alay ederdik; yoksa gözler mi Onlardan kaydı”.

İşte bu, Cehennem ehlinin birbiriyle tartışmasıdır ve gerçektir.

De ki: “Ben ancak bir uyarıcıyım Allah’tan başka ilâh yoktur”.

(Sâd:62-63-64-65).

 

——-Ve nefehtü fîhi min Rûhi – İnsana Ruhumdan ilettim. (Sâd-72).

 

——-Doğruyu getirene ve Onu doğrulayanlara gelince; işte muttakiler (Allah’tan en çok sakınan, Erenler) Onlardır. (Zümer:33).

 

——-(Haşir) Yer(i) Rabbinin ışığı (ziyası) ile parladı, Kitap ortaya kondu; Uyarıcılar ve Şâhitler” getirildi ve aralarında adâletle hükmedildi. Onlara asla zulmedilmez. (Zümer-69).

 

——-İnkâr edenler, bölük bölük Cehenneme sürüldüler.   Oraya geldikleri zaman, Cehennemin kapıları açıldı. Cehennemin bekçileri Onlara şöyle dedi: “Kendi aranızdan, Rabbinizin Âyetlerini Size okuyan ve sizi bu gününüzle karşılacağınız hakkında uyaran “Elçiler” gelmedi mi? “Evet geldi dediler; ama kâfirlere azap sözü hak oldu”. (Zümer-71)

 

——-Arşı taşıyanlar ve Onun çevresinde bulunanlar Rablerini överek tesbih ederler. O’na inanırlar ve Mü’minler için (şöyle) mağfiret (bağışlanma) dilerler: “Rabbimiz! Rahmet ve ilim bakımından herşeyi kapladın. Tevbe edip, Senin yoluna  uyanları bağışla onları Cehennem azabından koru!…” (Mü’min -7).

 

——-Firavun ailesinden İmanını gizleyen Mü’min bir “adam “ şöyle dedi:

“Rabbim Allah’tır dediği için bir adamı öldürüyor musuz? Oysa O, size Rabbinizden mucizeler getirmiştir. Eğer yalancı olursa, yalanı kendi zararınadır. Ve eğer doğru söylüyorsa size vâdettiklerinin (hiç değilse) bir kısmı başınıza gelir. Şüphesiz Allah aşırı giden, yalancı olan kimseyi Doğru yola iletmez”. (Mü’min -28).

 

——–Vekâlellezi âmene yâ kevmittebiûni ehdîküm sebilerreşâd- İnançlı (Veli) dedi ki: “Ey kavmim! Bana biat edin (uyun), Sizi Doğru Yol’a götüreyim. (Mü’min -38).

 

——–Şüphesiz biz Uyarıcılarımıza ve İman edenlere hem dünya hayatında hem de şahidlerin dikileceği gün herhalde yardım edeceğiz. (Mü’min-51).

 

——-Dediler ki: Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içinde, kulaklarımızda bir ağırlık ve Seninle bizim aramızda perde var. Sen (istediğini) yap, biz de (istediğimizi) yapıyoruz.” (Fussilet-5).

 

——-“Rabbimiz Allah’tır” deyip,  sonra “doğru olanların” üzerlerine Melekler iner: “Korkmayın,  üzülmeyin, Size söz verilen Cennetle Sevinin” derler. (Fussilet-30).

 

——–(Ya Muhammed) De ki: “Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Ancak Ehl-i Beyt’ime sevgi ve sahip çıkmanızı diliyorum”. Kim bir iyilik işlerse, Onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allah bağışlayan, (iyiliğe) karşılık verendir. (Şûra-23).

 

——-Evvelkiler içinde de nice uyarıcılar gönderdik. Onlara bir “uyarıcı” gelmeyedursun mutlaka Onunla alay ederlerdi. (Zuhruf:6-7).

 

——-İşte böyle Senden önce de hangi memlekete uyarıcı gönderdiysek; mutlaka onun varlıkları: “Biz babalarımızı bir töre (bir yol, bir din) üzerinde bulduk ; biz de onların izlerine uymuşlarız” dediler. (Zuhruf-23).

