Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de Sosyal Adâletle ilgili Kutsal Âyetler

…..Onlar, gaybe inanırlar; Namazlarını kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler (dağıtırlar). (Bakara – 3).

…..İşte onlar, Âhireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Bundan dolayı azapları hafifletilmeyeceği gibi; onlara yardım da edilmeyecektir. (Bakara – 86).

…..Yüzlerinizi doğu ve batıya çevirmeniz “birr (insanları, Allah’a yaklaştıran iyilik, hayır, itaat)” değildir. Asıl birr; Allah’a Âhiret gününe, Meleklere, Kitab’a ve Peygamberlere inanan; malı sevmesine rağmen akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilencilere, köle ve esirlere veren, namazı kılan, zekatı veren, söz verdiğinde sözünü yerine getiren; sıkıntı, hastalık ve savaş zamanında sabredenlerdir. Doğru olanlar Onlardır. (Müttakiler) korunanlar da Onlardır. (Bakara – 177).

…..Aranızda mallarınızı haksız sebeplerle yemeyin; halkın mallarından bir kısmını bile bile günahla yemek için o malları hakimlere rüşvet olarak vermeyin. (Bakara – 188).

…..Allah yolunda infak edin (mallarınızı dağıtın, harcayın). Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Doğrusu Allah, iyilik edenleri sever. (Bakara – 195).

…..İnsanlardan kimi “Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver!” der. O’nun Âhiretten nasibi yoktur. (Bakara – 200).

…..Küfredenlere (inkarcılara) dünya hayatı süslendi. İman edenlerden kimi ile eğleniyorlar. Oysa korunanlar (Takvaya erenler) kıyamet gününde, onların üstündedirler. Allah, dilediğine hesapsız rızık verir. (Bakara – 212).

…..Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki; verdiğiniz hayır (mal) ana-babanın, yakınlarını, yetimlerin, yoksulların, yolda kalmışlar içindir. Her ne hayır işlerseniz şüphesiz Allah çok iyi bilir. (Bakara – 215).

…..Ey inananlar! Ne alışverişin, ne dostluğun ve ne de iltimasın olmadığı gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan infak edin…(Bakara – 254).

…..Mallarını Allah yolunda infak edenlerin durumu; yedi başak bitiren, her başakta yüz tane bulunan birtek tohumun hali gibidir…(Bakara – 261).

…..Mallarını Allah yolunda infak edip de, sonra verdiklerinin ardından başa kakmayan ve eziyet etmeyenlerin Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur ve üzülmeyeceklerdir. (Bakara – 262).

…..Ey inananlar! İnsanlara gösteriş için malını verip; Allah’a ve Ahiret gününe inanmayan adam gibi, başa kakmak ve eziyet etmekle sadakalarınızı boşa çıkarmayın. Onun durumu, üzerinde biraz toprak bulunan şu kayaya benzer ki; şiddetli bir yağmur indiğinde cascavlak kalan sert bir kayaya benzer. Kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah kafirler güruhunu doğru yola iletmez. (Bakara – 264).

…..Allah’ın rızasını kazanmak ve kalplerindeki imanı kökleştirmek için mallarını infak edenlerin durumu da, bir tepenin üzerinde bulunan bahçeye benzer ki; ona bol yağmur yağmış, ürününü iki kat vermiştir. Yağmur değmeseydi bile çisinti olurdu. Allah, yaptıklarınızı görür. (Bakara – 265).

 

…..Ey inananlar! İnfak’ı, kazandıklarınızın ve yerden çıkardıklarımızın en güzellerinden yapın. Kendiniz göz yummadan alamayacağınız kötü şeyleri sadaka vermeye kalkmayın. Bilin ki Allah, zengindir. Övülmüştür. (Bakara – 267).

 

…..Şeytan, sizi fakirlikle korkutur. Ve size çirkin şeyleri emreder. Allah ise size, kendi tarafından bağışlama ve lütuf vadediyor. Şüphesiz Allah; geniştir, bilendir. (Bakara – 268).

 

…..Eğer sadakaları açıktan verirseniz o, ne güzel. Eğer onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha iyidir, ve günahlarınızın bir kısmını kapatır. Allah, ne yaparsanız haberdardır. (Bakara – 271).

 

…..Sadakalarınızı kendilerini Allah yoluna adamış, yeryüzünde dolaşamayanlara, hayalarından (utangaçlıklarından) dolayı kendilerini tanımayanların zengin sandığı fakirlere verin. Onları, yüzlerinden tanırsın. (Onlar) yüzsüzlük edip, insanlardan istemezler. Siz ne infakta bulunursanız, şüphesiz Allah onu bilir. (Bakara – 273).

 

…..Mallarını gece-gündüz, gizli ve açık infak edenlerin mükafatı Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve Onlar üzülmeyeceklerdir. (Bakara – 274).

 

…..Eğer borçlu darlık içinde bulunuyorsa, ona geniş bir zamana kadar mühlet (bekleme) verin. (bu gibilere) Sadaka olarak bağışlamanız daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz. (Bakara -280).

 

…..İnkar edenler var ya; ne malları ne de çocukları onlara, Allah’a karşı hiçbir fayda sağlamaz. Onlar, ateşin yakıtıdırlar. (Al-i İmran – 10)

 

…..Kadınlardan, oğullardan, kantarlarca yığılmış altın ve gümüşten, salınmış atlardan, davarlardan ve ekinlerden gelen zevklere aşırı düşkünlük, insanlara süslü (cazip) gösterildi. Bunlar, sadece dünya hayatının geçimidir. Asıl var olacak güzel yer, Allah’ın yanındadır. (Al-i İmran – 14)

 

…..Onlar ki Allah’ın Âyetlerini inkâr ile kafir oldular; Peygamberleri haksız yere öldürdüler, insanlar arasında sosyal adâleti emredenlerin canına kıydılar. Bunlar pek acıklı bir azapla müjdele!.. (Al-i İmran – 21)

.

…..Sizler, sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda dağıtmadıkça (infak), asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir. (Al-i İmran – 92)

 

…..O inkâr edenler (yok mu), ne malları, ne de evlatları, onlara Allah’a karşı hiçbir fayda sağlayamayacaktır. Onlar, ateş halkıdır; onlar, orada ebedi kalacaklardır. (Al-i İmran – 116)

 

…..Onlar bollukta ve darlıkta Allah için dağıtır (İnfak eder) lar. Öfkelerini yutkunurlar. İnsanları affederler. Allah da güzel davrananları sever. (Al-i İmran – 134)

 

…..Allah’ın fazl (u keriminden) kendilerine verdiğinden cimrilik ederler, onu kendileri için hayırlı sanmasınlar. Hayır! O kendileri için şerlidir. Cimrilik ettikleri şeyler kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır…(Al-i İmran – 180)

 

…..Allah; “Allah fakirdir, biz zenginiz” diyenlerin sözünü işitti. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve diyeceğiz ki; Tadın o yangın azabını!.. (Al-i İmran – 181)

 

…..Mallarınız ve canlarınız hususunda deneneceksiniz…(Al-i İmran – 186)

 

…..Göklerin ve yerlerin mülkü Allah’ındır. (Al-i İmran – 189)

 

…..Yetimlere mallarını verin; temizi pis olanla değiştirmeyin; onların mallarını, kendi mallarınıza katarak yemeyin. Çünkü bu büyük bir günahtır. (Nisa – 2)

 

…..Yetimleri nikah çağına ermelerine kadar gözetip deneyin, eğer onlarda bir olgunluk görürseniz, hemen mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler diye bunları israf ile tez elden yemeyin. İhtiyacı olmayan tenezzül etmesin. Muhtaç olan da uygun şekilde yesin. Onlara mallarını geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesapçı olarak da Allah yeter. (Nisa – 6)

 

…..Zulm ile öksüzlerin mallarını yiyenler, karınlarına sadece ateş doldurmaktadırlar. Ve çılgın bir ateşe gireceklerdir. (Nisa – 10)

 

…..Ey İnananlar! Mallarınızı aranızda batılla (doğru olmayan yollarla haksız yere) yemeyin. Kendi rızanızla yaptığınız ticaret olursa başka. Kendilerinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir. (Nisa – 29)

 

…..Ana-babaya, akrabaya, öksüzlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyilik edin! Allah, kurumlu, böbürlenen insanları sevmez. (Nisa – 36)

 

…..Onlar, hep cimrilik yapar; hem de insanlara cimriliği emrederler.. Biz o nankörlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. (Nisa – 37)

 

…..Onlar Allah’a ve Ahiret gününe inanmadıkları gibi malların da insanlara gösteriş için sarf ederler. Şeytan, kime arkadaş olursa; O ne kötü arkadaştır. (Nisa – 38)

 

…..Onlara ne olurdu sanki; Allah’a ve Ahiret gününe inansalardı ve Allah’ın kendilerine verdiği rızıktan infak etselerdi!… Allah, onları bilir. (Nisa – 39)

 

…..Göklerde ve yerde olanların hepsi, Allah’ındır. Allah her şeyi kuşatmıştır. (Nisa – 126)

 

…..Yahudilerin yaptıkları zulümden, çok kimseleri Allah yolunda çevirmelerinden dolayı; kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri yasakladık. (Nisa – 160)

 

…..(Bu durumun nedeni; onları) yasakladıkları halde faiz almaları ve insanların mallarını haksızlıkla yemeleridir. (Nisa – 161)

 

…..Dünya hayatı, bir oyundan ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise; sakınanlar (müttakiler) için daha hayırlıdır. Hala aklınız başınıza gelmeyecek mi?.. (En’am – 32).

