Ana Sayfa
Kitaplarımız
Varlıktan Veriler
Type Link Name Here
 
Varlıktan Veriler -16-12-

ŞÂN-I MUHAMMEDİ (A.S.V.) İLE İLGİLİ KUTSAL YÜCE ÂYETLER (Devam)

 

901- Allah şu Mü'münlerden razı olmuştur ki, onların ağaçın altında sana biat ediyorlardı. Allah onların gönülerinden geçini bildi de onların üzerine sekinesine (huzur ve güven)indirdi. Ve onlara yakın bir fetih verdi.(Fetih-18)

902- O zaman inkâr edenler, kalplerine öfke ve gayreti, O cahiliye (çağının)öfke ve gayretini koymuşlardı. Allah da Elçisine ve mü'minlere sekinesini (huzur ve güvenini)indirdi; Onları takva sözüne (sebata ve ahde vefaya)bağladı. Zaten onlar, buna layık ve ehil idiler. Allah, her şeyi bilendir.(Fetih-26)

903- Andolsun Allah, Resülünün rüyasını doğru çıkardı. İnşallah güven içinde Mescid-i haram'a gireceksiniz. Başlarınızı (kökten)traş ederek ve (ya)saçlarınızı kısaltarak, korkmadan (Mescid-i Harama gireceksiniz). Allah sizin bilmediğinizi bildi, böylece bundan önce size yakın bir fetih verdi.(Fetih-27)

904- O, Elçisini hak dinle gönderdi ki ,O (Hak Din)i, bütün dinlere üstün kılsın. Şahit olarak Allah yeter. (Fetih -28)

905-Muhammed Allah'ın Resulüdür. Onun maiyetinde bulunanlarda #9; kafirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rüku ediciler, secde ediciler olarak görürsün. Onlar Allah’dan fazl (lütüf erdem) ve rıza isterler. Secde izinden (meydana gelen) nişanları yüzlerindedir. İşte onların Tevrat'taki vasıfları budur. İncil'deki vasıfları da (Şöyledir: Onlar) filizini yarıp çıkarmış, gitgide onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, sakları(gövdesi) üzerine doğrulup kalkmış bir ekine benzerler ki bu, ekiçilerin de hoşuna gider. Onunla kafirleri öfkelendirmek için(dir). İçlerinden iman edipde iyi amel (ve hareket)de bulunanlara Allah hem mağfiret, hem büyük mükafat va'd etmiştir.(Fetih-29)

906- Ey iman edenler! Allah'ın ve Resulünün huzurunda (sözde ve işte) öne geçmeyin. Allah'tan korkun. Allah hakkıyla işiten, bilendir.(Hucurat-1)

907- Ey iman edenler! Seslerinizi peygamberin sesinden yüksek çıkarmayın. Ona sözle birbirinize bağırdığınız gibi bağırmayın ki siz farkına varmadan amelleriniz boşa gider. (Hucurat-2)

908- Allah'ın Elçisinin huzurunda seslerini kısanlar varya onlar öyle kimselerdir ki Allah, onların kalplerini, takva için imtihan etmiş (onların takvaya ehil olduklarını anlamış)tır.Onlar için mağfiret ve büyük bir mükafat vardır.(Hucurat-3)

909- Odaların arkasında sana bağıranlar varya, onların çoğu, düşüncesiz kimselerdir.(Hucurat-4)

910- Eğer onlar, Sen kendilerinin yanına çıkınçaya kadar sabretselerdi kendileri için daha hayırlı olurdu. (Bununla beraber) Allah, çok bağışlayandır, esirgeyendir.(Hucurat-5)

911- Bilin ki, Allah'ın Elçisi içinizdedir. Şayet O, birçok işte size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirdi onu kalplerinizde süsledi. Küfrü, fıskı ve isyanı size çirkin gösterdi işte rüşdünü bulanlar (imanında sabit olanlar) da onların ta kendileridir.(Hucurat-7)

912- Bedeviler (göçebe araplar) "iman ettik"dediler. De ki: "siz iman etmediniz", bari "teslim olduk" (İslam olduk, müslüman olduk)deyin. Henüz iman kalplerinize girmediniz. Eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz O, sizin amellerinizden hiçbirşey eksiltmez. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir".(Hucurat-14)

913- Mü'minler ancak o kimselerdir ki Allah'a ve Resulüne iman ettikten sonra şüpheye sapmayıp Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşırlar. İşte onlar (imanlarında) sadık olanların ta kendileridir.(Hucurat-15)

914- De ki: Siz dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz? Halbuki Allah, göklerde ne var, yerde ne varsa bilir. Allah herşeyi hakkıyla bilendir.

