KUR’AN’A
SAYGI
Kur’an’ı Kerim de; Tevrat, Zebur, İncil gibi Kutsal Tanrı Kitaplarıdır.
Tanrı’nın Emri ve İlmidir. Tanrı bilgisi olan, Tanrı Kelâmıdır (sözüdür).
Söz,
Tanrı’nındır. Bu nedenle Tanrı, “Kur’an okunduğunda susun!” yani siz konuşmayın!
(1) “Ben Konuşuyorum” buyurmaktadır.
Tanrı
konuştuğu zaman, başkası konuşamaz. Söz Allah’ındır. Tanrı’nın bildiğini, biz
bilemeyiz. Tanrı Kur’anda, “ Kur’an okunduğu zaman inanmayanlar, Kur’an’a secde
etmezler!” (2) Yani Onu, tâzim etmezler. Büyüklenirler. Kendi “akıllarını”
beğenirler, demek istemektedir.
Kur’an’ı tâzim etmek, Onu hürmetle dinleyip, anlayıp Onun dediğini yapmaktır.
Kişinin, kendi fikrine gitmemesidir!
Ayrıca
O (Kur’an-ı Kerim)_ yüksek ve temiz yerde korunacak. Okunurken, Tanrı’nın ismi
anılacak ve göğüs beraberinde tutulacaktır.
En
önemlisi de O, iyi öğrenilecek. Tanrı’nın buyruğu anlaşılacak ve Onun buyurduğu
gibi hareket edilecektir. Yoksa, Kur’an okunurken diz çöküpte; ardından
Kur’an’ın menettiği şeyler, pervasızca (sakınmadan, çekinmeden) davranışlar
yapılmayacaktır!
Kur’an’ı Kerim’e, hıyanet edilmeyecek. Onu Müslüman, canından aziz bilecek ve
gerekirse, onun uğruna gözünü kırpmadan canını verecektir.
Çünkü
O, insanlığı aydınlatan, insanın bilmediğini öğreten çok kutsal ve çok yüksek
ilmi gerçekleri yansıtan, Tanrı’nın son Kitabı’dır.
Tevrat,
Zebur, İncil de, Tanr›’nın Kutsal Kitabı’dır. Onları da Müslümanların tâzimi
zorunludur. Ancak Tevrat, Zebur ve İncil, Kur’an-ı Kerim’de vardır!
Biz
Muhammediler, Kutsal Kitaplara ve Ben-i İsrâil Peygamberlerine (a.s) inanır,
sever ve saygı duyarız...
Zira Tanrı’nın Dini, bir tanedir.(3) O da İslâm’dır.
-“İnnedine
inhdallahi’l İslam-Tanrı’nın yanında Din, İslâm’ (Gerçeği teslim, kabul etmek)
dir.” (Âl-i İmran-19)
Ayrıca
Tanr Kur’an-ı Kerim’de,
-
“Dinillah - Allah’ın Dini.” (Âl-i İmran 83) buyurmaktadır.
İsa
Dini, Musa Dini, İbrahim Dini, Muhammed Dini, İsmail Dini, Nuh Dini...
buyurmamaktadır.
Demek ki, Tanrı’nın Dini “bir” tanedir!...
Zaten,
başka olamaz. Adı geçen peygamberler, Tanrı’nın Dinini anlatan, O’na hizmet eden
görevli, kutsal ve bilgin kişilerdir.
- “Velâ
tücadilu ehle’l kitabi illa billeti hiye ahsen.”
Bu
Âyette Tanrı; Müslümanlara, zalimleri müstesna- “Ehl-i Kitap ile güzel güzel
mücadele etmemizi, yani tartışmadan öteye gitmememizi emretmektedir.
(Ankebut-46)
Hazret-i Muhammed (A.S.V.), yeni bir Din getirmemiştir. İbrahim’e (A.S.),
İsmail’e (A.S) vahyolan, Musa (A.S.), Davut (A.S.) ve İsa (A.S.) gibi, O’na da
vahyolunmuştur.
