Ana Sayfa
Kitaplarımız
Varlıktan Veriler
Type Link Name Here
 
Varlıktan Veriler -16-4 –Şanı Muhammedİ (A.S.V) ile İlgili Yüce Ayetler

ŞÂN-I MUHAMMEDİ (A.S.V.) İLE İLGİLİ KUTSAL YÜCE ÂYETLER (Devam)

256- Kullarıma söyle “en güzel ne ise onu söylesinler” çünkü şeytan aralarına fesad sokar. Doğrusu şeytan insanın apaçık düşmanıdır. ( İsra -53)

257- De ki: “ O’nu ( Allah’ı) bırakıp boş yere (ilâh diye) söylediklerinizi çağırın. Onlar sizden herhangi bir sıkıntı gideremeyecekleri gibi değiştirmezler de. (İsra-56)

258- Sana: “Rabbin insanları kuşatmıştır.” Demiştik. Sana gösterdiğimiz rüyayı ve Kur’-an’da lânetlenmiş ağacı, insanların ( imanını ) sınama ( aracı) yaptık. Biz onları korkutuyoruz. Fakat korkutmamız onların azgınlıklarını daha da artırmaktan başka bir katkı yapmıyor. ( İsra-60)

259- Hatırla ki biz Meleklere: “ Âdem’e secde edin!” demiştik. Secde ettiler yalnız iblis etmedi. “ Ben çamur olarak yarattığın kişiye secde eder miyim?” dedi. (İsra-61)

260- (Hatırla) o gün (ü) ki insan sınıflarından her birini biz imamlarıyla (rehberleriyle birlikte) çağıracağız. (İsra-71)

261-Az daha onlar, baskı ile seni, sana vahyettiğimizden ayırarak ondan başkasını üstümüze atman için kandıracaklardı. İşte o zaman seni dost edinirlerdi. (İsra-73)

262- Eğer sana sebat vermemiş (sağlamlaştırmamış) olsaydık, neredeyse birazcık onlara yaklaşacaktın. (İsra-74)

263- O taktirde Sana hayatın da, ölümünde kat katını tattırırdık. Sonra bize karşı bir yardımcı da bulamazdın. (İsra-75)

264- Yakında seni neredeyse, bu yerden (yurdundan) çıkarmak için rahatsız edecekler. O taktirde kendileri de pek az kalacaklardır. (İsra- 76)

265- Senden önce gönderdiğimiz Elçilerimiz için de Sünnet (Allah’ın yasası) budur. Sen bizim Sünnetimizde (yasamızda) bir değişiklik bulamazsın. (İsra-77)

266- Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar Namaz kıl. Ve sabahın kur’an’ını da. Çünkü sabah Kur’an’ı şahidlidir. ( İsra-78)

267- Ayrıca Sana özgü olarak gecenin bir kısmında da Kur’an okumak üzere uyan! Ümid edebilirsin, Rabbin seni (Ya Muhammed ) Makam-ı Mahmud’a ulaştıracaktır. (İsra-79)

268- Ve şöyle de; Rabbim beni sıdk (doğruluk) girdirilişiyle girdir. Sıdk çıkarışı ile çıkar. Bana katından yardımcı güç (Sultan) ver. (İsra- 80)

269- De ki; “ Hak geldi, bâtıl gitti. Zaten bâtıl yok olmağa mahkumdur. (İsra-81)

270- De ki: “ Herkes kendi karakterine (asli tabiatına) göre hareket eder. Rabbin kimin en doğru yolda olduğunu daha iyi bilir. (İsra- 84)

271- Sana Ruh’u sorarlar. De ki : “Ruh, Rabbimin emrindedir.” Size ilimden pek az bir şey verilmiştir. (İsra- 85)

272- Andolsun, biz dilersek, Sana vahyettiğimizi tamamen gideririz. Sonra onun için bize karşı Sana bir yardımcı bulamazsın. (İsra-86)

273- Ancak Rabbinden Sana bir Rahmettir. Gerçek, Onun Senin üzerindeki fazlı (-u kerimi) büyüktür. (İsra-87)

