Ana Sayfa
Kitaplarımız
Varlıktan Veriler
Type Link Name Here
 
Varlıktan Veriler -16-13-

ŞÂN-I MUHAMMEDİ (A.S.V.) İLE İLGİLİ KUTSAL YÜCE ÂYETLER (Devam)

 

1001- Ey İman edenler! Benim de düşmanım, Sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyin. Onlar size gelen gerçeği inkâr ettikleri, Rabbiniz Allah’a inandığınızdan dolayı Elçi’yi ve Sizi (yurdunuzdan) çıkardıkları halde Siz onlara sevgi iletiyorsunuz. Benim yolumda Cihad etmek ve Benim rızamı kazanmak için (yurdunuzdan) çıktığınız halde, içinizden onlara sevgi (mi) gizliyorsunuz? Oysa Ben sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz herşeyi bilirim. Sizden kim bunu yaparsa muhakkak ki yolun ta ortasından sapmış (dalâlette) olur. (Mümtehine-1)

1002-Ey Peygamber! İnanmış kadınlar (Sana gelip) şu hususlarda Sana biat ederlerse: -Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacaklar, hırsızlık etmeyecekler, zina etmeyecekler, çocuklarını öldürmeyecekler, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmeyecekler ve iyi bir işte Sana karşı gelmeyecekler- (Buna göre söz verirlerse Onların biatlarını kabul et. Ve Onlar için Allah’tan mağfiret – bağışlanmalarını) dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.(Mümtehine-12)

1003- Meryem oğlu İsa bir zaman (şöyle) demişti: “Ey İsrail oğulları, Ben size Allah’ın Peygamberiyim. Benden önceki Tevrat’ı doğrulayıcı, benden sonra gelecek bir Peygamberi de –ki adı AHMED’dir- müjdeleyici olarak (geldim)”. Fakat O (İsa’nın müjdelediği Elçi), Onlara apaçık deliller getirince, “Bu apaçık bir büyüdür” dediler. (Saf-6)

1004- Onlar ağızlarıyla Allah’ın Nurunu söndürmeye yelteniyorlar. Oysa Kâfirler hoşlanmasa da Allah, Nurunu tamamlayacaktır. (Saf-8)

1005- O, Peygamberini hidâyet ve Hak Din ile gönderendir. Çünkü O, bunu diğer bütün dinlerden üstün kılacaktır. Müşriklerin hoşuna gitmese de. (Saf-9)

1006- Ey İnananlar! Size, sizi acı bir azaptan kurtaracak bir ticaret (yolunu) göstereyim mi? (Saf-10)

1007- Allah’a ve Peygamberine iman eder, mallarınızla, canlarınızla da Allah yolunda cihad edersiniz (çarpışırsınız). Bu, sizin için, eğer bilirseniz, çok hayırlıdır.(Saf-11)

1008- Seveceğiniz bir şeyler daha var: Allah’tan bir zafer ve yakın bir fetih. Mü’minlere müjdele. (Saf-13)

1009- Ey İman edenler!Allah’ın yardımcıları olun.Nitekim Meryem oğlu İsa da Havarilere demişti ki:

“Allah’a, benim yardımcılarım kim (olacak) demiş, Havariler: Allah’ın yardımcı(Kul)ları biziz” dediler. İsrailoğullarından bir zümre (O’na) iman etmiş, bir zümre de küfürde kalmıştı. Nihayet Biz O iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik de bu suretle Onlar üstün geldiler. (Saf-14)

1010- O, ümmiler içinde kendilerinden (kendilerine) bir Peygamber gönderendir ki (bu), Onlara Âyetlerini okur, Onları temizler, Onlara Kitabı, Hikmet’i öğretir. Halbuki Onlar daha önce hakikaten apaçık bir sapıklık içinde idiler. (Cuma-2)

1011- (Aynı Peygamber) Onlardan (Mü’minlerden) henüz kendilerine katılıp erişememiş bulunan diğerlerine dahi (Kitabı ve Hikmeti öğretir). O Aziz ve Hakim’dir. (Cuma-3)

1012- De ki: “Ey Yahudiler, (bütün) insanları bir tarafa bırakarak Allah’ın dostları yalnız kendiniz olduğunuzu iddia ediyorsunuz. Doğru söyleyen (adamlar)sanız, hemen ölümü temenni edin”. (Cuma-6)

1013- Ama Onlar, ellerinin (yapıp) öne sürdüğü (işler) yüzünden asla ölümü temenni etmezler. Allah zalimleri bilir. (Cuma-7)

1014- De ki: “Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, sizi mutlaka bulacaktır. Sonra görünmeyeni ve görüneni Bilen’e döndürüleceksiniz. O size yaptıklarınızı haber verecektir. (Cuma-8)