Hazret-i Muhammed (A.S.V.), İbrahimî’dir. Ve biz Muhammediler, kendimizi
“İbrahim Milleti” biliriz. (4) İbrahim’in (A.S.) İlah’ı, bir tek İlah’tır. O da
Âlemlerin biricik Rabbı Allah’tır.
Hz.Muhammed de
(A.S.V.), Hz. İbrahim, İsmail, Musa, Davud, İsa Aleyhisselamlar gibi, Müşrikleri
ve Tanrı’yı inkâr edenleri; Tanrı’nın birliğine inanmaya ve O’nun buyruklarına
göre, hareket etmeye çağırmış ve bunda büyük muvaffakiyet (başarı›) göstermiştir.
Çok kısa bir zamanda, 100 milyonda fazla, taştan yapılmış putlara tapan
Arapları, 100 milyondan fazla, Gök ve Yer İlâhlarına tapan Türkleri, 200
milyondan fazla Budha( Buda)’ya ineğe ve Ganj nehrine tapan Hintlileri , 30
milyondan fazla, ateşe tapan İranlıları, 10 milyondan fazla yıldızlara tapan
Kürtleri, yine putlara tapan Berberileri,(5) 200 milyondan fazla, totemci
Çinliler , ayrıca Filipinlerde yaşayan insanlar, Hz.Muhammed(a.s.v) sayesinde
Tek İlah’a Hz.İbrahim (a.s)’e İsmail’e (a.s), İshak’a (a.s), Cebrail, Mikail,
İsrafil, ve Azrail ile Tüm Meleklere, Ruha Cennet ve Cehenneme yani Maneviyat
Âlemi’ne inanmışlardır. Ayrıca Yakup’a, Yusuf’a , Musa’ya, Davud’a, İsa’ya ve
bunlara inen Tevrat, Zebur, ve İncil’e; Zekeriyya’ya, Yahya’ya, Eyyub’a, Nuh’a,
Şit’e, Adem’e (Onlara selam olsun) ve tüm Peygamberlere inanmışlardır.
Nefsi müdafanın (saldırı karşısında kişinin, kendini savunması)
dışında, adam öldürmeyi en büyük günah bilmişlerdir. Zina, içki ve halkı
sömürmeyi,çapulculuğu, tembelliği, pisliği kötü bilmişler; komşu hakkını
gözetmeyi, insan haklarına ve insan düşüncesine saygıyı ve zayıf insanları görüp
gözetmeyi iyi bilmişlerdir.
Kur’an-ı
Kerim’in emirleri ile,
insanlığı
öğretmişlerdir.
Ben-i İsrail Peygamberlerinin de yaptığı bu değil miydi?..Onlar da
insanları, Tanrı Tekliğine, İbrahim Peygamberin (a.s) Yoluna, Cebrail’e,
Mâneviyat’a ve iyiliğe çağırmıyorlar mıydı?..Onların da hizmeti, İbrahim
Peygamber’e değilmiydi?
Bu durumda Hz.Muhammed (A.S.V), Musa(A.S.), Davud(A.S) ve İsa(A.S)’nın
yaptıklarından başka bir şey mi yapmıştır?..
Hazreti Muhammed’in (a.s.v) yaptığı; milyarlarca insana, Tanrı Tekliğini,
İbrahim Peygambere (a.s), Cebrail’i, Mikail’i öğretmek ve onlara doğru yolu
göstermek; Ben-i İsrail Peygamberlerinin ve Onların temsilcileri Haham ve
Ruhbanların vazifesi değilmiydi?...
Onların,
İbrahim Peygamberden (a.s) sonra ; iki bin yılda yapmadığını; Hicaz’lı ve
İbrahim Peygamber(a.s) soyundan olan Hz.Muhammed(a.s.v) ve O’ nun Dört İnançlı
arkadaşı Hz.Ebubekir, Hz.Ömer, Hz.Osman ve Hz.Ali 53 yılda yapmışlardır!.