274- De ki: “Andolsun İnsan(lar) ve Cin(ler) bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar, birbirlerine yardımcı da olsalar, yine Onun benzerini getiremezler. (İsra-88)

275- Dediler ki: Sana kesinlikle inanmayız. Tâ ki bizim için şu yerden bir pınar akıtasın (İsra-90)

276- Yahut Senin hurmalardan ve üzümlerden oluşan bir bahçen olmalı, aralarından ırmaklar fışkırtmalısın. (İsra-91)

277- Yahut zannettiğin gibi üzerimize gökten parçalar düşürmelisin. Yahut Allah’ı ve Melekleri karşımıza getirmelisin. (İsra-92)

278- “Yahut altından bir evin olmalı, ya da göğe çıkmalısın. Ama sen üzerimize okuyacağımız bir kitap indirmedikçe Senin sadece göğe çıkmana da inanmayız!” De ki: Rabbımın şanı yücedir. Ben Elçi olan insandan başkası mıyım ki” ? (İsra-93)

279- Zaten kendilerine hidayet geldiği zaman insanları doğru yola gelmekten alıkoyan, hep: “Allah, bir İnsanı mı Elçi gönderdi?” demeleridir. (İsra-94)

280- De ki: Eğer yeryüzünde uslu uslu yürüyen Melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir Meleği elçi gönderirdik. (İsra-95)

281- De ki: Benimle sizin aranızda gerçek şahid olarak Allah yeter. O, kullarını haber alır, görür. (İsra-96)

282- De ki: Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız, harcamaktan korkarak cimrilik ederdiniz. Gerçekten insan çok cimridir. (İsra-100)

283- Biz O ( Kur’an’ı) nu hak olarak indirdik. Ve O, hak olarak inmiştir. Seni de ancak bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. (İsra-105)

284- Onu, insanlara ağır ağır okuman için okuma parçalarına ayırdık ve azar azar indirdik. (İsra-106)

285- De ki: “İster Ona inanın, ister inanmayın, O daha önce kendilerine ilim verilenlere okunduğu zaman çenelerinin üstüne kapanarak secde ediyorlar”. (İsra-107)

286- De ki: İster Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırsanız nihayet en güzel isimler Onundur. Namazında pek bağırma, sesini o kadar da kısma, bu ikisinin arasında bir yol tut. (İsra-110)

287- De ki: “ Çocuk edinmeyen Allah’a hamdolsun. O’nun mülkte ortağı yoktur. Âcizlikten ötürü yardımcıya da ihtiyacı yoktur. Ve O’nu gereği gibi büyükle (tekbir et). (İsra-111)

288- Allah’a hamdolsun ki, kulu ( Muhammed a.s.v.’e) Kitabı indirdi. Ve ona hiçbir eğrilik koymadı. (Kehf-1)

289- Dosdoğru. Ki katından gelecek şiddetli azaba karşı (insanları) uyarsın. Ve iyi işler yapan Mü’minlere de kendileri için güzel mükafat bulunduğunu müjdelesin (Kehf-2)

290- Ve: “ Allah çocuk edindi” diyenleri de uyarsın. (Kehf-4)

291- Neredeyse Sen, Onlar bu söze inanmıyorlar diye üzüntüden kendini âdeta tüketeceksin! (Kehf-6)

292- (Habibim) Sen, sadece Kehf ve Rakim sahiplerinin bizim şaşılacak Âyetlerimizden olduklarını mı sandın? (Kehf- 9)

293- Biz Sana Onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz. Onlar Rabbine inanmış gençlerdi. Biz de onların hidâyetlerini artırmıştık. ( Kehf-13)

294- (Onlara baksaydın) görürdün ki güneş doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafına yönelir, battığı zaman da Onların sol yanını kesip giderdi. Bu Allah’ın Âyetlerindendir. Allah kime hidâyet ederse O, doğru yola erdirilmiş, kimi de şaşırtırsa artık onun için irşâd edici bir dost bulamazsın. (Kehf-17)