1015- Onlar bir ticaret veya eğlence gördükleri zaman ona yönelip dağıldılar. Seni ayakta bıraktılar. De ki: “Allah’ın yanında bulunan; eğlenceden de, ticaretten de hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır”. (Cuma-11)

1016- Münafıklar Sana geldiği zaman “Şehadet (tanıklık) ederiz ki; Sen muhakkak ve mutlak Allah’ın Peygamberisin” dediler. Allah da bilir ki Sen elbette ve elbette Onun Peygamberisin. (Fakat) Allah o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduğunu da biliyor. (Münafikun-1)

1017- Onlar yeminlerini kalkan edindiler ve Allah’ın yolundan saptılar (ya da halkı saptırdılar). Hakikat, onların yaptıkları ne kötüdür.(Münafikun-2)

1018- Bu (kötü amelleri şundandır:) Çünkü onlar (zahiren-görünürde) iman ettiler. (Fakat) sonra (kalpleriyle) Kâfir oldular. Bu yüzden kalplerinin üstüne (küfür) mühr(ü) basıldı. Onun için onlar (İmanın hakikatini) anlamazlar. (Münafikun-3)

1019- Onları gördüğün zaman gövdeleri (kalıpları, kıyafetleri belki) hoşuna gider. Eğer söylerlerse sözlerini dinlersin. (Halbuki) Onlar (çubuklu Yemen kumaşı) giydirilmiş (kocaman) odunlar gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerinde sanırlar. (Asıl) düşman onlardır. O halde onlardan sakın. Allah gebertsin onları. Nasıl olup da (Hakdan) döndürülüyorlar? (Münafikun-4)

1020- Onlara “Gelin, Allah’ın Peygamberi sizin için istiğfar ediversin” denildiği zaman başlarını çevirdiler. Gördün ki onlar (özür dilemeyi bile) kibirlerine yediremiyerek, hâla yüz döndürüyorlar. (Münafikun-5)

1021- Onlar için ha istiğfar etmişsin, ha onlara istiğfar etmemişsin, haklarında birdir. Allah, onları bağışlamayacaktır. Şüphe yok ki Allah, fâsıklar (münafıklar) topluluğuna hidâyet etmez. (Minafikun-6)

1022-Onlar öyle kimselerdir ki “Allah’ın peygamberi yanında bulunan kimseleri beslemeyin ki dağılıp gitsinler” diyorlardı. Halbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Fakat o münafıklar ince anlamazlar. (Münafikun-7)

1023- Diyorlarki; “Andolsun, eğer Medine’ye dönersek, üstün olan, alçak olanı oradan mutlaka çıkaracaktır.” Üstünlük, ancak Allah’ın, Elçisinin ve Mü’minlerindir. Fakat münafıklar bilmezler. (Münafikun-8)

1024- Ey iman edenler, sizi ne mallarınız, ne evlatlarınız Allah’ın zikrinden alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte Onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir. (Münafikun-9)

1025- Daha önce küfretmiş olanların haberi size gelmedi mi? (onlar,) işlerinin vebalini tattılar. Ve onlar için acı bir azap vardır. (Teğabun-5)

1026- Çünkü onlara Elçileri, açık deliller getirirlerdi. Fakat onlar, “Bir insan mı bize (hidâyet edecek) doğru yola götürecekmiş?” deyip inkâr ettiler (kâfir oldular) ve arka döndüler-yüz çevirdiler. Allah da (hiçbir şeye) muhtaç olmadığını gösterdi. Allah herşeyden müstağnidir. Zengindir, her hamde lâyıktır-övülmüştür. (Teğabun-6)

1027- O küfredenler, kesinlikle öldükten sonra diriltilmeyeceklerini sandılar-iddia ettiler. De ki: “Hayır, Rabbime andolsun ki siz mutlaka diriltileceksiniz. Sonra yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu Allah’a göre kolaydır”. (Teğabun-7)

1028- Artık Allah’a, Elçisine inanın ve indirdiğimiz Işığa (inanın). Allah, yaptıklarınızı haber almaktadır. (Teğabun-8)

1029- Allah’a itaat edin, Elçiye itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz Peygamberimizin üstüne düşen açıkça duyurmaktır. (Teğabun-12)

1030- Ey peygamber! Kadınları boşa(mak iste)diğiniz zaman, onları iddetleri içinde (âdetten temiz oldukları sırada) boşayın ve iddeti sayın (üç defa âdet görüp temizlenmelerini hesap edin) ve Rabbiniz Allah’tan korkun. (Bekleme süresi içinde) onları evlerinden çıkarmayın. Kendileri de çıkmasınlar. Ancak apaçık bir edepsizlik yapmaları durumu, bu hükmün dışındadır (o zaman evden çıkabilirsiniz). Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını geçerse, kendisine yazık etmiş olur. Bilmezsin, belki Allah, bundan sonra (iddet süresi içinde) yeni bir iş ortaya çıkarır (gönülleri uzlaştırıp birleşme ortamı yaratır). (Talak-1)

