|
ŞÂ N-I MUHAMMEDİ (A.S.V.) İLE İLGİLİ KUTSAL YÜCE ÂYETLER (Devam)
371- Onlar ki, Allah anıldığı
zaman, kalpleri titrer. Başlarına gelene Sabrederler, namazı kılarlar ve
kendilerine verdiğimiz rızıktan dağıtırlar. (Hac-35)
372- Onların ne etleri, ne kanları
hiçbir zaman Allah’a erişmez. Fakat sizin takva (sakınma)nız O’na ulaşır. Allah
onları size böyle boyun eğdirdi ki, sizi doğru yola ilettiği için O’nun
büyüklüğünü anasınız. (Ya Muhammed!) Güzel davrananları müjdele.
(Hac-37)
373- (Ya Muhammed!) Eğer (bunlar)
Seni yalanlıyorlarsa, bunlardan önce Nuh, Âd ve Semûd kavmi
de yalanlamıştı.
(Hac-42)
374- İbrahim kavmi ve Lût
kavmi de (yalanlamıştı).
(Hac-43)
375- Medyen halkı da
(yalanlamıştı); Musa da yalanlanmıştı.
Ben de kâfirlere bir süre vermiştim,
sonra onları yakalamıştım.
(Bak) benim inkârım (inkılabım) nasıl
imiş! (Hac-44)
376- Senden azabı çabucak
istiyorlar. Allah sözünden caymaz. Rabbinin yanında
bir gün, sizin saydıklarınızdan
bin yıl gibidir. (Hac-47)
377- De ki: “Ey İnsanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım”.
(Hac-49)
378- Senden önce hiçbir Resul ve Nebi göndermemiştik
ki, o temenni ettiği
zaman, şeytan Onun temennisine (bir düşünce)
atmış olmasın. Fakat Allah, şeytanın attığını siler, sonra kendi Âyetlerini
sağlamlaştırır. Allah,
hakkıyla bilendir, tam hüküm ve hikmet
sahibidir. (Hac-52)
379-Ve kendilerine ilim verilmiş
olanlar da Onun, Rabbinden (gelen) gerçek olduğunu bilsinler de,
Ona inansınlar; böylece kalpleri
Ona Saygı duysun. Şüphesiz Allah,
inananları mutlaka doğru yola iletir. (Hac-54)
380- Görmedin mi, Allah gökten su (yağmur)
indirdi de yer (yüzü) yemyeşil olmaktadır. Şüphe yok ki Allah çok lütufkardır,
herşeyden haberdardır. (Hac-63)
381- Göklerde ve yerde ne varsa hep O’nundur. Allah; işte
zengin O’dur, övülmeye layık
O’dur. (Hac-64)
382- Görmedin mi Allah, yerde ne varsa onları
ve emriyle denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin buyruğunuza verdi.Yerin
üstüne düşmesin diye göğü tutuyor. (Gök) ancak onun izniyle
(düşer). Çünkü
Allah, insanlara çok şe fkatli,çok
merhametlidir. (Hac-65)
383- O’dur ki sizi diriltti, sonra sizi öldürür, sonra yine sizi diriltir.
Gerçekten insan çok nankördür (kafirdir). (Hac-66)
384- Biz her ümmete, uydukları bir
mensek (ibadet yöntemi) yaptık. Bu işte
asla seninle çekişmesinler. Sen Rabbine çağır.
Kuşkusuz Sen doğru
bir yol üzerindesin. (Hac-67)
385- Eğer Seninle mücadele
ederlerse, “Allah yaptıklarınızı daha iyi bilir” de. (Hac-68)
386- “Allah kıyamet günü,
ayrılığa düştüğünüz hususlarda
aranızda hükmedecek (haklıyı, haksızı
ayıracak ) tır ”. (Hac-69)
387- Bilmez misin ki Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Bunların
hepsi, bir Kitap’dadır.
Bu, Allah’a kolaydır.
(Hac-70)
388- Kendilerine apaçık
âyetlerimiz okunduğu zaman, kâfirlerin yüzlerinde hoşnutsuzluk
belirdiğini anlarsın. Neredeyse kendilerine Âyetlerimizi
okuyanların üzerine saldıracaklar.
De ki: Size bundan daha kötü bir şey
haber vereyim mi? Ateştir! Allah onu kâfirlere vâdetmiştir.