295- Sen Onları uyanık kimseler sanırsın. Halbuki Onlar uyuyanlardır. Onları sağa sola çevirirdik. Köpekleri de girişte iki kolunu uzatmış vaziyetteydi. Onların durumunu görseydin, mutlaka onlardan dönüp kaçardın. Ve onlardan içine korku dolardı. (Kehf-18)

 

296- Hiçbir şey için “Bunu yarın yapacağım” deme. (Kehf-23)

297- Ancak “Allah dilerse” (de) Unuttuğun zaman Rabbini an ve “Rabbimin beni bundan daha doğru bir bilgiye ulaştıracağını umarım” de. (Kehf-24)

298- De ki; “Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir, Göklerin ve yerin gaybı O’nundur. O ne güzel görendir, ne güzel işitendir. Onların O’ndan başka bir yardımcısı yoktur. Ve O, kendi hükümüne kimseyi ortak etmez. (Kehf-26)

299- Rabbinin Kitabından Sana vahyedileni oku; O’nun sözlerini değiştirecek yoktur. O’ndan başka sığınılacak bir kimse de bulamazsın. (Kehf-27)

300- Sabah, akşam Rabbine, O’nun cemâlini dileyerek dua edenlerle beraber candan sabret. Dünya hayatının süslerini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbine bizi anmaktan alıkoyduğumuz keyfine uyan ve işi hep taşkınlık olan kimselere boyun eğme. (Kehf-28)

301- De ki: Bu Hak (gerçek) Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin (iansın), dileyen kâfir olsun. Çünkü biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, duvarları çepeçevre onları kuşatmıştır. Eğer feryad edip yardım isteseler erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile kendilerine yardım edilir! O ne kötü bir içecektir. Ve ne kötü bir dayanaktır! (Kehf-29)

302- Onlara şu iki adamı misal olarak anlat: İkisinden birine iki üzüm bağı vermiştik de, onların etrafını hurmalarla çevirmiştik; ortalarında da ekin bitirmiştik. (Kehf-32)

303- Onlara dünya hayatının, tıpkı şöyle olduğunu anlat: Gökten su indirdik. Yer (yüzünün) bitkisi onunla karıştı. Ve (sonunda bitkiler) kuru bir çöp birikintisi haline gelip rüzgarlar onu savuruverdi. Allah her şeyin üstünde bir kudret sahibidir. (Kehf-45)

304- (Düşün) O gün ki biz dağları yürüteceğiz. Ve Sen yeri (çırçıplak) bir çöl göreceksin. Onları da mahşerde toplamışızdır da içlerinden hiçbirini bırakmamışızdır. (Kehf-47)

305- Kitap (ortaya) konulmuştur. Günahkarların onun içinde olanlardan korktuklarını görürsün. “Vah bize! Bu Kitaba ne oluyor da, sayıp dökmediği ne küçük ne de büyük hiçbir şey bırakmıyor.” Yaptıklarını hazır bulmuşlardır. Rabbin kimseye zulmetmez. (Kehf-49)

306-Ama çok bağışlayan, esirgeyen Rabbin, eğer onları yaptıklarıyla cezalandıracak olsaydı, onların azabını çabuklaştırırdı. Fakat onlar için va’dedilen bir zaman vardır ki, ondan (kaçıp) sığınacak bir yer bulamayacaklardır. (Kehf-58)

307- (Ya Muhammed) Sana Zülkarneyni soruyorlar. De ki “Size Ondan bir anı okuyacağım”... (Kehf-83)

308- De ki: “Size işleri bakımından en çok ziyana uğrayacak olanları söyleyeyim mi? (Kehf-103)

309- O, dünya hayatında bütün çabaları boşa gitmiş olan ve kendilerinin iyi iş yaptıklarını sanan kimseleri? (söyleyeyim mi?) (Kehf-104)

310- Onlar, Rablerinin Âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr eden kimselerdir. Bu yüzden eylemleri boşa çıkmıştır. Kıyamet günü onlar için bir terazi tutmayız. (Kehf-105)