İman edenler! Benim de düşmanım, Sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyin. Onlar size gelen gerçeği inkâr ettikleri, Rabbiniz Allah’a inandığınızdan dolayı Elçi’yi ve Sizi (yurdunuzdan) çıkardıkları halde Siz onlara sevgi iletiyorsunuz. Benim yolumda Cihad etmek ve Benim rızamı kazanmak için (yurdunuzdan) çıktığınız halde, içinizden onlara sevgi (mi) gizliyorsunuz? Oysa Ben sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz herşeyi bilirim. Sizden kim bunu yaparsa muhakkak ki yolun ta ortasından sapmış (dalâlette) olur. (Mümtehine-1)
1002-Ey Peygamber! İnanmış kadınlar (Sana gelip) şu hususlarda Sana biat ederlerse: -Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacaklar, hırsızlık etmeyecekler, zina etmeyecekler, çocuklarını öldürmeyecekler, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmeyecekler ve iyi bir işte Sana karşı gelmeyecekler- (Buna göre söz verirlerse Onların biatlarını kabul et. Ve Onlar için Allah’tan mağfiret – bağışlanmalarını) dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.(Mümtehine-12)
1003- Meryem oğlu İsa bir zaman (şöyle) demişti: “Ey İsrail oğulları, Ben size Allah’ın Peygamberiyim. Benden önceki Tevrat’ı doğrulayıcı, benden sonra gelecek bir Peygamberi de –ki adı AHMED’dir- müjdeleyici olarak (geldim)”. Fakat O (İsa’nın müjdelediği Elçi), Onlara apaçık deliller getirince, “Bu apaçık bir büyüdür” dediler. (Saf-6)
1004- Onlar ağızlarıyla Allah’ın Nurunu söndürmeye yelteniyorlar. Oysa Kâfirler hoşlanmasa da Allah, Nurunu tamamlayacaktır. (Saf-8)
1005- O, Peygamberini hidâyet ve Hak Din ile gönderendir. Çünkü O, bunu diğer bütün dinlerden üstün kılacaktır. Müşriklerin hoşuna gitmese de. (Saf-9)
1006- Ey İnananlar! Size, sizi acı bir azaptan kurtaracak bir ticaret (yolunu) göstereyim mi? (Saf-10)
1007- Allah’a ve Peygamberine iman eder, mallarınızla, canlarınızla da Allah yolunda cihad edersiniz (çarpışırsınız). Bu, sizin için, eğer bilirseniz, çok hayırlıdır.(Saf-11)
1008- Seveceğiniz bir şeyler daha var: Allah’tan bir zafer ve yakın bir fetih. Mü’minlere müjdele. (Saf-13)
1009- Ey İman edenler!Allah’ın yardımcıları olun.Nitekim Meryem oğlu İsa da Havarilere demişti ki:
“Allah’a, benim yardımcılarım kim (olacak) demiş, Havariler: Allah’ın yardımcı(Kul)ları biziz” dediler. İsrailoğullarından bir zümre (O’na) iman etmiş, bir zümre de küfürde kalmıştı. Nihayet Biz O iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik de bu suretle Onlar üstün geldiler. (Saf-14)
1010- O, ümmiler içinde kendilerinden (kendilerine) bir Peygamber gönderendir ki (bu), Onlara Âyetlerini okur, Onları temizler, Onlara Kitabı, Hikmet’i öğretir. Halbuki Onlar daha önce hakikaten apaçık bir sapıklık içinde idiler. (Cuma-2)
1011- (Aynı Peygamber) Onlardan (Mü’minlerden) henüz kendilerine katılıp erişememiş bulunan diğerlerine dahi (Kitabı ve Hikmeti öğretir). O Aziz ve Hakim’dir. (Cuma-3)
1012- De ki: “Ey Yahudiler, (bütün) insanları bir tarafa bırakarak Allah’ın dostları yalnız kendiniz olduğunuzu iddia ediyorsunuz. Doğru söyleyen (adamlar)sanız, hemen ölümü temenni edin”. (Cuma-6)
1013- Ama Onlar, ellerinin (yapıp) öne sürdüğü (işler) yüzünden asla ölümü temenni etmezler. Allah zalimleri bilir. (Cuma-7)
1014- De ki: “Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, sizi mutlaka bulacaktır. Sonra görünmeyeni ve görüneni Bilen’e döndürüleceksiniz. O size yaptıklarınızı haber verecektir. (Cuma-8)
1015- Onlar bir ticaret veya eğlence gördükleri zaman ona yönelip dağıldılar. Seni ayakta bıraktılar. De ki: “Allah’ın yanında bulunan; eğlenceden de, ticaretten de hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır”. (Cuma-11)
1016- Münafıklar Sana geldiği zaman “Şehadet (tanıklık) ederiz ki; Sen muhakkak ve mutlak Allah’ın Peygamberisin” dediler. Allah da bilir ki Sen elbette ve elbette Onun Peygamberisin. (Fakat) Allah o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduğunu da biliyor. (Münafikun-1)
1017- Onlar yeminlerini kalkan edindiler ve Allah’ın yolundan saptılar (ya da halkı saptırdılar). Hakikat, onların yaptıkları ne kötüdür.(Münafikun-2)
1018- Bu (kötü amelleri şundandır:) Çünkü onlar (zahiren-görünürde) iman ettiler. (Fakat) sonra (kalpleriyle) Kâfir oldular. Bu yüzden kalplerinin üstüne (küfür) mühr(ü) basıldı. Onun için onlar (İmanın hakikatini) anlamazlar. (Münafikun-3)
1019- Onları gördüğün zaman gövdeleri (kalıpları, kıyafetleri belki) hoşuna gider. Eğer söylerlerse sözlerini dinlersin. (Halbuki) Onlar (çubuklu Yemen kumaşı) giydirilmiş (kocaman) odunlar gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerinde sanırlar. (Asıl) düşman onlardır. O halde onlardan sakın. Allah gebertsin onları. Nasıl olup da (Hakdan) döndürülüyorlar? (Münafikun-4)