(Hucurat-16)

915- Onlar İslam'a girdiklerini senin başına kakıyorlar. (onlara) de ki: "Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın. Bilakis sizin imana ilettiği için size Allah minnet eder (başınıza kaksa yeridir). Eğer sadık (insan)larsanız.(Hucurat-17)

916- Kaf, o çok şerefli Kur'an'a yemin ederim ki (Mekke kafirleri Peygambere iman etmediler).(Kâf-1)

917- İçlerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılarda, o kafirler: "Bu, dediler, şaşılacak birşey". (Kâf-2)

918- Doğrusu onlar, kendilerine gelince onu yalanladılar. Şimdi onlar çalkantılı bir durumun içindedirler. (Kâf-5)

919- Onlardan önce Nuh kavmi, Ressliler ve Semud (Salih a.s. kavmi) de yalanlamıştı.(Kâf-12)

 

920- Âd, firavun ve Lût'un kardeşleri (durumundaki kavmi). (Kâf-13)

921- Eyke halkı (Şuayb a.s. kavmi ) Tubba kavmi herbiri (gönderilen)Elçileri yalanladılar (kureyş kavmi gibi)da benim tehdidim (onlara) hakoldu.(Kâf-14)

922- Hatırla ki (insanın) hem sağında, hem solunda oturan, onun amellerini tesbit etmekte olan iki de (melek)vardır.(Kâf-17)

923- (Habibim) nederlerse Sen (şimdilik) Sabret. Rabbini güneşin doğuşundan önce ve batışından önce hamd ile tesbih et (an).(Kâf-39)

924- Gecenin bir kısmında ve secde arkalarında da O'nu tesbih et(an).(Kâf-40)

925- Nidâ edenin (sûr'a üfürecek İsrafil'in) yakın biryerden (semadan) üfleyeceği güne kulak ver.(Kâf-41)

926- Biz onların ne demekte olduklarını (Benim ve senin hakkında) çok iyi bileniz. Sen onların üstünde bir zorlayıcı değilsin. Onun için benim tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver.(Kâf-45)

927- (Çeşitli) Yolları (yörüngeleri) bulunan göğe andolsunki,(Zariyat-7)

928- Siz, çeşitli sözler içindesiniz (Cenab-ı Muhammed ve Kur'an hakkında)(Zariyat-8)

929- Ondan (Resulullah ve Kur'an ) döndürülen kimseler döndürülür.(Zariyat-9)

930- İbrahim'in şerefli misafirlerini (meleklerin) haberi Sana geldi mi?(Zariyat-24)

931- Musa'da da (ibret alınacak vardır). Onu açık delil ile Firavun'a göndermiştik.(Zariyat-38)

932- Âd (kavmin) de de (ibret alınacak şeyler vardır). Onlara köklerini kesen bir rüzgar gönderdik.(Zariyat-41)

933- O halde (Habibim, de ki:) "Hepiniz Allah'a kaçın. Gerçek ben size O'nun tarafından görevlendirilmiş apaçık bir uyarıcıyım".(Zariyat-50)

934- Allah'ın yanına diğer bir tanrı (ilah) daha katmayın Ben size, O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.(Zariyat-51)

935- O halde (habibim) onlardan yüz çevir. Artık sen kınanaçak değilsin.(Zariyat-54)

936- Ama yine de hatırlat Çünkü hatırlatmak inananlara yararlıdır.(Zariyat-55)

937- Vay artık o gün (Peygamberleri önce) yalanlayanlara.( Tur-11)

938- (Habibim Ya muhammed!) Sen öğüt vermeye devam et. Rabbinin nimeti sayesinde Sen ne kahinsin ne de mecnun.

