Ana Sayfa
Kitaplarımız
Varlıktan Veriler
Type Link Name Here
 
Varlıktan Veriler -16-11-

ŞÂN-I MUHAMMEDİ (A.S.V.) İLE İLGİLİ KUTSAL YÜCE ÂYETLER (Devam)

801- Onun için Sen (Habibim) sabret. Şüphesiz Allah’ın va’di gerçektir. Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana

gösteririz, yahut Seni daha önce vefat ettiririz. (sonunda) Onlar bize döndürüleceklerdir. (Mü’min-77)

802- An dolsun ki Senden önce de Elçiler gönderdik. Onlardan kimini Sana anlattık, kimini de Sana anlatmadık. Hiçbir Elçi Allah’ın izni olmaksızın, herhangi bir Ayeti kendiliğinden getiremez. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. Ve işte o zaman (Allah’ın Ayetlerini) boşa çıkarmağa uğraşanlar, hüsrana uğrarlar.(Mü’min-78)

803- Dediler ki: “Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık var ve Seninle bizim aramızda bir perde var. Sen (istediğini) yap; biz de (istediğimizi) yapıyoruz”.(Fussilet-5)

804- De ki (Habibim): “Ben ancak sizin gibi bir insanım. (Yalnız) bana şu vahy olunuyor: Sizin Tanrınız (ilahınız) bir tek İlah’tır (Tanrı’dır).O’na doğrulun (O’na yönelerek işlerinizi düzeltin), O’ndan bağış (mağfiret) dileyin. (O’na) ortak koşanların vay Haline!” (Fussilet-6)

805- De ki: “Siz mi Arz’ı iki günde Yaratan’a küfrediyor, Ona ortaklar katıyorsunuz? O,Âlemlerin Rabbıdır”.(Fussilet-9)

806-Eğer (bu açıklamadan sonra yine imandan ) yüz çevirirlerse de ki: “Ben sizi Ad ve Semud’un başına düşen yıldırıma karşı uyardım”.(Fussilet-13)

807-İyilikle kötülük bir olmaz.Sen (kötülüğü ) en güzel şeyle sav.O zaman birde bakarsın ki,Seninle arasında düşmanlık bulunan kimse,sanki sıcak bir dosttur.(Fussilet-34)

808-Bu(kötülüğü iyilikle savma olgunluğu) na ancak sabredenler kavuşturulur ve buna büyük bir hazza (hayra,ruh olgunluğuna,şansa)Sahip olan kavuşturulur.(Fussilet-35)

809-Eğer şeytan’dan kötü düşünce,seni dürtüklerse,hemen Allah’a sığın.Çünkü O,işitendir,bilendir. (Fussilet-36)

810-O’nun Ayetlerinden biride ( şudur ):Sen,toprağı boynu bükük görürsün.Onun üzerine suyu döktüğümüz zaman,titreşir ve kabarır.Onu dirilten,elbette ölüleri de diriltir.O her şeye Kadir’dir.(Fussilet-39)

811-(Habibim)Sana,senden önceki elçilere de söylenmiş olandan başka bir şey söylenmiyor.Şüphe yok ki Senin Rabbin hem mutlak bağışlama sahibi,hem de acı azap sahibidir.(Fussilet-43)

812-Eğer biz onu,yabancı (dilde) bir Kur’an yapsaydık derler ki: “Ayetleri (anlayacağımız) bir dille açıklanmalı değil miydi? Arab’a yabancı söz mü (geliyor)?” De ki: O, inananlar için bir yol gösterici ve (gönüllere) şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve O, onlara bir körlüktür. (Sanki) Onlar, uzak bir yerden çağrılıyorlar(da duymuyorlar).(Fussilet-44)

813- An dolsun biz Musa’ya Kitabı vermiştik, onda da ayrılığa düşülmüştü. Eğer Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hüküm verilir (iş bitirilir) di Onlar, ondan işkilli bir kuşku içindedirler.(Fussilet-45)

814- Kim iyi iş yaparsa, yararı kendisinedir; kim kötülük yaparsa zararı kendisinedir. Rabbin kullarına zulmedici değildir.(Fussilet-46)