1031-Nice kent var ki, Rabbinin ve Elçilerinin buyruğuna baş kaldırdı, biz de onları çetin bir hesaba çektik ve onlara görülmemiş biçimde azap ettik. (Talak-8)

1032- İman edip de güzel güzel amel (ve hareket)de bulunanları karanlıklardan Nura (aydınlığa) çıkarmak için bir (de) peygamber (göndermiştir ki) O, Allah’ın (her şeyi) açık açık bildiren Âyetlerini size karşı (işte) okuyup durmaktadır. Kim Allah’a inanırsa ve yararlı işler yaparsa, (Allah) onu, altlarından ırmaklar akan Cennetlere sokar; orada ebedi olarak kalırlar. Allah ona gerçekten güzel rızık vermiştir. (Talak-11)

1033- Ey peygamber! Allah’ın Sana helâl kıldığı şeyi eşlerinin hoşnutluğunu arayarak, niçin (kendine) haram ediyorsun? (Bununla beraber üzülme) Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyicidir. (Tahrim-1)

1034- Peygamber, eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü (başkasına) haber verip, Allah da, Peygamberi, eşinin bu davranışını açıklayınca (Peygamber) bunun (ancak) bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. (Peygamber) bunu eşine haber verince, (eşi) “Bunu Sana kim söyledi?” dedi. (Peygamber): “Herşeyi bilen, haber alan (Allah) bana söyledi” dedi. (Tahrim-3)

1035-Eğer her ikiniz de Allah’a tevbe ederseniz (ne âlâ, çünkü) hakikaten sizin kalpleriniz kaymıştır. (Yok), Onun aleyhinde birbirinize arka olursanız; hiç şüphesiz Allah Onun bizzat yardımcısıdır.Cebrail de, Mü’minlerin Salih (iyi) olanları da. Bunların ardından Melekler de (Ona) yardımcıdır. (Tahrim-4)

1036- O sizi boşarsa, belki de Rabbi Ona, sizden daha hayırlı, kendisini Allah’a teslim eden, inanan, gönülden itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, seyahat eden dul ve bakire eşler verir. (Tahrim-5)

1037- Ey İnananlar! Allah’a yürekten tevbe edin. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi altlarından ırmaklar akan Cennetlere sokar. O gün Allah, Peygamberi ve Onunla beraber inanmış olanları utandırmaz. (İşte o gün) O İnananların Nuru, önlerinden ve sağ yanlarından koşar. Derler ki: “Rabbimiz, Nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Doğrusu Senin her şeye gücün yeter!” (Tahrim-8)

1038- Ey Peygamber! Kâfirlerle ve münafıklarla savaş, onlara karşı sert davran. Onların barınacakları yer Cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir o! (Tahrim-9)

1039- Andolsun, onlardan öncekiler de yalanladılar (Habibim, Sen üzülme). Ama Benim (onların yaptıklarını) inkârım nasıl oldu? (Mülk-18)

1040- (Habibim) de ki: “O sizi yaratan, size kulak(lar), gözler ve gönüller verendir. Ne kadar az şükrediyorsunuz?” (Mülk-23)

1041- De ki: “O sizi yeryüzünde üretendir ve toplanıp O’na götürüleceksiniz”. (Mülk-24)

1042- (Kâfirler, Mü’minlere alayla) Diyorlar ki: “Bu tehdit (ettiğiniz azap) ne zaman gelecek? Eğer doğru söylüyorsanız (bunun zamanını bize bildirin)”. (Mülk-25)

1043- De ki: “(Ona ait) Bilgi, Allah’ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım”. (Mülk-26)

1044- Onu yakın görünce, kâfirlerin yüzleri kötüleşti. Ve “işte çağırıp durduğunuz şey budur!” dendi. (Mülk-27)

1045- De ki: “Baksanıza! Allah beni ve benimle beraber olanları öldürse de, bize acısa da (fark etmez,) kâfirleri acı azaptan kim kurtarabilir?” (Mülk-28)

1046- De ki: “O çok merhametlidir. O’na inandık, O’na dayandık. Yakında kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu bileceksiniz”. (Mülk-29)

1047- De ki: “Eğer suyunuz yerin dibine savulup giderse kim akar bir su getirebilir, (Bana) söyleyin?” (Mülk-30)

1048-1063:

Nun. Kaleme ve kalemle yazdıklarına andolsun ki,

(Habibim) Sen Rabbinin nimetiyle cinlenmiş (deli) değilsin.

Senin için kesintisiz bir mükâfat vardır.

Ve Sen, büyük bir ahlâk üzerindesin.

Yakında göreceksin, onlar da görecekler

Delilik hanginizde imiş?