(Tur-29)

939- Yoksa onlar (Senin hakkında )şöyle mi diyorlar: "Bir şairdir; zamanın felaketlerine çarpılmasını bekliyoruz".(Tur-30)

940- De ki: "Gözetleyin! Ben de sizinle beraber gözetleyenlerdenim. (Bakalım hangimiz felaketlere çarpılacak?)"(Tur-31)

941- Yahut Onu kendisi mi uydurup söyledi diyorlar? Hayır, Onlar iman etmezler.(Tur-33)

942- Doğru iseler haydi onun gibi bir söz getirsinler.(Tur-34)

943-Yoksa Sen onlardan (Vahiyleri duyurmana karşılık) bir ücret istiyorsunda, onlar, ağır bir borç yükü altında mı kalmışlardır?

(Tur-40)

944-Yoksa (Sana) bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl tuzağa düşecek olan o kafirlerin kendileridir.(Tur-42)

945- Korkudan bayılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak onları.(Tur-45)

946- Sen Rabbinin hükmüne (rıza ile) sabret. Çünkü muhakkak Sen bizim gözlerimiz (önün) desin. Kalktığın zaman da Rabbini övgü ile tesbih et (an).(Tur-48)

947- Gecenin bir kısmında ve yıldızların ardından da tesbih et.(Tur-49)

948-960: "İnmekte (batmakta) olan yıldıza andolsun ki; Sahibiniz (Muhammed) sapmadı, azmadı. O havadan konuşmaz;Peygamber (Muhammed) ne söylerse vahiy'dir.Onu,müthiş kuvvetleri olan öğretti.Üstün akla sahip. Doğruldu O en yüksek ufukta idi; Derken yaklaştı, sonra sarktı.Onunla, arasındaki mesafe iki yay kadar, yahut daha az kaldı.Kuluna Vahyettiğini, Vahyetti.O'nun gözü kaymadı, kalbi şaşmadı.Şimdi siz, Onun bu görüşüne karşı kendisiyle mücadele mi ediyorsunuz (tartışıyor musunuz?)Andolsun, Onu bir kez daha inerken görmüştü Sidretü'l mümtehada.Ki cennet ül Me'va onun yanındadır.Sidreyi kaplayan kaplamıştı.Gözü ağmadı, aşmadı da.Andolsun, Rabbinin Ayetlerinin en büyüğünü gördü".(Necm:1-18)

961- Onun için Sen (Habibim) bizim zikrimize arka çeviren, dünya hayatından başkasını arzu etmeyen kimselerden yüz çevir.(Necm-29)

962- İşte onların erişebildikleri bilgi (sınırı) budur (Bundan ötesine akılları ermez). Şüphesiz Rabbin, yolundan sapanı çok iyi bilir. O, hidayet bulan kimseleri de pek iyi bilendir.(Necm-30)

963- (O güzel hareket edenler), ufak ufak suçlar (ı) hariç olmak üzere, günahın büyüklerinden de fuhuştan kaçınanlardır. Şüphesiz ki Rabbin, mağfireti bol olandır. O, sizi daha topraktan yaptığı zaman ve siz henüz analarınızın karınlarında döller halinde olduğunuz sırada siz (in ne olduğunuzu) çok iyi bilendir. Bunun için kendinizi (beğenip) temize çıkarmayın. O, (fenalıklardan) sakınan kimdir, çok iyi bilendir.(Necm-32)

964-970: Gördünmü Şu adamı ki arkasını döndü?Azıcık verdi, gerisini elinde sıkı sıkı tuttu?Gayb'ın bilgisi kendi yanında mı? O mu (âlemin esrarını)görüyor?Yoksa kendisine haber mi verilmedi, Musa'nın sahifelerinde bulunan?Ve çok vefalı İbrahim'in (Sahifelerinde bulunan şu gerçekler):Hiç bir günahkar, başkasının günahını yüklenmez.İnsana emeğinden başka birşey yoktur. (Necm:33-39)

971-Ve sonunda senin Rabbine varılacaktır.(Necm-42)

972- İşte bu (Zât)da ilk uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır.(Necm-56)

973- (Peygamber'i) yalanladılar. Ve nefislerinin (heva) heveslerine uydular. Halbuki her iş yerini bulacaktır. (Allah'ın kararına kimse engel olamaz).(Kamer-3)

974- O halde (habibim) onlardan yüz çevir. O çağırıcının (İsrafil) görülmemiş, tanınmamış bir şeye çağıracağı gün. (Kamer-6)