815- (Habibim) de ki: “Gördünüz mü, ya O (Kur’an) Allah tarafından ise ve siz onu inkar (küfür)etmişseniz,o zaman uzak bir ayrılığa düşenden daha sapık kim olabilir ? (Fussilet-52)

816-Gerek ufukta (ufuklarda),gerek kendi nefislerinizde (canlarınızda) Ayetlerimizi yakında onlara göstereceğiz.Nihayet Onun (Kur’an’ın )gerçek olduğu onlara iyice belli olsun Rabbinin her şeye tanık olması yetmez mi? (Fussilet-53)

817-İyi bil ki onlar, Rablerine kavuşmaktan kuşku içindedirler iyi bil ki O,gerçekten her şeyin çepçevre kuşatandır.(Fussilet-54)

818-O Aziz ve Hakim olan Allah,Sana ve Senden öncekilere böyle vah yeder. (Şura-3)

819-Ondan başka veliler (putlar) edinenlere gelince: Allah onların üzerinde daima görüp gözetleyicidir.Sen(Habibim) onların üstünde bir vekil değilsin (Şura-6)

820-Biz Sana böyle Arapça bir Kur’an vah yettik ki Anakent (Mekke’yi ) ve çevresinde bulunanları ikaz edesin (Olacağından) asla kuşku bulunmayan toplanma gününe karşı uyarasın (Ogün) bir bölük cennette bir bölük ateştedir (Şura-7 )

821-Ayrılığa düştüğünüz her hangi bir şeyde hüküm vermek,Allah’a aittir. İşte Rabbim Allah budur.Ona dayandım,ona yöneldim.

(Şura-10)

822-O size, Dinden Nuh’a tavsiye ettiğini,Sana vah yettiğimizi,İbrahim’e,Musa’ya ve İsa’ya tavsiye ettiğimizi şeriat (hukuk düzeni) yaptı.Şöyle ki: “Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin”.Fakat kendilerini çağırdığın (bu) esas,Allah’a ortak koşanlara ağır geldi.Allah dilediğini kendine seçer ve iyi niyetle yöneleni kendisine iletir.(Şura-13)

823-Onlar,kendilerine ilim geldikten sonra sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler.Eğer Rabbinden belli bir süreye kadar yaşatma sözü geçmiş olmasaydı,aralarında hüküm verilir (işleri bitirilir) di.Onlardan sonra Kitap’a mirasçı yapılanlar da ondan kuşku veren bir şüphe içindedirler.(Şura-14)

824-Bundan dolayı Sen (Habibim onları Hakka) çağır ve emrolunduğun gibi doğru ol;Onların keyiflerine uyma ve de ki: “Ben Allah’ın İndirdiği her Kitaba inandım.Ve aranızda adalet yapmakla emrolundum .Allah bizimde Rabbimiz ,sizinde Rabbinizdir.Bizim eylemlerimiz (amellerimiz) bize,sizin eylemleriniz size aittir.Bizimle sizin aranızda bir tartışma nedeni yoktur.Allah aramızı bulur,(veya Allah bizi bir araya toplar) dönüş O’na dır.(Şura-15)

825-Allah’tır ki gerçeği içeren kitabı ve (adalet) ölç (üssün)ü indirdi.Ne bilirsin o saat yakındır?(Şura-17)

826-Sen o zalimlerin (dünyada) işleyip kazandıkları yüzünden korkudan titrediklerini görürsün.Fakat inanıp iyi işler yapanlar cennet bahçelerindedirler.Rablerinin yanında onlara diledikleri her şey vardır.İşte büyük lütuf (fazl) budur.(Şura-22)

827-İşte bu, Allah’ın inanan ve iyi işler yapan kullarını müjdelediği (büyük lütuf-mutluluk) dir. (Habibim) de ki: “Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum.Ancak akrabalarımısevmenizi istiyorum.Kim bir iyilik yaparsa onun iyiliğini artırırız.Şüphesiz Allah (iyiliğe) karşılık verendir.(Şura-23)

828-Yoksa: “Allah’a yalan uydurdu” mu diyorlar.Öyle bir durumda Allah dilerse Senin kalbine mühür basar;batılı mahveder,hakkı kelimeleriyle yerleştirir.Şüphesiz O,göğüslerin özünü bilir.(Şura-24)