 

…..Her yerleşim bölgesinin ileri gelenlerini, oranın suçluları kıldık! Onunla (suçları, günahları) hile yaparlar. Onlar, kendilerinden başkasına hile yapmıyorlar. Ama farkında değiller. (En’am – 123).

 

…..Çardaklı, çardaksız bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurma, ekin, zeytinleri, narları, tatları başka başka oluşturan O’dur. Her bir mahsül (Meyve) verince, meyvesinden yiyin. Devşirildiği ve toplandığı (hasat) günü de hakkını verin. İsraf etmeyin. O, israf edenleri sevmez. (En’am – 141).

 

…..Yetimin malına rüşdüne erinceye kadar, o en güzel olanından başka bir şekilde yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı tam ve doğru tartın. Biz, kimseye gücünün yettiğinden başkasını teklif etmeyiz. Konuştuğunuz da –akrabanız dahi olsa- adâleti gözetin. Hatırlayıp, öğüt alasınız diye, bunları size tavsiye etti. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. (En’am – 152).

 

…..De ki; Rabbim, bana taksimatı (âdil paylaşımı) emretti. (Araf – 29).

 

…..De ki; “Allah’ın kulları için çıkardığı güzellikleri, temiz ve hoş rızıkları kim haram etti?.. de ki; “o, dünya hayatında inananlarındır. Kıyamet günü de yalnız onlarındır…” (Araf – 32).

 

…..Araftakiler, yüzlerinden tanıdıkları bir takım adamlara şöyle seslenirler: “Ne çokluğunuz ya da topladığınız mallar; ne de büyüklük taslamanız size bir yarar sağlamadı!” (Araf – 48).

 

Not: Kutsal Araf Suresinde Nuh (a.s.), Hud (a.s.), Salih (a.s.), Şuayb (a.s.)’a karşı çıkanların O bölgenin ileri gelen kodamanları olduğu sürekli bildiriliyor.

 

…..Namazlarını kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan dağıtırlar (İnfak ederler). (Enfal – 3).

                             

…..Bilin ki mallarınız ve çocuklarınız birer fitne (imtihan) dir. Allah’a gelince; büyük mükafat, O’nun yanındadır. (Enfal – 28).

 

…..İnkar edenler; mallarını Allah yolundan alıkoymak için dağıtırlar. Ko harcasınlar onları! Nihayet bu, onlara büyük bir yürek acısı olacaktır. Sonra da yenilecekler ve inkar edenler, cehenneme sürüleceklerdir. (Enfal – 36).

 

…..Ganimet olarak aldığınız şeylerin beşte biri, Allah’ın, Resulünün, Akrabalarının, Yetimlerin, Yoksulların ve yolcularındır. (Enfal – 41).

 

…..Yurtlarından çalım satarak; insanlara gösteriş yaparak çıkan ve Allah yolundan men edenler gibi olmayın…(Enfal – 47).

 

…..Onlar ki inandılar, hicret ettiler; Allah yolunda mallarıyla canlarıyla savaştılar ve onlar ki barındırdılar ve yardım ettiler. İşte bunlar, birbirlerinin Velisi (dostu, koruyucu)’dirler. (Enfal – 72).

 

…..De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar; durgunluğa uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meslekler; size Allah’dan, Resulünden ve O’nun yolunda Cihad etmekten daha sevgili ise o halde Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, yoldan çıkmışlar (fasıklar) topluluğunu hidayete (doğru yola) erdirmez. (Tevbe – 24).

 

…..Ey inananlar! Bilginler (hahamların) ve rahiplerin bir çoğu, insanların mallarını haksız yere yerler ve Allah’ın yolunu tıkarlar (men ederler, sapıtırlar). Altını ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda dağıtmayanlar var ya; işte onlara acı bir azabı müjdele. (Tevbe – 34).

 

…..O gün cehennem ateşinden de ısıtılıp; bunlara, onların alınları, yanları ve sırtları dağlanır. “İşte bu(nlar), nefisleriniz (egoizminiz) için toplayıp sakladıklarınız! Yığdıklarınızı tadın!” (denir). (Tevbe – 35).

 

…..Ahiretten vazgeçip, dünya hayatına mı razı oldunuz?.. Ama dünya hayatının geçimi, Ahiretin yanında pek azdır. (Tevbe – 38).

 

…..Sadakalarının kabul edilmesine engel olan, sadece şudur: Onlar, Allah’ı ve Resulünü inkar ettiler. Namaza da üşene üşene kalkarlar ve istemeye istemeye  sadaka verirler. (Tevbe – 54).

 

…..Onların ne malları, ne de evlatları Seni imrendirmesin. Allah bunlarla; onlara dünya hayatında azap etmeği ve canlarının kafir oldukları halde çıkmasını istiyor (irade ediyor). (Tevbe – 55).

 

…..Münafık erkekler de, münafık kadınlar da birbirinin parçasıdırlar. Onlar, kötülüğü emreden, iyilikten men eder ve ellerini (cimrilikle, sımsıkı) yumarlar. Onlar, Allah’ı unuturlar; Allah da, onları unuttu. Gerçekten münafıklar, yoldan çıkanların (fasıkların) ta kendileridir. (Tevbe – 67).

 

…..Onlardan kimi de; “Eğer Allah lütuf ve kereminden bize verirse; elbette zekatını (Sadaka) vereceğiz ve faydalı insanlardan olacağız!” diye Allah’a and içtiler. (Tevbe – 75).

 

…..Ne zaman ki Allah, kereminden Onlara verdi; cimrilik edip, yüz çevirdiler. Zaten onlar dönek (insan) dirler. (Tevbe – 76).

 

…..Sadakalar hususunda gönülden veren Mü’minleri çekiştiren ve güçlerinin yetebildiğinden başkasını bulamayanlarla alay edenleri; Allah, Onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için acı bir azap vardır. (Tevbe – 79).

 

…..Onların ne malları, ne de evlatları seni imrendirmesin. Allah, onları bunlarla cezalandırmayı ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor. (Tevbe – 85).

 

…..Bedevi Araplardan kimi de var ki; infakını (verdiğini) angarya sayar. Ve sizin üzerinize belalar gelmesini bekler durur. O belalar, kendi başlarına olsun! Allah işitendir, bilendir. (Tevbe – 98).

 

…..Bedevi Araplardan kimi de var ki; Allah’a ve Ahiret gününe inanır. İnfakını, Allah’a yakın dereceler kazanmağa ve Resul’ün duasını almaya vesile sayar. Gerçekten o (verdikleri), kendileri için yakın dereceler (vesile)’dir. Allah, onları rahmetine koyacaktır. Muhakkak ki Allah, bağışlayan, esirgeyendir. (Tevbe – 99).

 

…..Onların mallarından (bir miktar) sadaka al ki; onunla, onları temizleyesin. Yüceltesin. Ve onlara dua et. Çünkü senin duan, onların kalplerini yatıştırır. Allah işitendir, bilendir. (Tevbe – 103).

 

…..Küçük ya da büyük bir infakta bulunmaları; bir vadiyi geçmeleri; mutlaka onların lehine yazılır ki; Allah onları, yaptıklarının en güzeliyle mükafatlandırsın. (Tevbe – 121).

 

…..Bize kavuşmayı ummayan, dünya hayatına razı olup; onunla tatmin olanlar ve bizim âyetlerimizden gafil olanlar… işte bunları kazandıkları yüzünden varacakları yer ateştir. (Yunus – 7-8).