 

——-O kıyametin kopacağını gösterir bir ilimdir. O saatin geleceğinden hiç şüphe etmeyin. Bana biat edin (uyun) . Doğru Yol (Sırat-ı  müstakim) budur. (Zuhruf-61).

 

——-Allah’ı bırakıp da tapar oldukları (putlar hiçbir kimseye) şefaat etmek (yetkisine) sahip değillerdir. Ancak bizzat (kalpleriyle) bilerek şehâdet  eden (İnsan-ı Kâmil’ler ve Melekler ) Müstesna (bunun dışındadır). (Zuhruf-86).

 

——-Onları “hidâyete iletecek” ve durumlarını düzeltecektir. (Muhammed-5).

 

——Hidâyet bulanlara gelince, Allah  Onların hidâyetlerini artırmış, takvâ-sakınma (vasıtalarını) vermiştir. (Muhammed-17).

 

——-Ey İman edenler! Allah’a ve Resûlüne itaat edin, işlerinizi boşa çıkarmayın! (Muhammed-33).

 

——–Biz, Seni şâhid, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. (Fetih-8).

 

——–Ki (hepiniz ey insanlar) Allah’a ve Resûlüne iman edesiniz, O’na saygı gösteresiniz ve sabah akşam O’nu tesbih edesiniz. (Fetih-9).

 

——-Sana “biat”  edenler, gerçekte Allah’a biat etmişlerdir. Allah’ın eli, Onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, kendi aleyhine bozmuş olur.Ve kim Allah’a verdiği sözü tutarsa. Allah , O’na büyük mükâfat verecektir. (Fetih-10)

 

——-Allah şu Mü’minlerden razı olmuştur ki: Onlar, ağacın altında Sana “biat” ediyorlardı. Allah, Onların gönüllerindekini bildiği için Onların üzerine “Sekine” sini (Nur, huzur, güven, mutluluk) inzal ediyordu (indiriyordu). Ve Onlara yakın bir fetih verdi. (Fetih -18).

 

——-Ey İman edenler! Allah’ın ve Resûlünün huzurunda öne geçmeyin. Allah’tan sakının. Çünkü Allah işitendir, bilendir. (Hucurat-1).

——–Ey İman edenler! Seslerinizi, Peygamberin sesinin üstüne çıkarmayın. Birbirinizle yüksek sesle konuştuğunuz gibi Onunla da öyle yüksek sesle konuşmayın. Yoksa Siz farkında olmadan, amelleriniz (yaptığınız iyilikler) boşa gider. (Hucurat-2).

 

——-Bilin ki, Allah’ın elçisi içinizdedir. Şayet O bir çok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size imanı sevdirdi. Ve Onu sizin kalplerinizde süsledi. Ve size küfrü, fıskı, (anarşizm) ve isyanı çirkin gösterdi. (Hucurat-7).

 

——-Mü’minler onlardır ki, Allah’a ve Resûlüne iman ettiler. Sonra şüphe etmediler. Allah Yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaştılar. İşte, “Doğru olanlar” onlardır. (Hucurat-15).

 

——-İçlerinden bir “uyarıcı” gelmesine şaştılar da, o kâfirler: “Bu tuhaf birşeydir” dediler. (Kâf-2).

 

——-“Allah’a yönelen her kulun “kalp gözünü” açmak için ve ibret vermek için”. (Kâf-8).

 

——-“Her nefis yanında bir sürücü ve şâhid’le birlikte gelir”.

(Kâf -21).

 

——-O halde Allah’a kaçın; Ben size gönderilmiş apaçık bir “uyarıcıyım” .

Allah ile baraber başka bir ilâh uydurmayın (katmayın).

Gerçekten Bin size apaçık bir “uyarıcıyım”.

İşte böyle; onlardan önce de ne kadar Elçi geldiyse mutlaka  “büyücü veya cinlenmiş’’ dediler. (Zâriyat: 50-51-52).

 

——Sen hatırlat, öğüt ver Rabbinin nimeti sâyesinde ne kâhinsin ne de mecnun. (Tur- 29).

 

——İnmekte (batmakta) olan yıldıza andolsun ki; Sahibiniz (Muhammed ) sapmadı, azmadı,

O, havadan konuşmaz;

Peygamber (Muhammed) – Olgun İnsan ne söylerse ,Vahiy (Tanrı Sözü) dir.