829-Onların (ateşe ) sunulurken aşağılıktan başlarını öne eğmiş göz ucuyla bakacaklarını görürsün.İnananlar dediler ki: “ Gerçek ziyana uğrayanlar,kıyamet kıyamet günü hem ailelerini-taraftarlarını ziyan edenlerdir”.Bakın gerçekten zalimler sürekli bir azap içindedirler. (Şura45)

830-Eğer yüz çevirirlerse,(üzülme),biz seni onların üzerine bekçi göndermedik.Sana düşen,yalnız duyurmaktır.Biz insana bizden bir rahmet tattırdığımız zaman,ona sevinir.Ama ellerinin (yapıp) öne sürdüğü işlerden dolayı başlarına bir kötülük gelirse,insan hemen (küfür) nankör olur.(Şura-48)

831-İşte biz,Sana da (Habibim) böylece emrimizden bir ruh vahyettik.Halbuki (vahiyden önce ) Kitap nedir,İman nedir bilmezdin.Fakat biz Onu bir Nur yaptık.Bununla kullarımızdan kimi dilersek ona hidayet ederiz.Şüphesiz ki Sen doğru bir yolun rehberliğini yapıyorsun.

(Şura-52)

832-(Öyle doğru bir yol ki,o) göklerde ne var,yerde ne varsa hepsi kendisinin olan Allah’ın yoludur.İyi bilin ki bütün işler sonunda Allah’a varır.(Şura-53)

833-Andolsun onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan,elbette diyecekler ki : “Onları,çok üstün,(her şeyi)bilen (Allah ) yarattı”.

(Zuhruf-9)

834-İşte böyle,senden öncede hangi kentte uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın şımarık varlıkları şöyle dediler : “Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk,bizde onların izlerine uyarız”.(Zuhruf-23)

835-“Ben size,babalarınızı,üzerinde bulunduğunuz (din ) den daha doğrusunu getirmiş olsam da (yine babalarınızın yolunu) mu (tutacaksınız )?” dedi. “Doğrusu biz sizinle gönderilen mesajı tanımıyoruz” dediler (Zuhruf-24)

836-Bizde Onlardan öç aldık.Bak,yalanlayanların sonu nasıl oldu?(Zuhruf-25)

837-Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar?Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz taksim ettik.Ve onlardan kimini ötekine derecelerle üstün kıldık ki,biri,diğerine iş gördürebilsin.Rabbinin rahmeti,onların toplayıp yığdıklarından daha hayırlıdır.(Zuhruf-32)

838-İnsanlar (küfürde birleşen )bir tek ümmet olacak olmasaydı,Rahman’ı inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar yapardık ve üzerine binip çıkacakları merdivenler.(Zuhruf-33)

839-Ve evlerine kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar,divanlar.(Zuhruf-34)

840-Ve (nice) altın süs (ler verirdik)Bütün bunlar,sadece dünya hayatının geçiminden ibarettir.Rabbinin katında Ahiret ise,(günahlardan ) korunanlar içindir.(Zuhruf-35)

841-Artık (Habibim) o sağırlara sen mi duyuracaksın ? Yahut o körlere, o apaçık sapıklık içinde bulunan kimseleri doğru yola mı ileteceksin ?(Zuhruf-40)

842-Ya biz Seni alıp götürdükten sonra, onlardan öç alırız.(Zuhruf-41)

843-Yahut onları uyardığımız va’di Sana gösteririz (Senin gözlerin önünde onları,onları azaba uğratırız); bizim onlara gücümüz yeter.

(Zuhruf-42)

844-Sen,sana vahyedilene sımsıkı sarıl.Çünkü Sen doğru yoldasın.(Zuhruf-43)

845- O Kur’an ) sana ve kavmine bir zikir (uyarı,şan ve şeref ) dir. Siz (ondan ) mesul olacaksınız.(Zuhruf-44)

846- Senden önce gönderdiğimiz Elçilerimize sor; Rahman’dan başka tapılacak tanrılar (ilahiler) yapmış mıyız ?(Zuhruf-45)

847- Meryem oğlu bir misal olarak anlatılınca,hemen kavmin,ondan ötürü yaygarayı bastılar:(Zuhruf-57)

848- “Bizim tanrılarımız (ilahlarımız) mı hayırlı, yoksa O mu? dediler. Bunu sadece tartışma için (Habibim) Sana misal verdiler. Doğrusu onlar kavgacı bir toplumdur.(Zuhruf-58)

