HADİS-İ ŞERİFLER

——-İlim beldesinin kapısı Hz. Ali (KV.), Şanlı Peygamberin huzurunda Sahabelerle birlikte oturuyordu. Buyurdu ki: “Ya Resûl Allah! Anam, babam Sana feda olsun. Hazret-i Allah’a vuslat (kavuşmak) yolunun en yakını ve kullarına en kolayı ve Allah indinde en faziletlisi ne ise bize bildir” ricasında bulundu.

Hazreti Resûl (ASV) Ya Ali yanaş!…Dizlerini dizlerime daya. Gözlerini yum. Benim Vech-i Pâkimi gözlerinin önüne getir. Söylediklerimi tekrarla: Fa’lem ennehu Lâ ilâhe İllallah. Üç defa tekrarladılar. Buyurdular ki; Ya Ali Bu zikre devam et!…

 

——–Hazreti Peygamber (ASV), Mekke’den Medine’ye Hicret ettikleri sırada gizlendikleri mağarada diz çökmüş bir vaziyette gözlerini yumarak Hz. Ebubekir’in kulağına “Tevhid” Kelimesini Lâ İlâhe İllallah üç defa fısıldamış. Bunun üzerine Hz. Ebubekir’e kulakların duymadığı, gözlerin görmediği…Hâdisinde işaret edilen  sırlar müesser olmuştur.

 

——-Hz. Peygamber (ASV) birgün Hz. Ömer’e zikre devam etmesini buyururken; “Lâ İlâhe İllallah”ın önce ayrı ayrı “Lâ”sını; sonra “İlâhe” sini; sonra da bitişik olarak “İllallah”ını üç kere söylemek suretiyle ‘telkin’de bulunmuşlardır.

——-Yine birgün Hz. Osman’ın eşleri ölünce; Hz. Peygamber (ASV) Osman’ı tâziyeye gitmişti. Bir ara O’nu karşısına alarak; “Zihninden dünyaya ait şeyleri çıkar”, buyurduktan  sonra, hiçbir ses çıkarmadan “Lâ İlâhe İllallah”ı telkin etmişlerdi (vermişlerdi).

 

 

KAYNAKLAR  :

Âriflerin Mekıbeleleri (Menâkib-ül Ârifin), Çev. Tahsin Yazıcı, MEB. Yayın. , S.707-709. İstanbul-1989

Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri sözlüğü, M.Z. Pâkalın, C.3, S.405. M.E.B. Yayınlarından.

 

——–“Ene Medinetü’l ilmi ve Ali’yyün Bâbüha…-Ben ilmin şehriyim, Ali kapusudur; O halde ilim isteyen O kapıya (Hz. Ali’ye) gelsin” (1)

 

——-“Men Arefe nefsehu kad arefe Rabbehu – Kendini bilen Rabbini bilir” . (2)

 

——-Hz. Ömer :” Ey Allah’ın Resûlü, Sen bana kandimden, çocuğumdan, anne-babamdan ve bütün insanlardan daha sevimlisin” deyince; Yüce Paygamberimiz: “İşte, şimdi inandın, teslim oldun. Gerçek anlamda (hakikatte) imana ulaştın” buyurdu. (3)

 

——-“Huşu duymayan kalpten doymayan nefisten Allah’a sığınırım”. (4)

 

——-Hâkim, “Müstedrek” adlı eserinde Evs’den rivâyet eder: Evs söylüyor ve Ubadet İbni Sâmid hazır olmakla onu tasdik ediyordu dedi ki: Huzur-u Resûlullah’da bulunuyorduk buyurdular ki; İçinizde garip, yani Ehli Kitap’tan kimse var mı?…” Yoktur, Ya Resûlallah! Dedik. Kapıyı kapatmamızı emrettiler ve ellerinizi kaldırın, “Lâ İlâhe İllallah” buyurdular…Bir saat kadar ellerimizi kaldırdık ve “Tevhid”i zikrettik” sonra Elhamdülillah! Yâ Rab ! Sen, Beni bu kelime ile ba’settin ve O’nu emrettin ve Onunla Cennet’i vaad buyurdun. Senin vaadinde hulf (sözünde durmamak) olmaz…