Bu durumda
Ehl-i Kitab’ın memnun olması gerekirken; bilakis inkâra kalkışıyorlar!..
53 yılda
bunca uluslar, Allah’ın birliğine, Hz.İbrahim’e (a.s) ve Ben’i İsrail
Peygamberlerine, Kutsal Tanrı Kitaplarına (Ahd-i Atik, Ahd-i Cedid), Cebrail,
Mikail ve Ahirete İman ettirilmiştir. Allah’ın Peygamberi olmayan; Ben’i
İsrail’in, Tevrat ve İncil Ehli’nin ve yüzbinlerce papazın 2000 yılda
yapamadığını, 53 yılda yapamaz!.
Aslında Ehl-i Kitab da,
Ehl-i Kur’an da, “İbrahim Milleti”dir. Aramızda katı bir ayrılık yoktur.
Biz Ehl-i Kitabı kabul ediyoruz. Onlar bizi, anlamsız olarak inkâr
ediyorlar.
Bunca insanı İbrahimî eden, Hz.Muhammed’e (A.S.V) teşekkür edeceklerine,
düşmanlık edip materyalistleri , dinsizleri sevindiriyorlar!..
Hristiyan halkı kandırmak için hiçbirşey bulamayınca; Peygamberimizin (a.s.v)
çok evliliğini ortaya atıyorlar!..Yukarıda da anlatıldığı gibi; İbrahim
Peygamber’e (a.s) yaptığı bunca hizmet var! Bunlar nasıl inkar edilebilir?..
Hz.Muhammed’in sayesindedir ki bugün iki milyara yakın insan, Tanrı
Tekliği’ne ve İbrahim Peygambere (a.s), Ben-i İsrail Peygamberlerine (Onlara
selam olsun), Cebrail, Mikail ve Ahiret’e ve de Ahd-i Atik ve , Ahd-i Cedid’e
inanmışlardır. Yoksa şu anda, sadece bir milyar Hristiyan, bu saydıklarıma
inanmış olacaklardı!..
Tevrat, İncil, Zebur, araştırıldığında kolayca bulunabilen Kutsal
Kitaplardır. Bu kutsal Kitapların bir sayfasında , serahaten(açıkça) “bir tek
kadınla evlenilebilir veya fazla kadınla evlenilmez!” diye bir Âyet var mıdır?..
Ayrıca Hz.İbrahim (a.s), Hz.Davut (a.s), Hz.Süleyman, Eyyub ve Yakup (a.s)
çok kadın almışlardır. Neden bunlar, çok kadın almakla Peygamberlikden
düşmüyorlar da; Hz.Muhammed(a.s.v) düşüyor?..
Ayrıca her zamanın koşulları ve gelenekleri vardır. Peygamberlerde
beşerdir!.
Tanrı, kadını yaratmıştır. Bu da Tanrı’nın kullarına bir lütfu, bir
nimetidir. Ayrıca Arabistan’da kadınlar, 9-10 yaşında buluğa (ergenlik çağı)
erer. Otuz yaşına gelince ihtiyarlar. Avrupa’da 18-22 yaşında buluğ olurlar ve
60-70 yaşına kadar gebe kalabilirler.
Ben-i İsrail Peygamberleri ve Hz.İsa (a.s), fazla kadın almayı
menetmediği gibi, ayrıca bir sınır da getirmemiştir.Peygamberimiz sınırlamıştır.
Dört kadından fazlasıyla evliliği, Kur’an’ı Kerim menetmiştir.(6) Ayrıca
Peygamberimiz (a.s.v) gençliğinin gür devrini 40 yaşındaki bir dul kadın ile (28
yıl) geçirmiştir. Ondan sonra aldığı kadınlar, hep dul ve kimsenin itibar
etmediği kadınlardır!.. Bir kısmı da; Dine hizmet için siyasi nedenlerle
olmuştur.