 

…..Onları kurtarınca (selamete erdirince) hemen yeryüzünde taşkınlık yaparlar. Ey insanlar! Taşkınlığınız kendi aleyhinizedir. Sadece fâni dünyanın geçici zevki… sonra bize dönersiniz; biz de size bütün yaptıklarınızı haber veririz. (Yunus – 23).

 

…..De ki; Ancak Allah’ın fazlı (lütfu) ve rahmetiyle; işte yalnız bunlara sevinsinler. Bu, onların toplayıp yığdıkları (bütün dünyalıkları)ndan hayırlıdır. (Yunus – 58).

 

…..Musa: “Ey Rabbimiz, dedi. Gerçekten Sen, Firavun’a ve ileri gelenlerine dünya hayatında süs ve nice mallar verdin; Senin yolundan saptırsınlar diye mi Ey Rabbimiz?..” (Yunus – 88).

 

…..Kimler dünya hayatını ve süsünü isterse; onların yaptıklarının karşılığını tam olarak veririz. Bu hususta bir eksikliğe de uğratılmazlar. Fakat onlar, öyle kimselerdir ki; Ahirette onlar için yalnız ateş vardır. Ve yaptıkları her şey boşa çıkmıştır. Zaten yapabildikleri her şey boştur. (Hud – 15,16).

 

…..Ey kavmim ölçüyü ve tartıyı adâletle tam yapın. İnsanların eşyasını eksik vermeyin ve yeryüzünde fesat çıkararak fenalık etmeyin. (Hud – 85).

 

…..Eğer inanan insanlar iseniz. Allah’ın (helâlinden) bıraktığı (kâr) sizin için daha hayırlıdır. Ben sizin üzerinizde bir bekçi değilim. (Hud – 86).

 

…..Dediler ki; “Ey Şuayb! Atalarımızın taptıklarını terk etmemizi veya mallarımızdan dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi, sana Namazın mı emrediyor? Çünkü Sen yumuşak huylu ve akıllı birisin”. (Hud – 87).

 

…..Sakın zulmedenlere en ufak bir meyil duymayın (eğilmeyin). Sonra size ateş çarpar. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra yardım göremezsiniz. (Hud – 113).

 

…..Zulmedenler ise kendine verilen refahın peşine düşüp şımardılar. Ve suç işleyen (insan)ler olup çıktılar. (Hud – 116).

 

…..Allah, sadaka verenleri mükafatlandırır. (Yusuf – 88).

 

…..Sabrettiğiniz için size selam olsun!…(Ra’d 24)

 

…..Allah, kimi dilerse O’nun rızkını genişletir, daraltır. Onlar, dünya hayatıyla böbürlenirler. Halbuki dünya hayatı, Ahiret yanında bir geçim (meta)’den ibarettir. (Ra’d 26).

 

…..Onlar ki dünya hayatını severler ve onu Âhirete tercih ederler de Allah yolundan çevirirler. Ve O yolun eğrilmesini isterler. İşte bunlar, doğru yoldan çok uzak bir sapıklık (dalâlet) içindedirler.(İbrahim – 3).

 

…..İşte hepsi Allah’ın huzurunda toplandılar: Zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara: “Bizler, sizlere tabi idik. Şimdi siz, bizden Allah’ın azabından bir şey savabilir misiniz?” dediler. Onlar da: “Eğer Allah bize hidâyet etseydi, bizde sizi elbette hidâyete erdirirdik. Artık bizler sızlansak da sabretsek de birdir; sığınacak bir yerimiz yoktur.” Dediler.(İbrahim – 21).

 

…..İnanan kullarıma söyle: Namazı kılsınlar. Ne alışverişin, ne de dostluğun olmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine verdiğimiz rızık‘tan gizli ve açık (Allah yolunda) infak etsinler (dağıtsınlar). (İbrahim – 31).

 

…..(Ya Muhammed), zalimlerin yaptığından, Allah’ı gafil sanma. O, sadece Onları, gözlerin dehşetten donup kalacağı bir güne erteliyor.(İbrahim – 42).

 

…..Bırak onları yesinler, eğlensinler, arzu onları oyalasın. Yakında (yaptıklarının kötü sonucunu) bileceklerdir. (Hicr – 3)

 

…..O kafirlerden bir takımını faydalandırdığımız dünyalığa rağbet etme. Ve o kafirlere (iman etmiyorlar diye de) tasalanma. Mü’minlere kanatlarını indir. (Hicr – 88)

 

…..İlâhınız, bir tek İlâhtır. Âhirete inanmayanların kalpleri inkarcıdır. Onlar, büyüklük taslarlar. (Nahl – 22)

 

…..Gerçekten Allah, onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir. O, büyüklük taslayanları (kibirlenenleri) sevmez. (Nahl – 23)

 

…..Allah, rızıkta kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar ellerinin altında bulunanlara kendi rızıklarını vermiyorlar. Yoksa rızıkta onların hepsi eşittir. Allah’ın nimetini mi inkar ediyorlar?.. (Nahl – 71)

 

…..Zulmedenler; azabı gördükleri zaman, artık onlardan ne (azab) hafifletir, ne de onlara süre verilir. (Nahl – 85)

 

…..Allah adâleti, ihsanı, akrabaya vermeyi emreder; fahşa (edepsizlik, zina) dan, münker (fenalık, inkar)’den ve bağy (azgınlık) den yasaklar (men eder). Öğüt almanız için size böyle öğüt verir. (Nahl – 90)

 

…..Yeminlerinizi aranızda hile ve fesada vesile edinmeyin ki; sağlam basmışken; sonra ayak kayar ve Allah yolundan saptığınız için fena azap tadarsınız…(Nahl – 94)

 

…..Çünkü onlar, dünya hayatını sevmiş, Âhirete tercih etmişlerdir. Allah da kâfirler topluluğunu hidâyete erdirmez. (Nahl – 107)

 

…..Bir ülkeyi helak etmeyi istediğimiz zaman; onun , nimet ve ferahtan şımarmış ele başlarına emirlerimizi bildiririz; onlar ise orada bozgunculuk yaparlar. Böylece o ülkeye sözümüz hak olur; (böylece) o ülkeyi darmadağın ederiz. (İsra – 16)

 

…..Kim bu çarçabuk geçen (dünyayı) dilerse, biz de burada ona, kimi dilersek ona çarçabuk dilediğimiz kadar veririz. Sonra da onu, cehenneme sokarız. O, buraya kınanmış ve (rahmetimizden) kovulmuş olarak girer. (İsra – 18).

 

…..Kim de Âhireti ister ve inanarak ona yaraşır biçimde çalışırsa; işte onların çalışmaları meşkur (teşekküre değer ve makbul) olur. (İsra – 19)

 

…..Yakınlara (akrabaya), yoksula, yolda kalmışa hakkını ver. İsraf ile saçıp savurma. (İsra – 26)

 

…..Çünkü (gereksiz yere) saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise, Rabbine (karşı) çok nankördür. (İsra – 27)

 

…..Eğer (elin dar olduğu için) Rabbinden umduğun bir rahmeti bekleyerek, onlardan yüz çevirecek (onlara bir şey vermeyecek) olursan, bari onlara yumuşak söz söyle. (İsra – 28)

 

…..El(ler)ini bağlayıp boynuna asma (cimrilik etme), büsbütün de açıp saçma (israf etme). Sonra kınanır, pişman bir halde oturup kalırsın. (İsra – 29)

 

…..Yetimin, ergenlik çağına erişinceye kadar, malına yaklaşmayın. Meğer ki bu, en güzel şekilde ola. Bir de ahdi (antlaşma, söz) yerine getirin. Çünkü ahidden cayanlar sorumludur. (İsra – 34)

 

…..Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam yapın. Doğru terazi ile tartın. Bu daha iyidir. Sonu da daha güzeldir. (İsra – 35)

 

…..Yer yüzünde kabara kabara (büyüklük taslayarak) yürüme. Çünkü sen, ne yeri yarabilir; ne de boyca dağlara yetişebilirsin. (İsra – 37)

 

…..De ki: ”Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız; o zaman harcama(ktan tükenir) korkusuyla muhakkak cimrilik edersiniz”. Çok cimridir insan!.. (İsra – 100)

 

…..Yeryüzünde olanları, oraya süs yaptık ki; insanların hangisinin daha güzel iş yapacağını (amel edeceğini) deneyelim imtihan edelim diye. (Kehf – 7)

 

…..Sabah-akşam, Rablerinin Cemalini dileyerek dua edenlerle beraber candan sabret. Dünya hayatının süsünü arzu edip de gözlerini O’ndan ayırma. Kalbine, bizi zikretmekten gaflet verdiğimiz, keyfinin ardına düşmüş; işinde haddi aşmış kimselere boyun eğme. (Kehf – 28).