Ne kötü sonuçtur (O)!
(Hac-72)
389- Ey insanlar! (size) bir temsil (örnekleme) verildi; onu dinleyin: O
Allah ‘ tan başka yalvardıklarınız
(putlar) bir sinek dahi yaratamazlar. Onların hepsi bir araya toplansalar bile.
Sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan kurtaramazlar.
İsteyen de aciz, istenen de ! (Hac-73)
390- Onlar Allah’ın kadrini
hakkıyla taktir edemediler. Allah kuvvetlidir, üstündür.
(Hac-74)
391- Allah, Meleklerden de,
İnsanlardan da Elçiler seçer. Allah işitendir,
görendir. (Hac-75)
392- Allah uğrunda,
O’na yaraşır biçimde Cihad
edin. O, sizi seçti. Ve Dinde size bir güçlük yüklemedi. Babanız
İbrahim’in Dini(ne uyun). O (Allah) bu (Kur’an) dan önce
(kitaplarda) da, bu (Kur’an )da da size “Müslümanlar” adını
verdi ki, Elçi (Resul) Size
şahit olsun, siz de insanlara
şahit olasınız. Haydi Namazı
kılın, Zekatı
verin ve Allah’a sarılın; Sahibiniz O’dur. Ne güzel sahip
(Mevlâ) ve ne güzel yardımcıdır!
(Hac-78)
393- Şimdi Sen
onları bir süreye kadar sapıklıkları
(gafletleri ) içinde bırak.(Mü’minun-54)
394- Onlar sanıyorlar
mı ki kendilerine verdiğimiz mal ve oğullar ile,(Mü’minun-55)
395- Onların
iyiliklerine koşuyoruz? Hayır,
(bu verdiğimiz dünya nimetleri,
onlar için bir sınavdır,
fakat onlar) farkında değill er.
(Mü’minun-56))
396-Yoksa kendi Elçilerini tanımadıkları
(onun doğruluğunu, dürüstlüğünü
bilmedikleri )için mi Onu inkâr ediyorla r? (Mü’minun-69)
397-Yoksa “Onda bir delilik var mı
diyorlar? Hayır O
kendilerine hakkı getirdi. Fakat çoğu
haktan hoşlanmıyorlar. (Mü’minun-70)
398- Yoksa Sen onlardan bir vergi mi istiyorsun? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır.
O, rızık verenlerin hayırlısıdır.
(Mü’minun-72)
399- Gerçekten Sen onları doğru
bir yola çağırıyorsun. (Mü’minun-73)
400- (Sen Habibim, onlara) de ki: “Biliyorsanız
yer yüzü ve içinde bulunanlar
kimindir?” (Mü’minun-84)
401- “Allah’ındır”diyecekler. “O
halde iyiden iyi düşünüp de ibret almaz mısınız?” de. (Mü’minun-85)
402- (Yine) de ki: “Yedi göğün
Rabbi ve büyük Arş’ın Rabbi kimdir?” de. (Mü’minun-86)
403- “(Bunlar) Allah’ındır”
diyecekler. “O halde korunmuyor musunuz” de.(Mü’minun-87)
404- “Biliyorsanız (söyleyin) her
şeyin Melekû tu (mülkü ve yönetimi) elinde olan, koruyup
kollayan, fakat kendisi korunup kollan (maya muhtaç ol) mayan kimdir?” de. (Mü’minun-88)
405- “Allah’a aittir” diyecekler. O halde nasıl
büyüleniyorsunuz?” de.(Mü’minun-89)
406- De ki: “Rabbim, eğer onların
tehdit edildikleri (azabı) mutlaka bana göstereceksen (ben sağ iken onları
cezalandıracaksan)” (Mü’minun-93)
407- “Rabbim, beni bu zalim kavmin içinde bırakma!”
(Mü’minun-94)
408- Hakikat, biz onlara va’d (ve tehdit) ettiğimizi
S ana göstermeye elbette kadiriz. (Mü’minun-95)
409- Sen kötülüğü en güzel
(haslet)le sav. Biz onların
seni nasıl vasıflandırdıklarını biliyoruz. (Mü’minun-96)
410- Ve de ki: “Rabbim!
Şeytanların dürtüklemelerinden sana sığınırım”.(Mü’minun-97)
|