Hülasa Hz.Muhammed (a.s.v) Efendimiz, yeni bir din getirmemiş;
Hz.İbrahim’e (a.s) hizmet etmiştir. Hz.Musa’nın (a.s), Davud’un (a.s), İsa’nın (a.s)
hizmeti de İbrahim Peygambere’dir.
Hz.Muhammed’in sayesinde, hepbirlikte kavimler, 800 milyon insan; Tek
Tanrıyı İbrahim Peygamberi,Cebrail’i kabul etmişlerdir!..Gerçek,
Güneş gibi meydandadır. Bu gerçeği kabul etmeyen Hristiyan papazları elbette ki
; Hz.İsa’yı(a.s) ve İncil’i inkâr eden Yahudiler gibi(gerçeği örtenler)
olacaklardır!..
İşte bu nedenle, Tanrı Tekliğini, İbrahim Peygamberi, Ben-i İsrail
Peygamberlerini ve tüm Peygamberleri Cebrail’e , Mikail’e ve Melekleri, Ruhu,
Cennet-Cehennem’i tasdik eden, öğreten ve hiç bir Âyetine el değmemiş halde
dünyanın her yerinde aynısı okunan; adam öldürmeyi, -zalimleri müstesna-, Ehl-i
Kitap ile harb etmeyi yasaklayan, fakirlerin ve zayıfların hakkını gözeten,
Tanrı’ya en güzel ibadet etmeyi (Namaz ve Oruc’u) öğreten, Hz.Kur’an-ı Kerim ve
O’nu insanlığa sunan Yüce Peygamber, Hz.Muhammed(a.s.v) elbette ki çok çok
sevilecek ve sayılacaktır!..
Selam Hz.Muhammed’e, İbrahim’e, Âdem’e, Nuh’a, İsmail’e, İshak’a,
Musa’ya, Davud’a, İsa’ya; Ben-i İsrail Peygamberlerine…
Selam tüm Peygamberlere …
Selam
Tanrı Tekliğine …Selam, Tüm Peygamberlere ve Dört Kitab’a inananlara!..(7)
Allah’ın, Peygamber’in Kur’an’ın tek kelimeyle İSLAM’ın düşmanları
tarafından zaman zaman Kur’an’ı Kerim’in Emeviler zamanında; bazı ayetlerinin
değiştirildiği, bazı ayetlerin çıkarıldığı ortaya atılmaktadır. Bu gibi sözler
de tarih de daha önce yine dinsizler tarafından ortaya atılmıştır. Ve bu
sözlerin tartışması yapılmış sözlere dayandırılmaktadır. 1400 yıl önce daima bu
gibi sapık sözler, tartışmalar, olmuştur. Ancak bunların dayanağı yoktur.
İspatlanmamış iddialardır.
Kur’an-ı Kerim,
Hz.Peygamberimiz tarafından deri veya benzeri şeyler üzerine yazdırılmış, bir
çok kişiler tarafından da ezberlenmiştir. Böylece hem yazıyla hem hafızıyla
muhafaza edilmiştir.
Efendimizden sonra Hz.Ebubekir zamanında bu yazılı belgeler kitap
haline getirilmiş ve bu işle ilgili bir şûra kurulmuş, Hz.Ali (k.v) de bu şûrada
bir yıl çalışmıştır. Ayrıca Kur’an’ı ezberlemiş olan Hafızlar huzura getirilmiş,
yazılı metinlerle karlılaştırılarak doğruluğu sağlanmıştır. Hz.Ebubekir bu
konuyu Hz.Ali’ye havale etmiş, bütün gerekli tetkikler yapılarak Hz.Ali
tarafından tasdik edilmiştir. Daha sonra Hz.Osman, Kur’an’ı 30 cilt olarak
musfah haline getirmiştir. Bu aynen elimizdeki Kur’an’dır.(8)
Bazı ateistler ve materyalistler ve sapıklar tarafından Kur’an
hakkında şüpheci ifadeler zaman zaman kullanılmıştır. 1400 yıldır böyle sapıklar
çıkmıştır. Emeviler zamanında Kur’an’ın bazı ayetlerinin değiştirildiği fikri
ortaya atılmıştır. Emeviler,
Ehl-i Beyt’in ve Hz.Ali (k.v) ‘nin düşmanlarıdır. Durum böyle olduğu halde bile
eğer Emeviler
Kur’an’ı değiştirebilselerdi Ehl-i Beyt ile ilgili ayetleri kaldırırlardı.Ahzap
suresinin 33’ncü ayetini:
“ Allah,
siz Ehl-i Beyt’ten her türlü kiri gidermeyi irade etti ve tastamam tahir-temiz
kıldı”, Yasin suresinin özellikle 6-7-8-9-10.