 

…..Onlara iki adamı örnek ver: Birine, her türlü üzümden iki bağ vermişiz. Ve ikisinin de etrafını hurma ağaçları ile donatmışız. İkisinin de arasına bir ekinlik yapmıştık. Bu iki bağ ürününü vermiş bundan bir şeyi eksik bırakmamıştık. Onların arasından birde ırmak fışkırtmıştık.

 

Onun başkaca geliri de vardı. Onun için, kendisiyle konuşan arkadaşına: “Ben malca, senden daha zenginim ve adamca da senden güçlüyüm!” dedi.

 

Ve bağına girdi. Nefsine zulmediyordu. Dedi ki: ”Bu bağın, günün birinde, benden gideceğini hiç sanmıyorum.”

 

“Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Eğer Ben, Rabbime döndürülürsem; and olsun, bundan daha hayırlı bir sonuç bulurum.” Arkadaşı, ona cevap vererek dedi ki: “Seni topraktan, sonra da nutfe (sperma)’den yaratan, seni insan şekline getiren O Rabbini inkar mı ediyorsun?..

 “

 Fakat O, benim Rabbim olan Allah’tır. Ve ben, Rabbime kimseyi ortak koşmam.

 

“Bağına girdiğin zaman, Mâşallah (bu, Allah’ın dilediğidir.), Allah’tan başka hiçbir kuvvet yoktur; demeli değil miydin? Malca ve evlatça, beni kendinden az görüyorsan;

 

Rabbimin bana, senin bağından daha hayırlısını vermesi, seninkinin üstüne ise, gökten yıldırımlar göndererek (bağının) kaypak (yalçın) bir toprak haline gelebilirler.” “Yahut, suyu dibine çekilir de; bir daha onu aramakla bulmazsın…”

 

Derken; O’nun bütün bağı istila ediliverdi. (Bağı) uğrunda harcadıklarına karşı, avuçlarını uğuşturakaldı!.. (O bağın) çardakları yere çökmüştü… Diyordu ki; “Ah!.. Ne olaydım, Rabbime hiçbir ortak tutmayaydım!..” (Kehf – 32,42)

 

…..Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür (zinetidir). Devamlı olacak (baki) olan iyi ameller ise; Rabbinin katında sevapça daha hayırlıdır. Umutça da daha hayırlıdır. (Kehf – 46)

 

…..Göklerdekiler ve yerdekiler ve o ikisinin arasındakiler ve o yerin altında ne varsa; O’nun (Allah)dur. (Tâ hâ – 6)

 

 …..Onlardan bazı zümrelere (sınıflara), kendilerini denemek için verdiğimiz dünya hayatına ait süslere (zinetlere) ve debdebelere sakın gözlerini dikme. Rabbinin rızkı, hem daha hayırlı, hem daha sürekli. (Tâ hâ – 131)

 

…..Allah zikredildiği zaman, onların kalpleri titrer. Başlarına gelenlere karşı sabırlıdırlar. Onlar, namaza devamlıdırlar. Ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda dağıtırlar (infak ederler). (Hacc – 35)

 

…..Nice memleketler de var ki; biz onları zulmederlerken helâk ettik de; (şimdi) onlar, damarları çökmüş ıpıssızdırlar. Nice kullanılmaz olmuş kuyu, yüksek saraylar bomboş bırakılmışlardır. (Hac – 45)

 

…..Onlar, kendilerine verdiğimiz mal ve evlat ile onların hayırlarını acele ettiğimizi mi sanıyorlar?. Hayır (bu dünya nimetleri onlar için bir imtihandır. Fakat onlar,) farkında değiller. (Mü’minun – 55,56).

 

…..Sizden fazilet ve servet sahibi kimseler; yakınlarına, yoksullara, Allah yolun da yolculuğa çıkanlara vermede kusur etmesinler, affetsinler, geçsinler. Allah’ın, sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayan, esirgeyendir (Nur – 22)

 

…..”O günde ki; ne mal fayda verir ne de, oğullar.” (Şuara – 88)

 

…..” Ancak Allah’a sâlim (temiz ve selim) bir kalb ile gelenler ola.” (Şuara – 89)

 

…..Ben, buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatım, Âlemlerin Rabbinden başkasına aid değildir..” (Şuara – 109)

 

…..(Hud a.s.) ”sizden buna karşı hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatım, Alemlerin Rabbinden başkasına aid değildir..” (Şuara – 127)

 

…..”Ebedi kalacağınızı umarak, birtakım anıtlar ve köşkler ediniyorsunuz.” (Şuara – 129)

 

…..”Size bilip durduğunuz şeylerle (nimetlerle) yardım eden.” (Şuara – 132)

 

…..”Size davarlar, oğullar; bağlar, ırmaklar ihsan eden (Allah’dan) çekinin.” (Şuara – 133,134)

 

…..(Salih a.s.) ”Ben,buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatım, Alemlerin Rabbinden başkasına aid değildir..” (Şuara – 145)

 

…..(Lut a.s.) ”Ben,buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatım, Alemlerin Rabbinden başkasına aid değildir..” (Şuara – 164)

 

…..(Şuayb a.s.) ”Ben,buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatım, Alemlerin Rabbinden başkasına aid değildir..” (Şuara – 180)

 

…..”Ölçeği tam ölçün. Eksiltenlerden olmayın!” (Şuara – 181)

 

…..”Doğru terazi ile tartın!” (Şuara – 182)

 

…..”İnsanların hakkından bir şey kısmayın. Yer(yüzün)de karışıklık (anarşi) çıkarmayın!” (Şuara – 183)

 

…..(Firavun) kendisi de, askeri de o yerde haksız yere büyüklük tasladı(lar). Ve hakikatten bize döndürülemeyeceklerini sandılar. (Kasas – 39)

 

…..Bunun üzerine biz de hem onu, hem de askerlerini yakalayıverdik. Denizin içinde atıverdik. Bak (Habibim), zalimlerin sonu nice oldu! (Kasas – 40)

 

…..Biz onları (Dünya da insanları) ateşe çağıran önderler yaptık. Kıyamet gününde ise; asla yardıma kavuşturulmayacaklardır. (Kasas – 41)

 

…..Biz, refah içinde şımarmış nice şehri helak ettik. İşte kendilerinden sonra ancak pek az kimselerin oturabileceği (Harap) meskenleri! (Bütün bunlara) bir varis olmuşuzdur. (Kasas – 58)

 

…..Senin Rabbin, memleketlerin ana merkez(ler)ine, karşılarında Âyetlerimizi okutacak bir uyarıcı (elçi) gönderinceye kadar, o memleketleri helâk edici değiliz. (Kasas – 59)

 

…..Size verilen her şey, dünya hayatının geçimi ve süsüdür. Allah nezdinde olan şeyler ise; hem daha hayırlı, hem daha devamlıdır. Hala akıllanmayacak mısınız? (Kasas – 60)

 

…..Şimdi kendisine güzel bir söz verdiğimiz (Cennet’i vadettiğimiz) ve mutlaka ona kavuşacak kimse; Dünya hayatının geçici zevkini tattırdığımız, sonra kıyamet gününde huzurumuza getirilmişlerden olan kimse gibi midir? (Kasas – 61)

 

…..Kârun, Musa’nın kavmindendi. Fakat onlara karşı serkeşlik etti O. Biz Ona, öyle hazineler verdik ki; anahtarları(nı taşımak bile) güçlü kuvvetli büyük bir cemaate ağır geliyordu. O vakit kavmi ona şöyle demişti: “Şımarma! Çünkü Allah, şımarıkları sevmez.” (Kasas – 76)

 

…..Allah’ın sana verdiği (maldan harcayıp, dağıtıp) Âhiret yurdunu ara. Dünyadan nasibini de unutma. Allah’ın sana ihsan ettiği gibi; insanlara sen de (sadaka vererek) ihsanda bulun. Yer(yüzün)de fesad (anarşi, karışıklık) arama. Çünkü Allah, fesatçıları sevmez. (Kasas – 77)

 

…..(Kârun) Dedi ki:”Bu (Servet), bana ancak bende olan bilgi sayesinde verilmiştir.” Bilmedi mi ki Allah, kendisinden önceki nesiller arasında, kendisinden daha güçlü ve ondan daha çok cemaati (topluluğu) bulunan nice kimseleri helak etmiştir. Mücrimlerden (ağır suçlulardan), günahları sorulmaz. (Kasas – 78)

 

…..Derken; süsü (Debdebesi) içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını isteyenler: ”N’olurdu, dediler; Kârun’a verilen (şu servet) gibi, bizim de (malımız) olsaydı. O, hakikaten büyük nasip sahibidir. (Kasas – 79)