849- O, bizim kendisine nimet verdiğimiz, İsrail oğullarına (ibret verici ) bir misal yaptığımız bir kuldan başkası değildi.(Zuhruf-59)

850- Şüphesiz ki o saat (in) ilmi (kendisiyle bilinenlerden ) dir. Artık buna karşı sakın şüpheye düşmeyin. (Onlara de ki:) “Bana tabi olun (Bana biat edin ), doğru yol budur.” (Zuhruf-61)

851- (Habibim )de ki: “Eğer Rahman’ın çocuğu olsaydı, (O’na ) tapanların ilki ben olurdum”.(Zuhruf-81)

852-Bırak onları, dalsın oynasınlar, tâ kendilerine söylenen günlerine kavuşuncaya kadar.(Zuhruf-83)

853- Andolsun onlara, “kendilerini kim yarattı ? diye sorsan, elbette “Allah” derler. O halde nasıl (Haktan ) çevriliyorlar.(Zuhruf-87)

854- Ve Elçinin: “Ya Rab, bunlar inanmayan bir kavimdir” demesini de (Allah biliyor ).(Zuhruf-88)

855- Şimdilik Sen (Habibim) onlardan geç ve: “Selam-size esenlik (dilerim )” de.Yakında bileceklerdir.(Zuhruf-89)

856- Senin Rabbinin acıması gereği olarak (gönderdiğimiz Elçilere o gece emirlerimizi açıklar, vahiylerimizi bildiririz). Doğrusu O, işitendir, bilendir.(Duhan-6)

857- Göğün, açık (apâşikar ) bir duman getireceği günü gözetle (Habibim ).(Duhan-10)

858- Ondan yüz çevirdiler ve dediler ki. “Bu, öğretilmiştir, cinlenmiştir”(Duhan-14)

859- Biz O (Kur’an’)ı Senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.(Duhan-58)

860- Artık gözetle, Çünkü onlarda beklemektedirler.(Duhan-59)

861- İşte bunlar, Allah’ın Âyetleridir. Onları Sana gerçek ile okuyoruz. Allah’tan ve O’nun Âyetlerinden sonra hangi bir söze inanırlar?

(Casiye-6)

862- O, Allah’ın Âyetlerinin kendisine okunduğunu işitirde, sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç işitmemiş gibi (küfründe ) direnir. Onu, acı bir azap ile müjdele.(Casiye-8)

863- (Habibim ) iman edenlere söyle: Allah’ın günleri (nin çatıp geleceği)ni ummayanlara (ezalarına ) aldırış etmesinler. Çünkü (Allah ) bir toplumu yaptıklarıyla cezalandırır.(Casiye-14)

864- Kim iyi iş yaparsa, yararı kendisinedir. Kim de kötülük yaparsa, zararı kendisinedir. Sonunda Rabbinize döndürüleceksiniz.

(Casiye-15)

865- Ve onlara (İsrail oğulları ) bu (din) iş (in) de açık deliller verdik. Onlar kendilerine bilgi geldikten sonra sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Şüphesiz, Rabbin Kıyamet günü, ayrılığa düştükleri şeylerde onlar arasında hüküm verecektir.

(Casiye-17)

 

866- Sonra (Habibim) Seni de buyruk (umuz) dan bir Şeriate (bir hukuk düzenine) koyduk. Ona uy; bilmeyenlerin keyiflerine uyma.

(Casiye-18)

867- Çünkü onlar, Allah’tan (gelecek ) hiçbir şeyi senden savamazlar. Zalimler birbirlerinin velisidirler. Allah ise takva sahipleri (korunanlar) nin Velisidir. (Casiye-19)

868- Gördün mü: Keyfini (hevasını) tanrı (ilah) edinen kimseyi, Allah’ın, bir bilgiye göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği ve gözünün üstüne de perde çektiği (kimseyi gördün mü)? Şimdi ona Allah’ tan başka kim hidayet edebilir? Düşünmeyecek misiniz? (Casiye-23)

869- De ki: “Allah sizi yaşatıyor, sonra sizi öldürüyor. Sonra sizi toplayıp duruşma gününe getirecektir. Bunda asla şüphe yoktur, ama insanların çoğu bilmezler.” (Casiye-26)