Şüphesiz Rabbin, kim(ler)in kendi yolundan saptığını bilir ve kimlerin yolda olduğunu en iyi bilen O’dur.

Artık (Habibim) O yalanlayanları tanıma.

Onlar istediler ki Sen yumuşak davranasın da kendileri de yumuşaklık göstersinler.

Şunların hiçbirini tanıma: Yemin edip duran, aşağılık,

Çekiştiren, söz götürüp getiren,

Hayra engel olan, saldırgan, günahkâr,

Kaba olan, sonra da kötülükle damgalı olan (kimselere),

Mal ve oğullar sahibi olmuş diye

Karşısında Âyetlerimiz okunduğu zaman: “Eskilerin masalları” dedi.

Biz onun burnunun üzerine damga vurup işaretliyeceğiz. (Kalem: 1-16)

1064- Yoksa sizin istediğiniz hükmü verebileceğinize dair, kıyamete kadar sürecek andlarınız mı var üzerimizde? (Kalem-39)

1065- Sor onlara: Onların hangisi buna kefil olacak? (Kalem-40)

1066- Yoksa kendilerinin ortakları mı var? Doğru iseler ortaklarını çağırsınlar. (Kalem-41)

1067- O gün bacaktan açılır (paça sıvanır, işler güçleşir) ve secdeye davet edilirler. Fakat

(secde etmeye) güç yetiremezler. (Kalem-42)

1068- Gözleri düşük olarak yüzlerini bir zillet kaplar. Onlar sağlam iken de secdeye davet edilirler (fakat secde etmezler)di. (Kalem-43)

1069- Bu sözü yalanlayanı Bana bırak; onları bilmedikleri yerden derece derece (azaba) yaklaştıracağız. (Kalem-44)

1070- Onlara mühlet veriyorum. Doğrusu Benim tuzağım sağlamdır (Onu kimse bozamaz). (Kalem-45)

1071- Yoksa Sen onlardan bir ücret mi istiyorsun da, onlar ağır bir borç altında (mı) kalıyorlar? (Kalem-46)

1072- Yoksa gayb (görünmez bilgi hazinesi), kendi yanlarında (mı) da, onlar mı (istedikleri gibi) yazıyorlar? (Kalem-47)

1073- (Habibim) Sen Rabbinin hükmüne sabret, Balık Sahibi (Yunus) gibi olma. Hani O, sıkıntıdan yutkunarak (Allah’a) seslenmişti. (Kalem-48)

1074- Eğer Rabbinden Ona bir nimet yetişmeseydi, yerilerek çıplak bir yere atılırdı. (Kalem-49)

1075- Fakat Rabbi Onun duasını kabul etti de, Onu Sâlih(İyi İnsan)lardan yaptı. (Kalem-50)

1076- Hakikat, o küfredenler Zikri işittikleri zaman az kaldı Seni gözleriyle yıkacaklardı. Hâla da (kin ve hasetlerinden) “O, mutlaka bir mecnundur” diyorlar. (Kalem-51)

1077- Halbuki O, Âlemler için Şerefden-Uyarıdan başka bir şey değildir. (Kalem-52)

1078-1092:

Yoo! Yemin ederim, gördüklerinize.

Ve görmediklerinize.

Muhakkak O (Kur’an) Allah indinde çok şerefli bir Peygamberin kat’i sözüdür.

O, bir şair sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz.

(O), bir kâhinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!

Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

Eğer (Peygamber söylemediğimiz) bazı sözleri bize karşı kendiliğinden uydurmuş olsaydı,

Elbette O’nun sağ elini (kuvvet ve kudretini) alırdık.

Sonra O’nun can damarını keserdik.

Sizden hiç kimse buna engel olamazdı.

Şüphesiz O (Kur’an) korunanlar için bir öğüttür.

Biz, içinizde yalanlayanlar bulunduğunu elbette biliyoruz.

Doğrusu O, kâfirler için bir hasrettir.

O, kesin bir gerçektir.

O halde O büyük Rabbini, kendi adıyla tesbih et. (Hakka:38-52)

1093- (Habibim) Sen (şimdilik) güzel bir sabır ile katlan. (Mearic-5)

1094- Onlar bunu (imkandan) uzak görüyor(lar). (Mearic-6)

1095- Biz ise onu yakın görüyoruz. (Mearic-7)

1096- O küfredenlere ne oluyor ki Sana doğru koşuyorlar? (Mearic-36)

1097- Sağdan, soldan ayrı ayrı gruplar halinde (gelip başına üşüşüyorlar)? (Mearic-37)

1098- Onlardan her biri, Naim Cennetine sokulacağını mı umuyor? (Mearic-38)

1099- Hayır! Öyle şey yok! Biz onları bildikleri şeyden yarattık. (Mearic-39)

1100- Yoo! Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, Bizim gücümüz yeter: (Mearic-40)