“6-Babaları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu
uyarman için, 7-Anddolsun onların çoğuna “O söz(azab)” hak oldu. Artık onlar,
iman etmezler! 8- Biz,onların boyunlarına halkalar geçirdik.O halkalar, çenelere
kadar dayanmıştır. Onun için kafaları ve burunları yukarı kalkıktır.9-
Önlerinden bir sed, arkalarından bir sed çektik de onları kapattık. Artık
görmezler.10- Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.”
Şura suresinin 23’üncü ayetleriyle,
“(De ki Ya
Muhammed) Bunlara karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Yalnız Ehl-i Beyt’imi –Akrabalarımı
sevin”.
Sure-i İnsan
Hz.Ali ve Ehl-i Beyt hakkındadır.
Mekke’nin ekabirlerinin durumu hakkında Mümtehine suresinin 7-8-9’uncu ayetleri;
Sure-i Secdenin 28-29-30 ayetleri de Mekke’nin fethi günü iman edenlerin
imanlarının kabul edilmeyeceğini açıkça belirtmiştir.
Emevi’lerin Kur’an’ el atttıkları iddiası boştur. Şöyleki: Emeviler,
Ehl-i Beyt, Hz.Ali ve evlatlarının şiddetli aleyhtarı ve düşmanıdırlar. Eğer
Emeviler, Kur’an’a el atsaydı önce Allah’ın, Ehl-i Beyt’i öven ayetlerini
çıkarır ya da değiştirirlerdi. Yani Sure-i Yâ Sin’in birinci sayfası, Sure-i
Mümtehine’nin 7,8,9’uncu ayetleri, Sure-i Secde’nin son ayetleri ki bunlar:
7-Belki de
Allah sizinle, onlardan düşman olduklarınız arasına bir sevgi koyar. Allah
kâdirdir. Allah çok bağışlayan çok esirgeyendir.8- Allah sizi, Din hakkında
sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten,
onlara adâletli davranmaktan men etmez. Çünkü Allah, Adâlet yapanları sever.
9-Allah sizi, ancak sizinle Din hakkında savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve
çıkarılmanız için yardım eden kimselerle dost olmaktan men eder. Kim onlarla
dost olursa işte zalimler onlardır.
28-“Doğru iseniz, bu fetih ne zaman?”diyorlar.29- De ki: Fetih günü inkar
edenlere imanları (İnanmaları) fayda vermez.
Ve kendilerine nazar da
etmez. 30-Sen, onlardan yüz çevir ve bekle, zaten onlar da beklemektedirler.
Ayetleri de Mekke’nin fethi günü iman edenlerin imanlarının kabul
edilmeyeceğini açıkca belirtilmiştir ki; bunlar süfyaniler, emevilerdir.
Emeviler Kur’an’ı değiştirebilselerdi önce bu ayetleri değiştirirlerdi.
Süfyan ailesinin ve emevilerin aleyhine olan ayetleri Kur’an’dan çıkarırlardı.
Dört Halife zamanında Yemen’den toroslara, Hindistan’dan Tunus’a kadar çok geniş
bir toprak sahasına yayılmış olan Müslümanların ellerinde Kur’an bulunmaktaydı.