Sonradan bize dönerek: “Mübeşşer (mutlu) olunuz! Hz. Allah, sizi mağfur kıldı (bağışladı) ” buyurdular. (5)

 

——-Ümmetim yağmur gibidir; öncesi mi hayırlıdır sonrası mı bilinmez?. (6)

 

——-İyiliği güzel yüzlü zatların yanında arayınız. (7)

 

——-Ölmeden evvel ölünüz. (8)

 

——-Ben Allah’danım, inananlar da Benden. (9)

___________________________

 

(1) Hz. İbn. Abbas’dan; Tirmizi, Sahih, C.2, S.399.

     Hz. Câbir’den ; Suyûti, Camiussağir, C. 1, S.108.

(2) Binbir Hadis, Şemseddin Yeşil, S.212, 1983 İstanbul

     Mevlâna Fîhi Mâfih’ten seçmeler, Hz. A. Gölpınarlı. S.93                Ank. 1988.

(3) Buhari, İman, 8 ; Müslim, İman, 70 ; Nesâi, İman, 19 ;          İbn Mâce, Mukaddime ,9 ; Darimî, Rikak, 29

(4) Müslim ve İbn Hanbel’den, İbn Kesir, XV, 8473.

(5) Osm. Tarih  Deyim ve Terim. Söz. , C.3,Tarikat maddesi,        M.E.B.  Yayın.

(6) Tirmizi, Edeb, 81 ; İbn Hanbel, 3,130 ; 4, 319.

(7) Ebu Yâli, Camiussağir, 500 Hadis’ten

(8) Aclunî, Keşfü’l Hafa, C. 2, S.402, Beyrut-1932

(9) Sırrül Esrar, Seyyid Abdulkadir Geylâni, S.20 ve 75

 

——-‘‘Bana iman eden ve Beni tasdik eden, Ebu Talib’in oğlu Ali’yi ‘‘Veli’’ edinsin. Çünkü O’nun Velâyeti, Benim Velâyetimdir. Ve Benim Velâyetim de Allah’ın Velâyetidir’’  (10)

 

——–Ulemâi Ümmetike Enbiyâi Ben-i İsrâil – Benim Milletimin bilginleri Ben-i İsrâil Peygamberleri gibidir. (11)

 

——-Allah’ım ! Nefsime takvasını ver ve Onu arıt. (12)

 

——-Zenginlik dünya zenginliği değildir. Fakat zenginlik gönül zenginliğidir. (13)

 

——-Gerçekten Allah, her yüzyılın başında bir bu Dini ayakta tutacak birini gönderir. (14)

 

——-SONSÖZ : ‘‘İnsan-ı Kâmil İlâh değildir. Fakat İlâhi vasıflar taşır (çünkü Hak’kın yansıtıcısıdır) İlâhi vasıflar taşımayan da İnsan-ı Kâmil değildir.’’ Sevgili Peygamberimiz burururlar :

‘‘Allah’ın huyu (vasıfları) ile huylanınız’’. (15)

(Kâzim YARDIMCI, İnsanda Yükselme’den)

 

(10) Ammar b. Yâsir’den Hz. Peygamberin Dilinden Dört Halifesi Terc. A. Fikri Yavuz, Sönmez Neşr., S. 278, İst. -1983.

(11) Kırk Hadis Sadreddin Konevi , Terc. Harun Ünal, Vahdet Yayın. 1984-İstanbul.

(12) Tirmizi, Nesâi.

(13)İbn Hanbel, Buhari, Müslim ve Tirmizi’den.

(14) Kırk Hadis Sadreddin Konevi, Terc. H. Ünal, Vahdet Ya. S. 5-8, İstanbul-1984.

(15) Sırrül Esrâr, Seyyid Abdülkadir Geylâni, Çev. A.       Akçiçek, Rahmet Yayın.1968-İstanbul

                 Fîhi Mafih; Mevlâna, S. 192, Devlet Kitapları

← Önceki

Sonraki →