975- Önceki atalarımız da mı (diriltilecekler)? (Vâkıa-48)

976- De ki: “Şüphesiz, öncekiler de sonrakiler de”.(Vâkıa-49)

977- Haydi Rabbini O büyük adıyla tesbih (ve tenzih) et. (Vâkıa-96)

978- Allah’a ve Peygamberine iman edin. Ve (O’nun) sizi hâkim kıldığı, sizin yönetiminize verdiği şeylerden (Allah için) harcayın (dağıtın). İçinizden iman edip de harcayanlar-dağıtanlar yok mu? Onlar için büyük mükâfat vardır. (Hadid-7)

979- Peygamber, Rabbinize iman etmeniz için sizi davet edip dururken, size ne oluyor ki Allah’a iman etmiyorsunuz? Halbuki O, sizden sağlam söz de almıştı. Gerçekten Mü’minler iseniz (neden Allah’a güvenmiyorsunuz!?) (Hadid-8)

980- Kuluna açık açık Âyetler indiren O’dur. Ki böylece sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarsın. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.(Hadid-9)

981- Allah’a ve Peygamberlerine iman edenler (yok mu?) Onlar sözü özü doğru olanlar, Allah için şahitlik edenlerdir. Onların hem mükâfatları, hem Nurları vardır. Küfredenler(e), Âyetlerimizi yalan sayanlar(a gelince:) Onlar da Cehennem halkıdır. (Hadid-19)

982- ( O halde siz,) Rabbinizden bir mağfirete ve genişliği, gökle yerin genişliği gibi olan Cennete koşun. (O Cennet ki,) Allah’a ve Elçilerine inanalar için hazırlanmış bulunmaktadır. İşte bu, Allah’ın dilediğine vereceği lütfudur. Allah, büyük lütuf sahibidir. (Hadid-21)

983- Andolsun biz Elçilerimizi açık delillerle gönderdik ve Onlarla beraber Kitabı ve (adâlet) ölçü(sün)ü indirdik, ki insanlar adâleti yerine getirsinler. Ve kendisinde büyük bir kuvvet ve insanlara birçok yararlar bulunan demiri indirdik. Ki Allah, kimin (ondan yararlanarak ) gaybda (gizlide, içtenlikle) Kendisine ve Elçilerine yardım edeceğini bilsin (ortaya çıkarsın). Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür. (Hadid-25)

984- Ey İnananlar! Allah’tan korkun ve O’nun Elçisine inanın ki, size Rahmetinden iki pay versin. Sizin için Işığında yürüyeceğiniz bir Nur yaratsın ve sizi bağışlasın.Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir. (Hadid-28)

985- (Habibim), Allah, kocası hakkında Seninle tartışan ve Allah’a şikayette bulunan kadının sözünü işitti. Allah, ikinizin birbirinizle konuşmasını işitir. Çünkü Allah işitendir, görendir. (Mücadele-1)

986- Allah’a ve Elçisine karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin tepelendikleri gibi tepeleneceklerdir! Biz açık açık Âyetler indirdik. Kâfirler için küçük düşürücü bir azap vardır. (Mücadele-5)

987- Göklerde ve yerde olanları, Allah’ın bildiğini görmedin mi? Üç kişi gizli konuşsa, mutlaka dördüncüleri O’dur. Beş kişi gizli konuşsa, mutlaka altıncıları O’dur. Bundan az da olsalar, bundan çok da olsalar, nerede bulunsalar mutlak O, onlarla beraberdir. Sonra Kıyamet Günü, onlara yaptıklarını haber verir. Çünkü Allah, herşeyi bilendir. (Mücadele-7)

988- Görmedin mi şu adamları ki gizli gizli konuşmaktan men edildikleri halde, yine o men edildikleri işe dönüyorlar; günah, düşmanlık, Elçi’ye isyan hususunda gizli gizli konuşuyorlar. Sana geldikleri zaman, Seni, Allah’ın selamlamadığı bir tarzda selamlıyorlar. Ve kendi içlerinde de: “Bu dediğimizden ötürü Allah bize azap etse ya” diyorlar. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir; ne kötü gidilecek yerdir orası! (Mücadele-8)