Emevilerin bu kadar geniş sahaya yayılmış Kur’an’ı tek tek toplayıp,
değiştirmeleri de mümkün olmazdı. Emeviler bütün bunları düşündüler;
zaten Sıffin ve Kerbela Olayı ile suçlu olan emevilerin böyle bir şeye güçleri
yetmedi. Hal böyle olduğu halde sapıklar, halkın kafasına şüphe sokan lafları
yaymaktan vazgeçmiyorlar.
Ayrıca Zeynel Abidin Efendimizden sonraki sekiz tane Ehl-i Beyt İmamlarımız
Abbasi zamanında yaşamışlar ve Emevilerin Kur’an’ın bazı ayetlerini değiştirmiş
olduğuna dair sekiz İmam’ın hiç bir açıklamaları yoktur.
Ayrıca tarihte bağımsız, cesur, ölümden bile korkmayan din adamları
vardır. Hasan-el Basri, Maruf-u Karhi, Sırrı-i Sakati, Cüneyd-i Bağdadi,
Beyazıd-ı Bastami, Hallac-ı Mansur, Seyyid Abdulkadir Geylani, Seyyid Ahmed-er
Rufai, Seyyid Ahmet Bedevi, Seyyid İbrahim Dusuki, Yusuf-u Hemedani, Muhammed
Bahaeddin Nakşibendi, Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş-ı Veli, Mevlana Celaleddin Rumi,
Hacı Bayram Veli, ayrıca Anadolu evliyalarından İshak Dede, Pir Sultan Abdal,
Yunus Emre… asla bunlardan da böyle bir söz gelmemiştir.
Dört büyük mezhep müctehid’lerinden de (Hanefi, Şafii, Maliki, Hambeli)
yine böyle bir ifade yoktur. İslam filozoflarından İbn-i Sina, Kindi, Farabi,
Gazali gibi,…Bunların eserlerinde de böyle bir ifadeye rastlamak mümkün değildir.
Kur’an-ı Kerim’in bazı ayetlerinin değiştiğini söyleyen kendini bilmezler;
Allah’a, Peygambere, Ehl-i Beyt’e ve Evliya’ya da inanmadıklarını açıkca
söylüyorlar. Bunların arkalarında Yahudi ve Hristiyan misyonerler vardır.
Ayrıca İbn-i Abbas’ın bir Kur’an’ı olduğu söyleniyorsa bu kitap nerededir?
Göstersinler.İddialarını ispatlasınlar.İbn-i Abbas Hazretleri kimdir?
Peygamberimizin amcası oğludur. İlmi
Ehl-i Beyt’ten Hz.Ali Efendimizden ve Peygamber Efendimizin hanımlarından
özellikle Ümmü Seleme Annemizden almıştır.
İbn-i Abbas çok yücedir. Ashab’ın büyüklerindendir, her yerde ve her zaman
Hz.Ali’yi tutmuştur. İlmi ondan almıştır. Hz.Ali Efendimizin valilerindendir.
Emevilerle olan tüm harplerde Hz.Ali Efendimizin yanında savaşmıştır. (Cemel
Vakası ve Sıffinde) 17 kemerbest’ten biridir. Şiiler İbn-i Abbas-ı çok severler,
tutarlar. İbn-i Abbas’ın elinde olduğu söylenen ayrı bir Kur’an nüshası sözü
ispatlanamamış bir “Kavl-ü Mücerret-soyut bir söz”dür. Eğer böyle bir Kur’an
olsaydı Şiilerce ortaya çıkarılırdı. İbn-i Abbas’ı Şiilerin hepsi sever.
Hz.Ali’nin şiasıdır.Peygamberimizin amca oğlu, kemerbest, çok yüce bir makam
sahibidir.