 

…..Kendilerine ilim verilenler de (şöyle) dedi:“Yazıklar olsun size. Allah’ın sevabı iman ve iyi amel (ve hareket) eden kimseler için daha hayırlıdır. Buna da sabır (ve sebat) edenlerden başkası kavuşturulamaz. (Kasas – 80)

 

…..Nihayet biz, onu da, sarayını da yere geçiriverdik. Artık, Allah’a karşı, kendisine yardım edecek hiçbir cemaatı da yoktu. Onun O, bizzat kendisini (koruyup) kurtaracaklardan da değildi. (Kasas – 81)

 

…..Dün, onun yerinde olmayı isteyenler, sabahleyin diyorlardı ki: ”Vay! Demek ki Allah, kullarından kimi dilerse; onun rızkını yayıyor, daraltıyor. Allah, bize lutfetmeseydi; bizi de muhakkak batırırdı. Vay! Demek ki hakikat şudur: Kâfirler felah (kurtuluş) bulmaz!” (Kasas – 82)

 

…..İşte onlara; sabrettiklerinden dolayı, mükafatları iki defa verilir. Onlar kötülüğü iyilikle savarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler (hayır için de dağıtırlar.) (Kasas – 54)

 

…..İşte Âhiret yurdu!.. Biz onu, yer (yüzün)de böbürlenmek ve bozgunculuk çıkarmak istemeyenlere veririz. (iyi) sonuç, sakınanlarındır (müttakilerindir).  (Kasas – 83)

 

…..Bu dünya hayatı bir eğlenceden, bir oyundan başka (şey) değildir. Âhiret yurdu(na gelince); şüphe yok ki O, (asıl) hayatın ta kendisidir. (bunu) Bilmiş olsalardı. (Ankebut – 64)

 

…..Gemiye bindikleri zaman Dini yalnız Allah’a has kılarak; O’na yalvarırlar fakat (Allah) onları sâlimen karaya çıkarınca hemen ona eş koşarlar. (Ankebut – 65)

 

…..Ki (bu suretle); kendilerine verdiğimiz (nimetler)e nankörlük etsinler ve (hayat’tan) zevk alsınlar diye. Fakat onlar, yakında bileceklerdir. (Ankebut – 66)

 

…..Onlar yer (yüzün)de kendilerinden evelkilerin sonlarının nice olduğuna bakmadılar mı? Onlar, kuvvetçe kendilerinden daha şiddetli idiler toprağı ekmişler; alt üst etmişler, onu, bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Peygamberleri, onlara da nice açık deliller getirmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulm eder değildi. Fakat onlar, kendi kendilerine zulm ediyorlar. (Rum – 9)

 

…..İnsanlara bir zarar isabet etti mi Rablerine, (yalnız) O’na dönerek; dua ederler. Sonra onlara kendi (tarafın)dan bir rahmet tattırdığı vakitte; bakarsınız ki, onlardan bir grup Rablerine ortak koşup durmaktadırlar. (Rum – 33)

…..(Böyle yaparlar)ki kendilerine verdiğimiz (nimetler)e nankörlük etsinler diye. Hele eğlene durun bakalım; yakında bileceksiniz!.. (Rum – 34)

 

…..Haydi yakınlara, yoksula, yol oğluna (yolcuya) hakkını ver. Bu, Allah’ın Cemalini (Yüzünü) dilemekte olanlar için (her şeyden) hayırlıdır. Ve onlar, korktuklarından emin umduklarına kavuşanların ta kendileridir. (Rum – 38)

 

…..İnsanların mallarında artış olması için faizden verdiğiniz şey (nakd ,mal, sadaka v.b.) Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını dileyerek verdiğiniz zekat ise; sevaplarını kat kat arttıranlar onlardır (ona verenlerdir.) (Rum – 39)

 

…..Yanları yataklarından uzaklaşır; korku ve ümit ile Rablerine dua ederler. Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden de infak ederler (Allah yolunda dağıtırlar).  (Secde – 16)

 

…..Onların yerlerine, yurtlarına ve henüz ayak basmadığınız diğer araziye de sizi mirasçı yaptı. Allah, her şeye hakkıyla kadirdir. (Ahzap – 27)

 

…..Ey Peygamber! Eşlerine söyle; ”eğer siz, dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız; gelin size boşanma bedellerini vereyim de hepinizi güzellikle salıvereyim. (Ahzap – 28)

 

…..”Eğer Allah’ı, Peygamberlerini ve Âhiret yurdunu diliyorsanız; şüphe yok ki Allah içinizden güzel hareket edenler için büyük mükafat hazırlamıştır. (Ahzap – 29)

 

…..Andolsun ki “Sebe” (kavminin) sakin olduğu yerde(de) bir ibret vardı. (Her ev) sağdan, soldan iki (şer) cennet (bahçe ile çevrili idi). (Onlara:) “Rabbinizin rızkından yeyin. O’na şükredin. Çok güzel (temiz) bir belde. Rab (şükredenleri) cidden yarlığayıcıdır” (denilmişti). (Sebe – 15)

 

…..Fakat onlar (bu nimetin şükründen) yüz çevirdiler. Biz de onlara Arim Seli’ni gönderdik. (O) ikişer Cennetlerinin yerine de ekşi yemişli, acı ılgınlı ve içinde biraz sedir ağacı bulunan iki (şer) bostan peyda ettik. (Sebe – 16)

 

…..İşte biz, onları böyle nankörlük ettikleri için cezalandırdık. Biz, nankör olandan başkasını cezalandırır mıyız?.. (Sebe – 17)

 

…..Biz, hangi memlekete bir uyarıcı gönderdiysek; mutlaka onların varlıkla şımarmış kimseleri: “Biz, sizin gönderdiğiniz şeylere küfredicileriz (inkar edicileriz)”, dediler. (Sebe – 34)

 

…..Ve: “Biz, dediler, mallarca da, evlatlarca da daha çoğuz. Biz, azap edileceklerden değiliz”. (Sebe – 35)

 

…..De ki:” Şüphesiz Rabbim kimi dilerse onun rızkını genişletir; (kimi de dilerse, onun kini) daraltır. Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler.” (Sebe – 36)

 

…..Size ne mallarınız, ne de evlatlarınız huzurumuzda bir yakınlık sağlamaz. Ancak iman edip de iyi amel (ve hareket)de bulunanlar başka. Çünkü Onlar, Onlar için yaptıklarına karşılık kat kat mükafat vardır ve Onlar, emin (ve mutmain) en yüksek makamlardadırlar. (Sebe – 37)

 

…..De ki:” Hakikaten Rabbim, kullarından dilerse; O’nun rızkını genişletir, (kimi de dilerse) Onunkini kısar. Allah için ne dağıtırsanız O, bunun ardından daha iyisini lütfeder. O rızıklandıranların hayırlısıdır. (Sebe – 39)

 

…..De ki:”Ben sizden bir ücret istemişsem; O, sizin olsun! Benim mükafatım Allah’a aittir. Her şeye hakkıyla şahittir. (Sebe – 47)

 

…..Ey insanlar! Şüphe yok ki Allah’ın va’di gerçektir. O halde sakın sizi dünya hayatı aldatmasın (gururlandırmasın)… (Fatir – 5)

 

…..Gerçek şu ki; Allah’ın  Kitabını okuyanlar, Namazı dosdoğru kılanlar kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık infak edenler (Allah yolunda dağıtanlar); kesinlikle kesad (batmak ihtimali) olmayan bir kazanç umarlar. (Fatir – 29)

 

…..Uyun, sizde hiçbir ücret istemeyen O kimselere!.. Onlar, hidâyete ermiş kimselerdir. (Yâ sin – 21)

 

…..(Allah’ın yarattığı) üründen ve kendi ellerinin yaptıklarından yemeleri için. Hala şükretmeyecekler mi? (Yâ sin – 35)

 

…..Onlara :”Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah için dağıtın” Denilince o küfredenler, iman edenlere (şöyle) dedi(ler): “Allah’ın dileseydi! Yedireceği kimseye biz mi yedirecekmişiz? Siz, apaçık bir sapıklıkta bulunanlardan başkası değilsiniz”.  (Yâ sin – 47)

 

…..Sana davacıların haberi geldi mi? Hani odasının duvarına tırmanmışlardır. (Sad – 21)

 