989- Ey İman edenler! Aranızda gizli konuşacağınız vakit günahı, düşmanlığı, Peygambere isyanı fısıldaşmayın. İyiliği, takvayı fısıldaşın ve ancak huzurunda toplanacağınız Allah’tan korkun. (Mücadele-9)

990- Ey iman edenler! Siz peygamberlere gizli birşey arzetmek istediğiniz zaman (bu) gizli konuşmanızdan önce sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı daha temizdir. Eğer (sadaka bir şey ) bulamazsanız Allah bağışlayandır, esirgeyendir. (Mücadele-12)

991-Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermenizden korktunuz mu? Çünkü işte yapmadınız. (Bununla beraber) Allah sizin tevbelerinizi kabul etti.O halde dosdoğru Namazı kılın, Zekatı verin. Allah’a ve Elçisine itaat edin. Allah ne yaparsanız gerçekten haberdardır. (Mücadele-13)

992- Allah’a ve Elçisine düşman olanlar var ya, işte onlar, en alçaklar arasındadırlar.(Mücadele-20)

993- Allah: “Elbette Ben ve Elçilerim galip geleceğiz” diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir.(Mücadele-21)

994- Allah’a ve Âhiret gününe inanan bir toplumun (kavmin), Allah’a ve Elçisine düşman olanlarla dostluk ettiğini görmezsin. (Bu düşmanlar) babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsalar. Onlar, o kimselerdir ki (Allah) imanı kalplerine yazmış, bunları kendinden bir Ruh ile desteklemiştir. Bunları altlarından ırmaklar akan Cennetlere sokacaktır. Bunlar orada ebedi kalıcıdırlar. Allah Onlardan razı olmuştur, Onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte Onlar Allah’ın fırkası (taraftarı)dırlar. Gözünüzü açın ki Allah’ın fırkası umduklarına erenlerin ta kendileridir. (Mücadele-22)

995- Bunun (Medine Yahudilerinin sürgünü) sebebi şudur: Çünkü Onlar gerçekten Allah’a ve Elçisine karşı geldiler. Kim Allah’a karşı gelirse (bilsin ki) Allah’ın azabı çetindir.(Haşr-4)

996- Allah’ın, Onlar(ın malların)dan Peygamberine verdiği “fey”e (ganimete gelince:) Siz (onu elde etmek için) onun üzerine ne at ne deve sürdünüz. Fakat Allah, Elçilerini dilediği kimselerin üzerine salar (onlara üstün getirir). Allah herşeye gerçekten Kadir (Güç sahibi, Yapar)dir. (Haşr-6)

997- Allah’ın (fethedilen diğer küffar) memleketler(i) ahalisinden Peygamberine verdiği “feyi” Allah’a, Peygamberine, (O’na) akraba olanlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalanlara aittir. Tâ ki (bu mallar) içinizden (yalnız) zenginler arasında dolaşan bir devlet olmasın. Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasak ettiyse ondan da sakının. Allah’tan korkun. Çünkü Allah’ın azabı çetindir. (Haşr-7)

998- (O mallar) şu göçmen (hicret eden) fakirlere aittir ki; Onlar yurtlarından ve mallarından (sürülüp) çıkarılmışlardır; Allah’ın lütuf ve rızasını ararlar; Allah’a ve Elçisine yardım ederler. İşte doğru olanlar Onlardır. (Haşr-8)

999- Münafıklık (ikiyüzlülük) edenleri görmedin mi? Kitap Ehli’nden kardeşlerine derler ki: “Eğer siz (yurdunuzdan) çıkarılırsanız, mutlaka biz de sizinle beraber çıkarız; sizin aleyhinize asla hiçkimseye itaat etmeyiz. Şayet sizinle savaşılırsa, mutlaka size yardım ederiz”. Allah, onların gerçekten yalancı olduklarına şahitlik eder. (Haşr-11)

1000- Onlar toplu olarak sizinle savaşamazlar.Ancak müstahkem kaleler içinde, yahut duvarların ardından (savaşırlar). Kendi aralarında şiddetli ayrılık vardır. Sen onları derli toplu sanırsın. Halbuki kalpleri darmadağınıktır. Bunun sebebi şudur: Çünkü Onlar düşünmez bir topluluktur. (Haşr-14)