Ehl-i Sünnet’in elindeki Kur’an da aynı Kur’an’dır. Şiilerin elindeki
Kur’an’ın değiştirildiği fikrini din düşmanı, sapık fraksiyonlar, materyalistler,
özellikler kafa bulandırmak için çıkarıyorlar. Kafa bulandıranların arkasında
finans grupları, Budistler, Nasaralar, örgütsel ve evrensel güçler vardır.
Şeytan ayetleri kitabı gibi zırva ve isbatı mümkün olmayan iddia ve
saçmalıklar bunlar…
Böyle birkaç tane sapığın ikide bir ortalığı karıştırması şeytanın
yoluna hizmetten başka bir şey değildir.Bu gibi saçmalıklar İslam düşmanlarını
sevindirir. Bunların ardındaki ateistler, materyalistler, Mecusiler, nasraniler;
onları maşa olarak kullanmaktadırlar.
Abbasilerin zamanında da Kur’an’ın,
Hz.Muhammed(A.S.V) zamanından gelen Kur’an olduğu bilinmektedir.
Bugün iki büyük gruba ayrılmış
İslâm alemi Bunların (üçte biri Şii, üçte ikisi Ehl-i Sünnet), her bir konuda az
veya çok ihtilaf ettikleri halde, Kur’an’ın aynen Hz.Peygamber’in yazdırdığı
Kur’an olduğu konusunda tam bir mutabakat içindedirler. Ayrıca Şii denince
akıl’a yalnızca İran Farisileri gelmemelidir. Afganistan’da, Pakistan’da, Türk’i
devletlerinde, Hindistan’da, Bangladeş’te, Singapur’da, Malezya, Endonezya,
Azerbaycan ve Türkiye’de de Şiiler vardır. Yemen’in tamamı Şii’dir, Zeydiler’dir.
Irak’ın %60’ı, Suriye’nin üçte biri, Kuveyt, körfez ülkeleri, Libya, Mısır’da
Şiiler vardır. Lübnan yarı yarıya şiidir. İran’da sadece 35-40 milyon Şii
vardır. Halbuki dünyada Şiilerin sayısı 250 milyonu aşmaktadır. Caferiler,
İsmail’iler, Zeydi’ler gibi…
İbn-i Abbas’ın ve Ehl- Beyt’in,
Şiilerin ve Sünnilerin ellerindeki Kur’an aynı Kur’an’dır. Elimizdeki Kur’an’a,
Emevilerden sonra yaşamış sekiz imam, tüm evliyalar, özgür, bağımsız bilim
adamları sahip çıkmışlardır. Bektaşi babalarından ve dedelerinden veya
büyüklerinden de böyle bir ifade duyulmamıştır. İbn-i Teymiye, İbn-i Hazm, İbn-i
Haldun gibi Zahiriye mezhepleri de bu Kur’an’a sahip çıkmışlardır.
Kur’an’ın
değişmediği konusunda icma-ı ümmet vardır. Kur’an’ın hiçbir harfinin
değişmediği, eksilmediği ve eklenmediği yetmiş iki mezhep tarafından ittifakla
kabul edilmiştir. Ayrıca bu sapık düşünceleri çürütecek din bilginlerimizde
vardır. Elimizde bu kadar bol delil var. Onların delili nedir? İspatlanması
mümkün olmayan iddialar… Cesaretleri sadece taktiktir. Yalan söyle, çamur at,
hiç olmazsa izi kalır düşüncesindedirler.
Bir milyar’ı
aşkın insan, akıl dışı olamaz. Kur’an Hak’tır. Bir harfi dahi
değiştirilmemiştir. Allah, Kur’an-ı koruyacağını bizzat Kur’an’da ayet olarak
belirtmiştir.
“ Zikrimizi
biz inzal ettik, O’nu biz koruruz”.(Hicr-9, Fatir-32, Kehf-105)
Peygamber’in(A.S) yazdırdığı bu
Kur’an-ı; Allah’ın birliğini bildiğimiz gibi kesin olarak biliyoruz ve açık
yüreklilikle, cesaretle söylüyoruz: Kur’an’ın Hak ve kesin olduğu
“La İlâhe
illallah Muhammedûn Resûlullah Aliyyül Veliyyullah”
gibi kesindir.
