VAR BİR, TAAYYÜNLERİ -BELİRTİLERİ- YEDİ DİR
1-Ahadiyet-Teklik: Buna Tasavvufta Lâ taayyün-belirsizlik denir. Bu âlem, 18 bin âlem dediğimiz nesnelerin daha mutlak ve ezeli varlıkta zuhur ve peyda olmadığı belirmezlik, bilinmezlik ve görülmezlik âlemidir. Bu durumda; mutlak varlık Tanrıdan başka hiçbir şey yoktur. Peygamber bu durumu: Allah var idi, Onunla beraber bir şey yok idi sözü ile açıklamıştır. Bu âlem öyle bir âlemdir ki, orada yalnız O, bütün nesnelerin kaynağı olan bir tek Tanrı vardır. Bu âlemde, Tanrıdan başka bir şey yoktur. Tanrıdan başka Tanrıyı bilen de yoktur. Bu âlem bütün nesneler için meçhuldür. Çünkü daha henüz bir belirme yoktur. Onun için bu âleme büyük Tanrı Ârifleri, bilinmezlik âlemi Lâ taayyün demişlerdir.
2-İlk Belirti: Yukarıda sözü edilen belirsizlik âleminin belirmesi, varlığın kendini göstermeye başlamasıdır. Bu âlem, bulutlu ve Aysız bir gecenin karanlığından ve meçhullüğünden sonra şafakın atmasına benzer. O koyu karanlık esrar perdesi aralanmış, meçhul çözülmeye başlamıştır. Gizliliğin,
görünmezliğin ardından bir ışık, bir aydınlık belirmiştir. Bir gerçeğin, bir varın, bir aydınlığın varlığı görülmeye, sezilmeye başlamıştır. Bir bilgi doğmuştur. İşte bunun gibi, Tanrı mutlak gizliliğini, tekliğini gizli bir hazine idim, bilinmekliğimi -belirmeyi- sevdim, onun için nesneleri, mertebeleri peyda ettim yani, tabaka tabaka belirdim, Kutsal Sözü ile açıklamıştır.
İlk belirtiye ilk tecelli, akl-i kül, Ruh-u kül ve Hakikat-ı Muhammediye" denilir. En büyük Ruh, Ruhların babası, kutsal baba yani Ruhların dolayısıyla tüm nesnelerin, âlemlerin kaynağı, aslî cevheri vatanıdır. Onun için Peygamber, Vatan sevgisi imandandır demiştir. Buradaki Vatandan gaye, işte bu Tanrının emri olan en büyük Ruh, Tanrının ilk belirtisi, Hakkın ışığı Ruh-u Muhammediyedir. Muhammed, öğülmüş demektir. Tanrı bu mertebeyi öğmüş ve Sen olmasaydın, felekleri yani diğer nesneleri yaratmazdım ve yine,
Seni âlemlere rahmet olarak gönderdim (Enbiya,107)
Âyet ve Kutsal Sözleri ile açıklamış ve öğmüştür. Bu ilk belirti, Tanrının ilk ve en büyük Ruhudur. Bütün Ruhlar Ondan yaratılmıştır. Güneş gibidir. Ay ve Yıldızlar gibi diğer Ruhlar, Melekler, Arş -Gökler-, yer küresi ve tüm kâinat, âlemler hep bu ilk belirtiden sırası ile yaratılmışlardır. Demek ki Ruh, Hakikat-ı Muhammediye ve benzeri adlar ile adlanan bütün nesnelerin kaynağı, Tanrının ilk belirtisidir. Onun kaynağı da sınırsız, sonsuz mutlak varlık Tanrıdır.
Bu ilk Nur, sınırsız Nur olan Tanrının ziyası -ışığı- dır. Bu gerçeği bir Ârif Peygamber hakkında, Ruh-u pâkidir Onun zâtı Akdesten peyda mısraı ile çok güzel ve açık bir şekilde ifade etmiştir.