1020- Onlara “Gelin, Allah’ın Peygamberi sizin için istiğfar ediversin” denildiği zaman başlarını çevirdiler. Gördün ki onlar (özür dilemeyi bile) kibirlerine yediremiyerek, hâla yüz döndürüyorlar. (Münafikun-5)
1021- Onlar için ha istiğfar etmişsin, ha onlara istiğfar etmemişsin, haklarında birdir. Allah, onları bağışlamayacaktır. Şüphe yok ki Allah, fâsıklar (münafıklar) topluluğuna hidâyet etmez. (Minafikun-6)
1022-Onlar öyle kimselerdir ki “Allah’ın peygamberi yanında bulunan kimseleri beslemeyin ki dağılıp gitsinler” diyorlardı. Halbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Fakat o münafıklar ince anlamazlar. (Münafikun-7)
1023- Diyorlarki; “Andolsun, eğer Medine’ye dönersek, üstün olan, alçak olanı oradan mutlaka çıkaracaktır.” Üstünlük, ancak Allah’ın, Elçisinin ve Mü’minlerindir. Fakat münafıklar bilmezler. (Münafikun-8)
1024- Ey iman edenler, sizi ne mallarınız, ne evlatlarınız Allah’ın zikrinden alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte Onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir. (Münafikun-9)
1025- Daha önce küfretmiş olanların haberi size gelmedi mi? (onlar,) işlerinin vebalini tattılar. Ve onlar için acı bir azap vardır. (Teğabun-5)
1026- Çünkü onlara Elçileri, açık deliller getirirlerdi. Fakat onlar, “Bir insan mı bize (hidâyet edecek) doğru yola götürecekmiş?” deyip inkâr ettiler (kâfir oldular) ve arka döndüler-yüz çevirdiler. Allah da (hiçbir şeye) muhtaç olmadığını gösterdi. Allah herşeyden müstağnidir. Zengindir, her hamde lâyıktır-övülmüştür. (Teğabun-6)
1027- O küfredenler, kesinlikle öldükten sonra diriltilmeyeceklerini sandılar-iddia ettiler. De ki: “Hayır, Rabbime andolsun ki siz mutlaka diriltileceksiniz. Sonra yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu Allah’a göre kolaydır”. (Teğabun-7)
1028- Artık Allah’a, Elçisine inanın ve indirdiğimiz Işığa (inanın). Allah, yaptıklarınızı haber almaktadır. (Teğabun-8)
1029- Allah’a itaat edin, Elçiye itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz Peygamberimizin üstüne düşen açıkça duyurmaktır. (Teğabun-12)
1030- Ey peygamber! Kadınları boşa(mak iste)diğiniz zaman, onları iddetleri içinde (âdetten temiz oldukları sırada) boşayın ve iddeti sayın (üç defa âdet görüp temizlenmelerini hesap edin) ve Rabbiniz Allah’tan korkun. (Bekleme süresi içinde) onları evlerinden çıkarmayın. Kendileri de çıkmasınlar. Ancak apaçık bir edepsizlik yapmaları durumu, bu hükmün dışındadır (o zaman evden çıkabilirsiniz). Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını geçerse, kendisine yazık etmiş olur. Bilmezsin, belki Allah, bundan sonra (iddet süresi içinde) yeni bir iş ortaya çıkarır (gönülleri uzlaştırıp birleşme ortamı yaratır). (Talak-1)
1031-Nice kent var ki, Rabbinin ve Elçilerinin buyruğuna baş kaldırdı, biz de onları çetin bir hesaba çektik ve onlara görülmemiş biçimde azap ettik. (Talak-8)
1032- İman edip de güzel güzel amel (ve hareket)de bulunanları karanlıklardan Nura (aydınlığa) çıkarmak için bir (de) peygamber (göndermiştir ki) O, Allah’ın (her şeyi) açık açık bildiren Âyetlerini size karşı (işte) okuyup durmaktadır. Kim Allah’a inanırsa ve yararlı işler yaparsa, (Allah) onu, altlarından ırmaklar akan Cennetlere sokar; orada ebedi olarak kalırlar. Allah ona gerçekten güzel rızık vermiştir. (Talak-11)
1033- Ey peygamber! Allah’ın Sana helâl kıldığı şeyi eşlerinin hoşnutluğunu arayarak, niçin (kendine) haram ediyorsun? (Bununla beraber üzülme) Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyicidir. (Tahrim-1)
1034- Peygamber, eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü (başkasına) haber verip, Allah da, Peygamberi, eşinin bu davranışını açıklayınca (Peygamber) bunun (ancak) bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. (Peygamber) bunu eşine haber verince, (eşi) “Bunu Sana kim söyledi?” dedi. (Peygamber): “Herşeyi bilen, haber alan (Allah) bana söyledi” dedi. (Tahrim-3)
1035-Eğer her ikiniz de Allah’a tevbe ederseniz (ne âlâ, çünkü) hakikaten sizin kalpleriniz kaymıştır. (Yok), Onun aleyhinde birbirinize arka olursanız; hiç şüphesiz Allah Onun bizzat yardımcısıdır.Cebrail de, Mü’minlerin Salih (iyi) olanları da. Bunların ardından Melekler de (Ona) yardımcıdır. (Tahrim-4)
1036- O sizi boşarsa, belki de Rabbi Ona, sizden daha hayırlı, kendisini Allah’a teslim eden, inanan, gönülden itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, seyahat eden dul ve bakire eşler verir.