Ayrıca batılı müsteşrikler
(Oryantalistler), ŞARK ilimlerini tetkik eden Din bilginlerinden, hiç birisinden
de Kur’an’ın değiştiğine dair bir söz duyulmamıştır. Batı bilginleri,
Hıristiyanlar ve Beni İsraillilerden de bir söz duyulmamıştır.
Son zamanların
büyük araştırmacısı
dinler tarihi profesörü Anna Marie Schimmel’in kitapları da ortadadır. Bu yazar,
tüm dinleri ve İslam tasavvufunu araştırmış ve Kur’an’ın İlahi Kitap olduğunu,
değiştirilmediğini söylemektedir.
Ayrıca
araştırmacı Roger Garaudy
sonradan Müslüman olmuş Kur’an’ı
tetkik etmiş ve sahip çıkmıştır. Ayrıca Şeyh Bedreddin Simavi ve Pir Sultan
Abdal ölümü göze almış İslam bilginleridir. Ve onlar da bu Kur’an’a sahip
çıkmışlardır.
Bilge kişiler
ilim haysiyetine kavuşmuşlardır.
Ölümü de göze almışlardır.
Ayrıca Horasan-Bağdat- Basra
erenleri, Hindistan Uleması hangi gruptan olursa olsun Kur’an konusunda mutabık
olmuşlardır. İslam’da üç büyük grup(Ehl-i Sünnet, Şia Emevi) Ulemaları, Şii
Ulemaları, Sünni Ulemaları, Emevi Ulemaları hepsi Kur’an’ın değişmediği
konusunda mutabık olmuşlardır.
Anadolu erenleri, Horasan, Bağdat,
Basra, erenleri, İslam Uleması hangi gruptan olursa olsun elimizdeki bu Kur’an’a
sahip çıkmışlardır. Değişmediği konusunda ittifak etmişlerdir.
Bu kadar çok deliller karşısında
Kur’an aleyhinde konuşanlar bazı materyalistlerdir. Allah’a Peygamber’e, Hz.Ali’ye
ve Hz.Hüseyin’e de inanmadıklarını açıkça beyan ediyorlar; onlar, dinsizler
İslam kisvesindeki bazı aşırı gruplardan, fraksiyonlardan da çatlak sesler
gelmektedir. Bunların amacı kafaları bulandırmaktadır.
Bu konuyu
bütün dünyadaki Sünni, Alevi kardeşlerimin dikkatine sunuyorum.
Bu gibi sapık
kişilerin sözlerine kulak asılmamalıdır.Bunlar da İslam ve Kur’an’ın dostu değil
düşmanıdırlar; dinsizdirler. Dini kisve içinde görünen bazı mezheplerin şapkası
altında ortalığı karıştıran hem kendi mezheplerine hem de İslâm’a zarar vermek
isteyen bazı ateistler, Tanrı tanımazlardır.
(1) Bkz. Âraf Suresi, Âyet : 204
(2) Bkz. İnşikak Suresi Âyet : 21
(3) Bak.İslamda
Mezhepler ve Yükseliş,”Din nedir,İman nedir?”Kazim Yardımcı,Anadolu Bas.1988
İzmir genel Dağıtım:Doğan dağıtım-Malatya
(4)”Milleti İbrahime Hanefi:İbrahim’in Milleti, Müslümandır”.(Bakara-134)
(5) Kuzey Afrikada yaşayan topluluklar
(6)”Helal olan kadınlardan.. Dörde(Kadar) alın.O (kadınlar) arasında adâlet
yapamayacağınızdan korkarsanız ‘bir tane’ alın..”(Nisa-3)
(7)Bkz.İnsanda Yükselme, Kâzım Yardımcı, s.110-115
(8))Bkz.İsmail Hakkı’nın bu konudaki kitabı
|