Onu, müthiş kuvvetleri olan öğretti.

Üstün akla sahip, doğruldu

O en yüksek ufukta idi;

Derken yaklaştı, sonra sarktı.

Onunla, arasındaki mesâfe iki yay kadar, yahut daha az kaldı.

Kuluna Vahyettiğini, Vahyetti.

O’nun gözü kaymadı, kalbi şaşmadı.

Şimdi siz, O’nun bu görüşüne karşı da kendisi ile mücadele mi ediyorsunuz (tartışıyor musunuz) ?

Andolsun, Onu bir kez daha inerken görmüştü

Sidretü’l müntehâda.

Ki Cennet-ül me’va, Onun yayındadır.

Sidre’yi kaplayan kaplamıştı.

Gözü ağmadı, aşmadı da.

Andolsun, Rabbinin Âyetlerinin en büyüğünü gördü. (Necm:1-18).

 

——–Göklere nüfuz edemezsiniz (geçemezsiniz, ilerleyemezsiniz). Ancak bir Sultan (i Ruh taşıyan İnsan-ı Kâmil ) ile. (Rahman-33).

 

——–Allah’a ve Resûlüne İman edin…(Hadid-7).

 

——–Andolsun, Biz elçilerimizi açık açık bürhanlarla  gönderdik…(Hadid-25).

 

——-Andolsun, Biz Nuh’u ve İbrahim’i gönderdik. Peygamberliği de, Kitabı da Onların nesillerine verdik. Onlardan “hidâyeti’’ bulan da vardı, ama bir çoğu da fâsık (kâfir, anarşist) kimselerdi. (Hadid-26).

 

——–Sonra, bunların izleri üzerinde, ardı ardınca Resûlllerimizi (Elçilerimizi, Olgun İnsanlarımızı) gönderdik…(Hadid-27)

 

——–Allah, “Elbette Ben ve Elçilerim gâlip geleceğiz’’ diye yazmıştır. Şüphnesiz Allah güçlüdür, gâliptir. (Mücâdele-21).

 

—–…Onlar, O kimselerdir ki, Allah İmanı kalplerine yazmış, bunları kendinden bir Ruh ile desteklemiştir. (Mücâdele-22).

 

——–O’dur ki, Ümmiler içinde, kendilerinden olan ve Onlara Allah’ın Âyetlerini okuyan, Onları “temizleyen’’, Onlara “Kitap ve Hikmeti öğreten’’ bir Resûl “Elçi’’ gönderdi. Oysa Onlar, önceden apaçık bir sapıklık içinde idiler. (Cuma-2).

 

—-…Onlar: “Bir insan mı bize hidâyet edecek (Doğru Yola götürecekmiş?..’’) dediler, böylece kâfir oldular….(Teğabun-6).

 

——-Ey İman edelner! Allah’a yürekten tevbe edin, Umulur ki Rabbiniz sizen kötülüklerinizi örter ve Allah’ın Elçisi ve İman edip O’nunla beraber olanları utandırmayacağı günde, sizi altlarından ırmaklar akan Cennetlere sokar. Onların Nuru, önlerinden ve yanlarından koşar. Derler ki, “ Rabbimiz Nurumuzu tamamla; bizi bağışla; Çünkü Sen, her şeye Kâdirsin’’. (Tahrim-8).

 

——–NÛN, kaleme ve yazdıklarına andolsun.

Sen, Rabbinin nimetiyle cinlenmiş (bir deli) değilsin.

Senin için kesintisiz bir mükâfat vardır.

Ve Sen, büyük bir ahlâk üzerindesin.

Yakında göreceksin, onlar da görecekler.

Delilik hanginizde imiş.

Şüphesiz ki, Rabbin; O, kendi yolundan sapan kişiyi çok iyi bilir.

O, hidâyete ermiş olanları da pek iyi bilendir.

Artık, yalanlayanları tanıma.

Onlar istediler ki, Sen yumuşak davranasın da Onlar da Sana yumuşak  davransınlar.