…..Davud’un yanına girmişlerdi de (Davud) onlardan korkmuşdu. “Korkma, dediler. Biz iki davacıyız. Birimiz, ötekinin hakkına saldırdı. Şimdi sen, aramıza hak ile hükmet, (adâletten ayrılıp bize) zulmetme. Bizi yolun ortasına (adâlete) götür”. (Sad – 22)

 

…..”Bu kardeşimin doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Böyle iken “Onu da bana ver” dedi ve konuşmada bana ağır bastı (onunla baş edemedim).” (Sad – 23)

 

…..(Davud) dedi ki: Andolsun O, senin koyununu, kendi koyunlarına katmayı istemekle sana zulm etmiştir. Zaten (mallarını birbirine) karıştıran (ortak)ların çoğu birbirine zulm ederler. Yalnız inanıp iyi iş yapanlar bunu dışındadır ki; onlar da ne kadar azdır!”. Davud (bu hükümle) kendisini denediğimizi, (kendisine bir bela vereceğimizi) sandı. Rabbinden mağfiret diledi, eğilerek secdeye kapandı ve tevbe edip (bize) döndü. (Sad – 24)

 

…..(Habibim) de ki: ”Ben buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ve ben (size) kendiliğimden (bir şey) teklif edenlerden değilim. (Sad – 86)

 

…..İnsana bir zarar dokunduğu zaman O, Rabbine bütün içtenliği ile yalvarır. Sonra O’na kendinden bir nimet verdiğinde; evvelce O’na yalvardığını unutur. Allah’a, O’nun yolundan saptırmak için eşler koşmağa başlar. De ki: ”Küfrünle biraz eğlene dur. Çünkü sen, muhakkak ateşliklerdensin.” (Zümer – 8)

 

…..Eğer bütün yeryüzündekilerin hepsi ve onunla birlikte bir misli daha o zulmedenlerin olsaydı; kıyamet gününde azabın kötülüğünde (kurtulmak için) elbette bunları feda ederlerdi. Halbuki onlar için Allah’dan hiç de zannetmeyecekleri şeyler karşılarına çıkmıştır. (Zümer – 47)

 

…..İnsana bir zarar dokunduğu zaman, Bizi çağırır sonra kendisine bizden bir nimet verdiğimiz de “Bu bana ancak bilgiden dolayı verilmiştir” der. Hayır bu, bir imtihandır. Lakin onların çoğu bilmezler. (Zümer – 49)

 

…..Bu (sözü) onlardan evvelkiler de söylemişlerdi de kazanmakta oldukları o şeyler, kendilerine hiçbir fayda sağlamadı. (Zümer – 50)

 

…..Sonunda o kazandıkları kötülükler, onların başlarına geldi. Şunların içinden zulmedenler(e gelince): onların kazandıkları kötülükler de kendilerini çarpacaktır ve onlar da bizim azabımıza engel olabilecek değildirler. (Zümer – 51)

 

…..Allah’ın, kimi dilerse onun rızkını yaymakta, (kimi de dilerse onunkini) kısmakta olduğunu bilmediler mi?.. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır. (Zümer – 52)

 

…..De ki: ”Ey kendilerinin aleyhinde (günahda) haddi aşanlar: Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları yarlığar. Şüphesiz ki O, çok yarğılayıcıdır, çok esirgeyicidir. (Zümer – 53)

 

…..O gün onlar çıkarlar; onlardan hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz. ”Bugün mülk kimindir?” “Bir olan, kahhar olan Allah’ındır?” (Mü’min – 16)

   

…..”Ey kavmim! Bu dünya hayatı fâni (geçici) bir eğlencedir. Âhiret ise; O, O asıl durulacak yerin ta kendisidir. (Mü’min – 39)

 

…..Rabbimiz buyurdu: “Bana dua edin, size katılayım (icabet edeyim). Çünkü bana, ibadet etmeye tenezzül etmeyecekler; hor ve hakir cehenneme gireceklerdir. (Mü’min – 60)

 

…..Size olan bu (azab) şundandır: Siz yerde haksız yere şımarıklık ediyor, taşkınlıklar gösteriyordunuz. (Mü’min – 75)

 

…..O (Müşrikler)ki; zekatı vermezler, Âhirete de inanmazlar. (Fussilet – 7)

 

…..İnsana nimet verdiğimiz vakit yüz çevirir, yan çizer. Ona bir şer dokunduğu zaman; genişçe bir süre yalvarır durur. (Fussilet – 51)

 

…..Kim Âhiret ekinini istiyorsa onun ekinini artırırız; kim dünya ekinini istiyorsa ona da dünyadan veririz. Fakat Âhiretten nasibi olmaz. (Şûra – 20)

 

…..Eğer Allah, kullarına yer yüzünde bol rızık verseydi; muhakkak ki taşkınlık ederler, azarlardı. Fakat o dilediği miktarda, (rızkı) indirir. Çünkü o kullarından hakkıyla haberdar, tüm olgunluğuyla görendir. (Şûra – 27)

 

…..Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizin yaptığı yüzündendir. (Allah, işlediklerinizin) birçoğunu da affeder. (Şûra – 30)

 

…..Size verilen şeyler dünya hayatının geçimidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve daha süreklidir ki bunlar; Rab’lerine inanır ve ona tevekkül ederler (dayanırlar). (Şûra – 36)

 

…..Eğer insanlar bir tek ümmet haline gelmeyecek olsaydı O çok esirgeyene küfreden kimselerin evlerinin tavanlarını, üstünden çıkacakları merdivenleri; (Zuhruf – 33)

 

…..Odalarının kapılarını, üzerine yaslanacakları tahtları hep gümüşten yapardık. (Zuhruf – 34)

 

…..Altın… Ziynetler (süsler)… bütün bunlar dünya hayatının geçici metaından başka şeyler değildir. Âhiret ise Rabb’inin katında (buyruklarına karşı gelmekten) sakınanlara aittir. (Zuhruf – 35)

 

…..Sen bırak onları; dalsınlar, oynayadursunlar. Nihayet tehdit edilmekte oldukları günlerine kavuşturulacaklardır. (Zuhruf – 83)

 

…..Onlar geride neler bırakmışlardı; nice bahçeler, çeşmeler. (Duhan – 25)

 

…..Ekinler, güzel makamlar. (Duhan – 26)

 

…..Ve zevküsefa sürecekleri nice nimetler! (Duhan – 27)

 

…..İşte böyledir. Biz bunları başka bir topluluğa miras verdik. (Duhan – 28)

 

…..Ne gök, ne de yer onlara ağlamadı. Ve onlara zaman da tanımadı. (Duhan – 29)

 

…..İnkâr edenler ateşe sunuldukları gün; “Siz, bütün zevkleri dünya hayatı içinde bitirdiniz, bunlarla safa sürdünüz, tükettiniz. Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan ötürü alçaltıcı bir azab ile cezalandırılacaksınız.(Ahkaf – 20)

 

…..Allah, inanıp iyi şeyler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. İnkar edenler ise (dünya hayatından biraz) zevklenirler, hayvanların yediği gibi yerler; (sonunda) yerleri ateştir. (Muhammed – 12)

 

…..Dünya hayatı, bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Eğer inanır korunursanız; size mükafatlarınızı verir. O, sizden mallarınızı da istemez. (Muhammed – 36)

 

…..Eğer isteseydi de sizi sıkıştırsaydı; cimrilik ederdiniz ve sizin kinlerinizi ortaya çıkarırdı. (Muhammed – 37)

 

…..İşte siz Allah yolunda harcamanıza (dağıtmanıza) davet edilmekte olanlarsınız. Fakat içinizde cimrilik edenler vardır. Kim cimrilik ederse ancak kendi nefsine cimrilik etmiş olur. Allah zengindir, siz ise fakirlersiniz. Eğer yüz çevirirseniz, yerinize sizden başka bir toplum getirir. Sonra da onlar, sizin benzerleriniz olmazlar. (Muhammed – 38)

 

…..Mü’minler, ancak o kimselerdi ki; Allah’a ve Resulüne iman ettikten sonra şüpheye sapmayıp Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşırlar. işte Onlar, sadık olanların ta kendileridir.(Hucurat – 15)

 

…..Geceleri pek az uyurlar…

…..Seherlerde istiğfar ederler…

…..Mallarında dilenci ve yoksulun hakkı vardır.(Zariyat – 17,19)

 

…..Bizi zikretmekten yüz çeviren ve dünya hayatından başkasını istemeyen kimselerden yüz çevirir! (Necm – 29)

 

…..Gördün mü şu adamı ki arkasını döndü. (Necm – 33)

 

…..Azıcık verdi, gerisini elinde sımsıkı tuttu. (Necm – 34)

 

…..İnsana emeğinden başka bir şey yoktur. (Necm – 39)

