Hazret-i Ebubekir Yolu

Hazret-i Ebubekir’in yolu, Selmân-ı Farisi yolu ile İmam-ı Cafer-i Sâdık, Beyazid -i Bestami Hazretlerine gelir. Beyazid-i Bestami kanalı ile Abdülhalik-i Gücdüvani ve Ahmed –i Yesevi şeklinde ikiye bölünür. Ahmed-i Yesevi’den, Hacı Bektaş-ı Veli Yolu açılır. Gücdüvani’den  Muhammed Baba Semasi yoluyla  Muhammed Bahaeddin, İmam-ı Rabbani, Mevlâna Halid Ziyaeddin ve benzeri ulu Tanrı bilginlerine kavuşur. Ebubekir yolu da gerçeği arayanlara açıktır. Gerçektir. Onlara uyanlar da gerçeğe kavuşur. Bu iki yola, Eski Tasavvufçular, Turuk-u Aleviye  ve Turuk-u Bekriye demişlerdir. İkisi de Haktır. İkisi de Tanrı Güneşi Muhammed Mustafa’ya kavuşur ve oradan ulular ulusuna uzanır.

 

          İki cihanda tasarruf ehlidir Ruh-u Veli,

          Deme ki bu mürdedir, nice bundan derman ola,

          Ruh, şimşir-i Hüda’dır, ten gılaf olmuş ona,

          Dahi âlâ kâr eder bir tığ, kim üryan ola…

 

Ve “Âdem ara, Âdemi bul,Âdem ile  Âdem ol” demişlerdir.

Tanrı Yolu, ilk önce Olgun İnsan’ı bulup, Ona kalp ve elle biat – bağlanmak-la başlar. Sonra, Onun Tanrı’da yok olup, tekrar var olan kutsal Ruhundan İlâhi  enerji almak yoluyla ve Tanrı’nın en büyük adı “ALLAH” adını ve güzel adlarını zikretmekle – anmakla  olgunlaşmanın yolu tutulmuş olur. Olgun İnsan’ın ampule benzer ışık saçan Kalp ve Ruhuna rabıta-irtibat- kurmak ki bu fişi prize takmak gibi bir olaydır. Fişin, prize takıldığı nevinden Ruhani rabıtada da İlâhi aşk ve ışık, salikin -Tanrı Yolcusunun- kalbine dolmaya başlar. Bu yolla ve Tanrı’nın adını zikretmek suretiyle, kalbi büyük bir havuz gibi olur.

Salik, bu rabıta ve Tanrı’yı çok çok anma işine sürekli devam edince, sonunda kalbi Nur Denizi haline gelir. Denizleşince, O da Olgun İnsan, Tanrı dostu olur. Büyük Peygamberimiz, “Deniz ol değişme” buyurmuştur. Demek ki gaye denizleşmektir. Çünkü havuz, dere, çay, dere, ırmak ve nehirler bulanabilir, değişebilirler. Fakat deniz değişmez. Tersine O içine düşeni değiştirir, kendi rengine boyar. Öyleyse, Olgun İnsan deniz gibidir. O’na dalan, O’nda yok olur, denizleşir. Benliğinden soyunup, Hak benliğine boyanır.

“Sıbget Allah – Tanrı rengine boyanın” (Bakara,138)

Âyeti ve “Soyun kavuş” Tanrı Sözü bu anlatılanları teyit eder.

← Önceki

Sonraki →