Şunların hiçbirini tanıma: Yemin edip duran, aşağılık,

Hayra engel olan; saldırgan, günahkâr,

Kaba sonra da kötülükle damgalı

Mal ve oğullar sahibi olmuş diye,

Karşısında Âyetlerimiz okundağu zaman: “Eskilerin masalları’’ demişti. (Kalem:1-15).

 

——-Doğrusu, Biz, Firavun’a bir elçi gönderdiğimiz gibi; size de şahidlik edecek bir Elçi yolladık. (Müzemmil-15).

 

——-Sen ancak, Ondan korkacak olanları uyarıcısın (Naziat-45).

 

——Elçilerin (şahidlik edeceği) vakit için getirildikleri zaman. (Mürselat- 11).

 

—— Hiçbir nefs “kişilik’’ yoktur ki, ille Onun üzerinde bir “gözeten’’ olmasın. (Tarik-4).

 

——Tezkiye olan (Nefs-i Zekiye’ye kavuşan), arınan kurtuldu. (A’lâ -14).

 

——Hüvellezi enzele sekinete fî kulûbi’l Mü’minine liyezdâdu imânen maa imânihim – O Allah (Hu), Mü’minlerin kalbine “sekine’’sini inzal eder; Onların imanı, bir iman ile artar (ziyadeleşir). (Fetih-4).

 

——Yerfellahillezine âmenu minküm – Siz Mü’minlerden bazısını yücelttim. (Mücâdele-11).

 

——Sizin Veliniz (yâriniz, dostunuz) ancak Allah, O’nun elçisi, O Mü’minlerdir; Onlar ki, Allah’ın emirlerine boyun eğici olarak Namazı dosdoğru kılan, Zekâtı verenlerdir. (Maide -55)

 

——-Nahnü Evliyâüküm fi’l hayati’dünya vefi’l Âhireti – Biz dünya hayatında da Âhirette de sizin dostlarınızız. (Fussilet-31).

 

——Allah’ın gönlünde İslâm için inşirah ve genişlik verdiği kimse -Ki Rabbından gelen Nurlu bir yol üzeredir- kalbini mühürlediği kimse gibi midir?…kalpleri Allah’ın zikrinden bomboş ve kaskatı kesilmiş olanların vay haline!…(Zümer-22).

 

——Size Allah’ın Âyetlerini açık açık okuyan bir Elçi (Olgun İnsan) ki; İnanıp faydalı işler yapanları karanlıklardan aydınlıklara çıkarsın. (Talak-11).

 

 

——–“ONLAR ALLAH’DAN,ALLAH DA ONLARDAN RAZI“. (Maide-119).

 

Bu konuda Şanlı Âyetlerin bazıları:

Mâide: 15-16.                                                  Kâf: 12-14.

En’am: 84-89.                                                  Necm: 56.

A’raf: 35-59-60-65-66-157                            Kamer: 8-9.

Tevbe: 33.                                                        Hadid: 8-9,12-13.

Yunus:41-44-86-103.                                      Sâf:5,9,10-11.

Ra’d: 38.                                                          Cuma:3-7.

İbrahim: 11-12,44.                                          Münafikun:5.

Hicr: 10-11, 89.                                               Talak:11.

Nahl: 36,84,89, 113.                                        Kalem:51-52.

İsra: 47,105.                                                     Hakka: 38-42.

Kehf: 55-56.                                                     Beyyine: 8.

Tâ Hâ: 133-134.                                              Sebe: 10-33,34.

Hac: 67.                                                            Fâtir: 19,24,37,42.

Mü’minun: 32-40, 44,70,74.                          Sâd: 62-65,70.

Furkan: 20.                                                      Şûra: 31.

Neml: 14-40,44,53.                                         Zuhruf: 45.

Ankebut: 26.                                                    Ahkaf: 21,30-31.

Kasas: 43, 50,59,61.                                       Hucurat: 3-4,14.

Lokman: 15.                                                   

Secde: 24.

Ahzab: 22,40-47,56-57,66-67.

 

 

KAYNAKLAR:

1)Kur’ân-ı Hakîm ve

    Meâl-i Kerim

    (1.,2.,3. Cilt)

    Hasan Basri Çantay

2) Kur’an-ı Kerim ve Yüce Meâli

    Prof. Dr. Süyleyman Ateş

← Önceki

Sonraki →