 

…..Gerçek, şu(nu) başkalarına muhtaç olmaktan o kurtardı ve o, sermaye sahibi kıldı. (Necm – 48)

 

…..Allah’a ve Peygamberine iman edin! Size vekalet verdiğinden harcayın (dağıtın). İçinizden iman edip de Allah için dağıtanlar; onlar için büyük mükafat vardır. (Hadid – 7)

 

…..Ne oluyor size ki; Allah yolunda dağıtmıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. İçinizde fetihten evvel harcayan ve muharebe eden kimseler bir olmaz. Onlar, derece itibariyle sonra harcayan ve muharebe edenlerden daha büyüktür… (Hadid – 10)

 

…..Kimdir O, Allah’a güzel bir ödünç (karz-ı hasen) verecek olan ki; Allah da onun verdiğini kat kat artırsın ve onun için şerefli bir mükafat versin? (Hadid – 11)

 

…..Ve onlardan önce o yurda yerleşen, imana sarılanlar, kendilerine göç edip gelenleri severler. Ve onlara verilenlerden ötürü göğüslerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinin ihtiyacı olsa dahi; (kardeşlerini) öz canlarına tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa; işte onlar umduklarına erenlerdir. (Hadid – 11 ile 18 arasında)

 

…..Hakikat, sadaka veren erkeklerle, sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel borç (karz-ı hasen) verenler… İşte onlar (verdikleri), kat kat artırılır. Onlar için çok şerefli bir mükafat vardır. (Hadid – 18)

 

…..Bilin ki; dünya hayatı ancak bir oyundur, eğlencedir, bir süstür, aranızda bir övünüştür. Mallar da evlatlar da bir çoğalıştır. Bu tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gider. Sonra o kurur da sen sapsarı bir hale getirilmiş görürsün. Sonra da o, bir çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap; Allah’tan bağışlanma ve hoşnutluk vardır. Dünya hayatı, aldatıcı zevkten başka bir şey değildir. (Hadid – 20)

 

…..Onlar cimrilik edip; insanlara da cimriliği emrederler. Kim yüz çevirirse şüphe yoktur ki Allah zengindir; bütün övgülere layık olanın ta kendisidir.. (Hadid – 24)

 

…..Onların ne malları, ne de evlatları kendilerinden Allah(ın azabın)dan bir şey savamaz. Onlar ateş halkıdır. Orada ebedi kalacaklardır. (Mücadele – 17)

 

…..Allah’ın memleketler ahalisinde, Peygamberine verdiği “Fey’i (ganimetin genel adı)” Allah’a, Peygamberine, yakınlarına, yetimlere, yoksullara, yolda kalanlara aittir. (Ya Muhammed!) Tâ ki o mallar yalnız zenginler arasında dolaşan bir devlet olmasın…(Haşr – 7)

 

…..(Bir de o mallar) Göç eden fakirlere aittir ki; Onlar Allah’tan fazl ve hoşnutluk ararlar; Allah’a, Peygamberine yardım ederlerken; yurtlarından ve mallarından çıkarılmışlardır. İşte bunlar doğruların ta kendileridir. (Haşr – 8)

 

…..Ey insanlar! Size, sizi acı azaptan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi?(Saf – 10)

 

…..Allah’a ve Resulüne inanırsanız; mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda savaşırsınız. Eğer bilirseniz sizin için en iyisi budur. (Saf – 11)

 

…..Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrıldığı zaman, Allah’ı anmaya koşun, alış-verişi (iş-gücü) bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. (Cum’a – 9)

…..Namaz kıldıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan (nasibinizi) arayın. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz. (Cum’a – 10)

 

…..Bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona gittiler ve (Ya Muhammed) seni ayakta bıraktılar. De ki: Allah’ın yanında bulunan, eğlenceden de ticaretten de hayırlıdır. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Cum’a – 11)

 

…..Onlar öyle kimselerdir ki: “Allah’ın elçisinin yanında bulunan (göçmen fakir)leri beslemeyin ki dağılıp gitsinler” diyorlar. Oysa göklerin ve yerin hazinesi Allah’ındır, fakat münafıklar anlamazlar. (Münafikun – 7)

 

…..Ey inananlar! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Kim bunu yaparsa; işte onlar, zarara uğrayanlardır. (Münafikun – 9)

 

…..Birinize ölüm gelip de: “Rabbim, (ne olur) beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de verip iyilerden olsaydım!” demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan infak edin. Allah için dağıtın (harcayın). (Münafikun -10)

 

…..Mallarınız ve evlatlarınız sizin için bir fitne (deneme)dir; (Allah, onlarla sizi imtihan etmektedir). Büyük mükafat ise Allah’ın yanındadır.(Teğabün – 15)

 

…..O halde gücünüz yettiği kadar Allah’tan sakının (O’nun öğütlerini) dinleyin. (O’na) itaat edin. Kendi iyiliğinize olarak mallarınızı Allah uğrunda infak edin (harcayın). Kim nefsinin cimriliğinden korunursa; işte onlar, kurtuluşa erenlerdir. (Teğabün – 16)

 

…..Eğer Allah’a güzel borç (karz-ı hasen) verirseniz; Allah onu, sizin için kat kat yapar ve sizi bağışlar Allah karşılık verendir, halimdir. (Teğabün – 17)

 

…..Yahut Allah, rızkını tutacak olursa (keserse); size rızık verecek kimdir? Doğrusu onlar azgınlık ve nefret içinde direnmektedirler. (Mülk – 21)

 

…..Mal ve oğullar sahibi olmuş diye;

 

…..Kendisine Âyetlerimiz okunduğu zaman; “eskilerin masalları” dedi.

 

…..Biz onu, burnunun üzerine damga vurup işaretleyeceğiz.

 

…..Biz bunlara da bela verdik. Şu bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi; Hani onlar, sabah olunca (kimse görmeden) onu mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.

 

…..İstisna da etmiyorlar (Allah dilerse biçeriz demiyorlar)dı.

 

…..Fakat onlar, uyurlarken hemen dolaşıcı bir bela, onu sardı;

 

…..Bahçe simsiyah kesiliverdi.

 

…..Sabahleyin, birbirlerine seslendiler:

 

…..”Haydi, devşirecekseniz: erkenden çıkıp ekininize gidin!” diye.

 

…..Derken yürüdüler; gizlice fısıldaşıyorlardı:

 

…..”Sakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın!” diye. 

 

…..Kendilerince (yoksula) vermemeye güçleri yetermiş gibi erkenden gittiler.

 

…..Fakat bahçeyi görünce: “Herhalde yolu şaşırdık!” dediler.

 

…..”Hayır, doğrusu biz yoksun (mahrum) bırakıldık!”

 

…..Orta (yoldan giden iyi)leri, “Ben size demedim mi? Rabbinizi tesbih etmeniz gerekmez miydi?” dedi.

 

…..”Rabbimizi tesbih ederiz. Doğrusu biz zulmedenlermişiz.” Dediler. (Kalem: 14-29)

 

…..”Keşke ölüm işimi bitirmiş olsaydı!”

 

…..”Malım bana hiçbir fayda vermedi.”

 

…..”Gücüm (saltanatım) benden yok olup gitti (hiçbir şeyim kalmadı)”. (Hakka: 27-29)

 

…..”Çünkü o büyük Allah’a inanmıyordu!”

 

…..”Yoksulu doyurmaya önayak olmuyordu.”

 

…..Bugün onun için candan bir dost yoktu.

 

…..İrinden başka yiyecek yoktur.

 

…..Onu, (bile bile) hata işleyenlerden başkası yemez.

 

…..Yoo, yemin ederim; gördüklerinize,

 

…..Ve görmediklerinize ki;

 

…..O (Kur’an), elbette şerefli bir peygamberin sözüdür.

 

…..O, bir şairin sözü değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!

 (Hakka: 33-42)

 

…..(Kendine) çağırır; sırtını dönüp gideni,

 

…..(Mal) toplayıp kasada yığanı!

 

…..Doğrusu insan, hırslı (ve huysuz) yaratılmıştır.

 

…..Kendisine kötülük dokundu mu sızlanır;

 

  …..Kendisine hayır dokundu mu (yoksullara) vermez (sıkı tutar; cimrilik eder).

 

…..Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır. (Mearic: 17-22)

 

…..Nuh:”Rabbim! Dedi. Onlar bana karşı geldiler de; malı ve çocuğu kendisinin zararını artırmaktan başka işe yaramayan (şımarık, gururlu) bir adama uydular!..(Nuh – 21).