870- Ve Sen (Habibim)her ümmeti diz çökmüş bir halde göreceksin. Her ümmet kitabı (nın başı) na çağrılacak (ve onlara şöyle denilecektir:) “Bugün yapmış olduklarınızın karşılığı verilecek.” (Casiye-28)

871-De ki: “ Allah’tan başka yalvardıklarınızı (topladıklarınızı) gördün mü? Bana gösterin, onlar yerden neyi yaratmışlar? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? (Eğer varsa) bundan önce (inmiş olan) bir kitap getirin, yahut bir bilgi kırıntısı getirin. Eğer doğru iseniz (bunu yapın).”(Ahkaf-4)

872- Onlara açık açık Ayetlerimiz okunduğu zaman, kendilerine gelen hakkı inkar edenler dedilerki: “Bu, apaçık bir büyüdür.” (Ahkaf-7)

873-Yoksa “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki “Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah’tan gelecek cezaya karşı sizin bana hiç yararınız olmaz. O,sizin yaptığınız taşkınlığı daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda O’nun şahit olması yeter. O, bağışlayan, esirgeyendir.”

(Ahkaf-8)

874- De ki: “ Ben Peygamberlerden ilk defa (gelmiş biri) değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilmem. Ben, sadece bana vahyedilene uyuyorum. Ben apaçık bir uyarıcıdan başkası da değilim.”(Ahkaf-9)

875- De ki: “Hiç düşündünüz mü; Eğer bu (Kur’an) Allah katından olduğu halde, siz onu tanımamışsanız, İsrail oğullarından bir şahit de bunun benzerini (Tevrat’ta) görüp inandığı halde, siz (inanmağa) tenezzül etmemişseniz (durumunuz nice olur). Allah, zalim bir toplumu doğru yola iletmez”. (Ahkaf-10)

876- O kafirler, iman edenler için dediler ki: (Muhammed’in getirdiği) iyi bir şey olsaydı, (şu zavallı kişiler ) Ona inanmada bizi geçmezlerdi, (biz onlardan önce inandık). Onlar, onun gösterdiği doğru yola eremediklerinden, diyeceklerdir ki: “Bu eski bir yalandır”.

(Ahkaf-11)

877- Ad’ın kardeşini (hud’u) an: Ahkaf’taki kavmini uyarmıştı. Onun önünden ve ardından nice uyarıcılar da gelip geçti...(Ahkaf-21)

 

878- Bir zaman, cinlerden bir topluluğu Kur’an dinlemek üzere Sana yöneltmiştik. İşte bunlar onun huzuruna gelince (birbirlerine): “susun, (dinleyin)” dediler. (okuma) bitirilince de, uyarıcılar olarak kavimlerine döndüler:(Ahkaf-29)

879- “Ey kavmimiz, Allah’ın davetçisine uyun ve O’na inanın ki (Allah) günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acı azaptan korusun”. (Ahkaf-31)

880- O halde (Habibim) peygamberlerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi Sende sabret. Onlar(ın azabı) için acele etme. Onlar tehdit edilmekte oldukları (azabı) görecekleri gün sanki kendileri (dünyada) gündüzün bir saatinden başka durmamış gibi (olacaklardır). (bu, yeter )bir duyurudur. Öyle ya, yoldan çıkmış topluluktan başkası mı helak edilecek sanki. (Ahkaf-35)

881- İman eden, iyi bir amel (ve hareket ) eden, Muhammed (s.a.v.)’e indirilene -ki O, Rablerinden (gelen) bir haktır. İman eden kimselerin de günahlarını örtmüş ve hallerini düzeltmiştir.(Muhammed-2)

882- Seni (içinden ) çıkarmış olan kent den daha kuvvetli nice kent var ki, biz onları yok ettik de, onlara yardım eden çıkmadı.

