Ana Sayfa
Kitaplarımız
Varlıktan Veriler
Type Link Name Here
 
Hz.Ali Yolu Varlıktan Veriler -32 -

HAZRET-İ ALİ  YOLU

  

              Hazret-i Ali’nin Yolu, oğulları Hasan, Hüseyin ve Hasan el Basri yolu ile Cüneyd-i Bağdadi, ondan Abdülkadir Geylâni, Seyyid Ahmed er Rufâi, Seyyid Ahmed el Bedevi, Seyyid İbrahim-i Dusuki, Şeyh Hasan-ı Şâzili , Mevlâna  Celaleddin-i Rumi, Sümbüli Sinan, Hacı Bayram-ı Veli, Şahabettin Suhreverdi, Necmeddin-i Kübreverdi, Muiniddin –i Çeşdi ve benzeri  ulu Tanrı bilginleri yoluyla, gerçeği arayanlara açıktır.Gerçeği arayanlar,bu aziz Velilere ve Onların yolunda ilerlemiş  Olgun İnsanlara  bağlanmak suretiyle gerçeğe kavuşabilirler. Bu Tanrı Yolu, dünya durdukça duracak, Tanrının acıması ve adâleti bu yolları koruyacaktır. Tanrı, acıyıcı ve âdildir. Kullarına kendi yolunu kapamaz. Tanrının düzeni  devam ettiğine, Güneş doğup, dünya yaşadığına göre, Tanrının yolu da arayanlara açık olacaktır. Arayan bulur, aramayan sorumludur. Sonunda sorguya çekilir ve suçlu çıkar. Çünkü Tanrı, insana düşünme, araştırma ve öğrenme niteliği taşıyan kendi kutsal ruhunu vermiştir.

HAZRET-İ EBUBEKİR YOLU

        

              Hazret-i Ebubekir’in yolu, Selman-ı Farisi yolu ile İmam-ı Cafer-i Sadık, Beyazid-i Bestami Hazretlerine gelir. Beyazid-i Bestami kanalı ile Abdülhalik-i Gücdüvani ve Ahmed –i Yesevi şeklinde ikiye bölünür. Ahmed-i Yesevi’den, Hacı Bektaş-ı Veli Yolu açılır. Gücdüvani’den  Muhammed Baba Semasi yoluyla  Muhammed Bahaeddin, İmam-ı Rabbani, Mevlâna Halid Ziyaeddin ve benzeri ulu Tanrı bilginlerine kavuşur. Ebubekir yolu da gerçeği arayanlara açıktır. Gerçektir. Onlara uyanlar da gerçeğe kavuşur. Bu iki yola, Eski Tasavvufçular, Turuk-u Aleviye  ve Turuk-u Bekriye demişlerdir. İkisi de haktır. İkisi de Tanrı Güneşi Muhammed Mustafa’ya kavuşur ve oradan ulular ulusuna uzanır.

 

   İki cihanda tasarruf ehlidir ruh-u Veli,

   Deme ki bu mürdedir, nice bundan derman ola,

   Ruh, şimşiri Hüdadır, ten gılaf olmuş ona,

   Dahi âlâ kâr eder bir tığ, iki müryan ola…

 

                          Ve “Âdemi ara, Âdemi bul, Âdem ol” demişlerdir.

   Tanrı yolu, ilk önce Olgun İnsan’ı bulup, Ona kalp ve elle biat – bağlanmak-la başlar. Sonra, Onun Tanrıda yok olup, tekrar var olan kutsal ruhundan İlahi  enerji almak yoluyla ve Tanrının en büyük adı “ALLAH” adını ve güzel adlarını zikretmekle-anmakla  olgunlaşmanın yolu tutulmuş olur. Olgun İnsan’ın ampüle benzer ışık saçan kalp ve ruhuna rabıta-irtibat- kurmak ki bu fişi pirize takmak gibi bir olaydır. Fişin, prize takıldığı nevinden ruhani rabıtada da ilahi aşk ve ışık, salikin-Tanrı Yolcusunun- kalbine dolmaya başlar. Bu yolla ve Tanrının adını zikretmek suretiyle, kalbi büyük bir havuz gibi olur.

   Salik, bu rabıta ve Tanrıyı çok çok anma işine sürekli devam edince, sonunda kalbi nur denizi haline gelir. Denizleşince, O da Olgun İnsan, Tanrı dostu olur. Büyük Peygamberimiz, “Deniz ol değişme” buyurmuştur. Demek ki gaye denizleşmektir. Çünkü havuz, dere, çay, dere, ırmak ve nehirler bulanabilir, değişebilirler. Fakat deniz değişmez. Tersine O içine düşeni değiştirir, kendi rengine boyar. Öyleyse, Olgun İnsan deniz gibidir.O’na dalan, O’nda yok olur, denizleşir. Benliğinden soyunup, Hak benliğine boyanır. “Sıbget Allah-Tanrı rengine boyanın” (Bakara,138) Ayeti ve “Soyun kavuş” Tanrı sözü bu anlatılanları teyit eder.