 

…..Namazı kılın, Zekatı verin ve Allah’a güzel bir borç (karz-ı hasen) verin. Kendiniz için verdiğiniz hayırları, Allah katında verdiğinizden daha büyük bulacaksınız. Allah’tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir. (Müzemmil – 20).

 

…..Verdiğini, çok bularak başa kakma!

 

…..Rabbin için sabret. (Müddesir: 6-7)

 

…..(Çırılçıplak) tek olarak yarattığım o kimseyi bana bırak.

 

…..Ona uzun boylu mal verdim.

 

…..Göz önünde oğullar (verdim).

 

…..Kendisine bir döşeyiş döşedim (servet, evlat ve çeşitli nimetler verdim).

 

…..Hala daha da artırmama göz dikiyor.

 

…..Hayır! Çünkü O, Bizim Ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi.

 

…..Onu dimdik bir yokuşa sardıracağım!

 

…..Zira O, düşündü; ölçtü, biçti.

 

…..Kahrolası! nasıl da ölçtü, biçti.

 

…..Yine kahrolası! Nasıl ölçtü, biçti.

 

…..Sonra baktı.

 

…..Sonra, surat astı. Kaşlarını çattı.

 

…..Sonra arkasını döndü, büyüklük tasladı;

 

…..”Bu dedi, rivayet edilip; öğretilen bir büyüden başka bir şey değildir.”

 

…..”Bu, sadece bir insan sözüdür.”

 

…..O’nu sekar’a (Cehennem’e) atacağım! (Müddesir:11 -26).

 

…..Onlar, cennetler içinde,

 

…..Suçlulardan sorarlar:

 

…..”Sizi şu yanıcı ateşe ne sürükledi?”

 

…..(Onlar da) Derler ki: “Biz Namaz kılanlardan olmadık.”

 

…..”Yoksula da yedirmezdik.”

 

…..”(Boş şeylere) Dalanlarla birlikte dalardık.”

 

…..”Ceza gününü Yalanlardık.”

 

…..”Sonunda bu halde iken; ölüm bize gelip çattı”.

 (Müddesir: 40-47)

 

….. Hayır! Siz çabuk (geçen şu dünyayı) seviyorsunuz da;

 

…..Ahireti bırakıyorsunuz. (Kıyamet: 20-21)

 

…..Yoksula, yetime ve esire; O’nun sevgisi için yemek yedirirler;

 

…..”Biz, size sırf Allah rızası için yediriyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz.”

 

…..”Çünkü biz, suratsız; çok katı bir gün(ün azabın)dan ötürü Rabbimizden sakınırız.”(derler).(İnsan: 8-10)

 

…..Bunlar, şu çabuk (geçen şu dünyayı) seviyorlar da; önlerindeki ağır bir günü bırakıyorlar.

 

…..Biz, Onları yarattık; bağlarını sıkıca bağladık.

 Dilediğimiz zaman onları benzerleriyle değiştiririz. (İnsan: 27-28).

 

…..”Yeyin, azıcık sefa sürün! Siz suçlularsınız!”

 

…..(Hakkı) yalanlayanların vay haline O gün!.. (Mürselat: 46-47).

 

…..O gün insan neyin peşinde koşmuş olduğunu hatırlar.

 

…..Gören kimseler için cehennem ortaya çıkarılmıştır.

 

…..Artık kim azarsa;

 

Ve dünya hayatını tercih ederse;

 

…..(Onun için) Gidilecek yer, Cehennemdir.

 

…..Ama kim Rabbinin makamından sakınır ve nefsi kötü heveslerinden menederse;

 

…..(Onun için) Gidilecek yer, Cennettir. (Naziat: 35-41).

 

…..Ölçü ve tartıda hile yapanların vay haline!

 

…..Onlar, insanlardan bir şey ölçüp aldıkları zaman; ölçüyü tam yaparlar.

 

…..Kendileri Onlara bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman (Ölçü ve tartıyı) eksik yaparlar.

 

…..Onlar, tekrar diriltileceklerini sanmıyorlar mı? (Mutaffifin: 1-4)

 

…..Ama siz, dünya hayatını üstün tutuyorsunuz.

 

…..Oysa Ahiret, daha hayırlı (iyi) ve süreklidir (A’la: 16-17)

 

…..Hayır! doğrusu siz, yetime ikram etmiyorsunuz.

 

…..Yoksula yemek vermeğe (birbirinizi) teşvik etmiyorsunuz.

 

…..Mirası helal, haram demeden yiyorsunuz.

 

…..Malı da pek çok seviyorsunuz.(FECR: 17-20)

 

…..İşte o gün insan anlar; ama artık anlamanın, kendisine ne faydası var?..

 

…..(O zaman insan): “Ah keşke ben bu hayatım için (iyi şeyler yapıp) gönderseydim!” der. (Fecr: 23-24)

 

…..Yoo, and içerim bu şehre;

 

…..Ki Sen içinde oturmaktasın.

 

…..Babaya ve ondan meydana gelen çocuğa (and içerim)

 ki;

 

…..Biz, insanı zorlular arasında yarattık.

 

…..İnsan, hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?

 

…..(Gösteriş ve övünme için) “Ben bir çok mal telef ettim” diyor.

 

…..Kimse kendini görmedi mi sanıyor?..

 

…..Biz, ona vermedik mi iki göz.

 

…..Bir dil, iki kulak?

 

…..O’na iki tepe (iki hedef: iyilik ve kötülük yolu) gösterdik.

 

…..Fakat O, (hedefe varmak, yapılan iyiliklere teşekkür etmek için) sarp yokuşu geçemedi.

 

…..Sarp yokuşun ne olduğunu nereden bileceksin?

 

…..Bu, boynu (kölelik zincirinden) çözmek;

 

…..Yahut doyurmaktır: açlık günün de.

 

…..Yakınlığı bulunan yetimi,

 

…..Yahut hiçbir şeyi bulunmayan yoksulu!..

 

…..Sonra inanıp birbirlerine sabır tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmak;

 

…..İşte Onlar, sağın adamlarıdır (uğurlu kişilerdir). (Beled: 1-18)

 

…..Bundan dolayı kim (fakirlere) verir, (günahlardan) korunursa;

 

…..Ve en güzeli doğrularsa;

 

…..Ona en kolayı, kolaylaştırırız.

 

…..Fakat kim cimrilik eder, kendilerini zengin görüp; tenezzül etmezse;

 

…..Fakat ne güzeli de yalanlarsa;

 

…..Ona en güçlüğü, kolaylaştırırız.

 

…..Kendisi (çukura) düştüğü zaman, malı Ona hiçbir fayda sağlamaz. (Leyh: 5-11).

 

…..O ki yalanladı; sonra döndü.

 

…..Ondan uzak tutulur; en çok korunan;

 

…..O ki malını vererek arınır.

 

…..Ve Onda, hiç kimsenin karşılık verilecek bir nimeti yoktur;

 

…..Yalnız Yüce Rabbi’nin Rızasına (hoşnutluğuna) ermek için verir.

 

…..Yakında kendisi de (Allah’ın vereceği nimetle) razı olacaktır. (Leyh: 16-21).

 

…..Öyleyse sakın öksüzü ezme!

 

…..Dilenciyi azarlama!.. (Duha: 9-10)

 

…..(Andolsun)Ki insan, Rabbine karşı çok nankördür.

 

…..Ve kendisi de buna şahiddir.

 

…..Doğrusu O, malı çok sever. (Adiyat – 6-8)

 

…..(İnsanları) diliyle çekiştiren, kaş ve gözle işaretler yapıp alay eden her fesad kişinin vay haline!

 

…..O ki mal yığdı. Tekrar tekrar saydı, durdu,

 

…..O malının kendisini sonsuza kadar yaşatacağını sanır.

 

…..Hayır; O, Andolsun ki Hutame’ye atılacaktır.

 

…..O hutame’nin neydiğini sana bildiren ne?

 

…..Allah’ın tutuşturulmuş bir ateşidir. (Hümeze: 1-6)

 

…..Dini yalanlayan (adam)ı gördün mü?

 

…..İşte O, öksüzü iter, kakar;

 

…..Yoksulu doyurmaya önayak olmaz.

 

…..İşte (bu özelliklerle beraber) Namaz kılanların vay haline ki:

 

…..Onlar, namazlarından gafildirler.

 

…..Onlar, riyakarlar (gösteriş için ibadet yapanlar)ın ta kendileridir.

 

…..Onlar, Zekatı (yahut en ufak bir yardımı) da esirgeyenler. (men ederler). (Maun – 1,7)([1])



[1] Bkz. İnsanda Yükselme, Kazım Yardımcı. S.299-330.

← Önceki

Sonraki →