(Muhammed-13)

883- Onlardan kimide gelip seni dinler. Fakat senin yanından çıktıkları zaman kendilerine bilgi verilmiş olanlara derler ki; “demin ne söyledi?” Onlar Allah’ın kalplerini mühürlediği kimselerdir. Ve keyiflerinin ardına düşmüşlerdir.(Muhammed-16)

884- İyi bil ki Allah’tan başka ilah (tanrı) yoktur. Kendi günahın inanan erkeklerin ve inanan kadınların günahı için (Allah’tan ) mağfiret (bağış) dile. Allah dolaştığınız yeri de bilir barındığınız yeri de . (Muhammed-19)

885- İman edenler “(cihad-savaş hakkında ) bir süre indirilmeli değil miydi?” derler. Fakat hükmü açık bir süre indirilip de içinde savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık bulunanların görürsün ki, Sana ölümden bayılıp düşen kimsenin bakışı gibi bakıyorlar. Hay (o korktukları ) başlarına gelesi adamlar! (Muhammed-20)

886- Eğer biz dilersek Sana onları herhalde gösteririz de Sende kendilerini mutlaka simalarından tanırsın. Andolsun sen onları sözlerinin üslubundan da tanırsın. Allah amellerinizi (yaptığınız işleri ) bilir.(Muhammed-30)

887- Gerçek, küfredip de Allah yolundan sapanlar, hidayet (yolu ) kendilerine besbelli olduktan sonra bile, Peygambere muhalefet edenler, Allah’a hiçbir şeyle zarar veremezler. O, bunların amellerini hep boşa çıkaracaktır.(Muhammed-32)

888- Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin. Amellerinizi boşa çıkarmayın.(Muhammed-33)

889- Biz Sana apaçık bir fetih verdik.(Fetih-1)

890- Ki Allah, Senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlasın Sana olan nimetini tamamlasın ve Seni doğru yola iletsin.(Fetih-2)

891-Ve Allah Sana Şanlı bir zafer versin.(Fetih-3)

892- Gerçekten biz Seni bir şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.(Fetih-8)

893- Ki (hepiniz ey insanlar ) Allah’a ve Resulüne iman edesiniz, Ona yardım edesiniz, O’nu büyük tanıyasınız, sabah ve akşam O’nu tesbih edip şanını yücelt)esiniz.(Fetih-9)

894- Gerçek, Sana biat edenler ancak Allah’a biat etmiş olurlar. Allah’ın eli onların elleri üstündedir. Şu halde kim(bu bağı) çözerse kendi aleyhinde çözmüş olur. Kim de Allah’a verdiği sözü tutarsa, Allah ona büyük mükafat verecektir.(Fetih-10)

895- Göçebe Araplardan geri bırakılanlar, Sana diyecekler ki: “Mallarımız ve çocuklarımız bizi (seninle beraber gelmekten ) alıkoydu. Bizim için mağfiret dile”. Onları, dilleriyle kalplerinde olmayan şeyi söylüyorlar. De ki: “Allah size bir zarar vermek istemiş, yahut, bir yarar vermek istemiş olsa, Allah’ın, sizin için dilediğine kim engel olabilir? Hayır, Allah yaptıklarınızı haber almaktadır”.(Fetih-11)

896- Her halde siz sandınız ki elçi ve mü'minler, ailelerine dönmeyecekler. Bu (düşünce) gönüllerinizde süslendirildi (size güzel gösterildi), kötü zanda bulundunuz ve helaki hak etmiş bir topluluk olsunuz.(Fetih-12)

897- Kim Allah'a ve elçisine inanmazsa, bilsin ki biz, kafirler için alevli bir ateş hazırlamışızdır.(Fetih-13)

898- O geri bırakılanlar, ganimetleri almak için gittiğiniz zaman diyeceklerdir ki: "Bizi bırakın, sizinle beraber gelelim". Onlar, Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: "Siz, bizimle gelemezsiniz. Allah, önceden böyle buyurdu". Onlar: bizi çekemiyorsunuz" diyecekler. Hayır, onlar, pek az anlarlar.(Fetih-15)

899- O geride kalan göçebe araplar de ki: "Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmaya davet edileceksiniz, onlarla (ya) dövüşürsünüz, yahut (onlar) Müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz Allah size güzel bir mükâfat verir; (yok) eğer öncden döndüğünüz gibi yine dönerseniz, size acı bir şekilde azap olur.(Fetih-16)

900- Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur, (bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir). Kim Allah'a ve Elçisine itaat ederse (Allah) onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de yüz çevirirse onu da acı bir azaba uğratır. (Fetih-17)