Ama bunun şerh-i beyanını (Yorum-açıklama) kimisi Eşariye, kimisi Maturidiye, kimisi Cubaiye, kimisi Mutezileye, kimisi İsmaliyeye, kimisi Batıniyeye kimisi Zahiriyeye göre yapıyor. İtikat Mezhepleri de buradan doğuyor!.
Başlangıçta da söylediğimiz gibi bunlar da Peygamber (A.S)dan yüz-yüz elli yıl sonra kurulan İtikat ekolleridir (Mezhepleri, yorumları). Yani O kişilerin yorumudur.
Ehl-i Sünnetin bir kısmı, Eşarinin, Maturidinin görüşlerini kabul etmiştir. Hanefiye ve Şafiiyenin çoğu uleması kabul etmiştir.
Halkın ise bu gibi şeylerden haberi yoktur. Halk, ne Maturidiyi bilir, ne de Eşariyi!.. Zaten bunlar halka anlatılırsa, halkın kafası şaşar. Sapıtır, şaşkın olur!..
Mezhep İtikatları, Medrese Âlimleri arasındaki bir konudur. Yani âlimlerin Mezhebidir. Halkın haberi yoktur.
Ümmet-i Muhammed, bunu öğrenmeye mecbur da değildir. Âmentüyü okur - tasdik eder; Allah ve Resûlü (Peygamber A.S), Evliyalar nasıl inanmışsa, ben de inanmışım, der. Tamamdır. Allah bir, Resul hak!..
Ehl-i Sünnet Âlimlerinin çoğu, aslı Kelâmi olan, Felsefi olan, Aristo Mantığına dayanan akılcı Eşari ve Maturidinin görüşlerini Mezhep haline getirmiştir. Ancak, Eşariye, Maturidiye; bunlar biraz da Tasavvufa yakındır. Bunlar, Tasavvufu inkâr etmemekle birlikte; Tasavvufçu değil, Akılcıdır. Mâneviyatla ilgileri yoktur. Bir Evliya, bir Veliyullah da değildir. Akılcı, Mantıkçı Kelâm âlimidirler( Kelâmcılar, Sûfilerin yolunda yürümemişlerdir).
Yalnız, Ehl-i Sünnet İtikatta bir Mezhep daha kabul etmiştir. Selefiyyun Mezhebi!..
Selefiye; Âl-i, Ashabın ve Onlara uyanların İtikadı. Tasavvuf yolu.
Bizim Selef, Selefiye dediğimiz; İbn-i Teymiyenin kurduğu Selefiye Mezhebi değildir!
Bizim Selef dediğimiz; daha İtikadi Mezhepler kurulmazdan evvelki Âl-i, Ashabın İtikadıdır. Dört Müctehidimiz de bunlardandır. Hz. Alinin ve Hz. Ebubekirin; Ashabın öğretisidir. Hasan el-Basri yoluyla gelen İtikad koludur. Onlardan gelen itikad kollarıdır.
Halbuki İbni Teymiye, yalnız felsefe ve Kelâmı değil; Tasavvufu ve Evliyaların Seyr-i Sülük sistemlerini de inkâr etmektedir. Onlar, Kuran ve Hadislerin Bâtınî mânalarını da kabul etmezler. Zahiriyecilerdir. Kuran, izah edilmez, derler.
Halbuki Mânevi bilgiler: Hakkı bilmek: Hakkı zikretmek, tefekkür etmek, Mukarrebunu (Allaha yakın İnsanlar) izlemek, Mârifet, Aşk, Metafizik gerçekleri ve bunların gerçeğini Rasihlerin; bilgide (Maddi Mânevi bilgilerde) yetkin olanların bileceği de Kuran ve Sünnet ile sabittir.
Hz. Ali ve Hz. Ebubekiri izleyen (başta Hasan-el Basri hazretleri), hepsi de Evliya olan, büyük Mâneviyat bilgini Tasavvufçulardır. 12 Ehl-i Beyt İmamı, 4 Mezhep İmamı da bunlara dahildir.
Gazali Hazretleri Felsefe, Kelâmi İtikadı kabul etmemiş, ama Fıkıhda Rey ile İctihadı - Akli İstidlali kabul etmiştir. O, İtikatda Sûfilerin metodunu kabul etmiştir. Sûfiler ise Hazret-i Ali ve Hazreti Ebubekirin ve Hasan-ı Basrinin Tasavvuf yolundadır. Yani İtikatda, Ashaba, Tabiine ve İmam Hasan el Basriye tabirdirler.
Sapık Selefiler ise Hicri 400üncü (M.1000) yılda ortaya çıkmışlardır. Gazali Hazretleri, Onların sadece Kitap ve Sünneti tutup; Tasavvuf yolunu ve Fıkıhta İctihadı reddetmelerini çürütmüştür. Aynı zamanda Gazali, Felsefeci ve Kelâmcıların metodunu da reddetmiştir.
Gazali, yanlış Selefilerin, Kuran, izah edilmez, fikrini de reddedip çürütmüştür. Eşari ve Maturidiye de tabi olmamıştır.(16)
Hicri 700 (M.1300) yılında İbni Teymiye ise; Gazalinin çürüttüğü, 400. yılda zuhur eden yanlış Selefiliği, tekrar canlandırmak istemiştir. Teymiye kendisinden evvelki yedi yüzyıllık Fıkıhçıları, Felsefecileri, Kelâmcıları, gerçek Selef-i Salihin olan Tasavvufçuların Mânevi yolunu da red edip; bu kadar âlime karşı yalnız kendisinin gerçeği bildiğini iddiaya kalkışıp ilmi tekeline almaya çalışan (kendini gören); 700 yıllık, binlerce İslâm Âlimlerini ve metotlarını inkâr edendir!..
Bu ise; Hakkı yalnız kendisinin bildiğini iddia etmektir ki; işte bu en büyük sapıklıktır. Bir Âlim, Hakkı yalnız kendisinin bildiğini (Hakkın kendisine tahsis
(16)M.Ebu Zehra, Mezhepler Tarihi S.210, 211, 243, 244, 245.
edildiğini) iddia eder de; diğer binlerce ilim adamını ve metotlarını red ederse; O bir nevi kendini Peygamber bilmiştir, demektir.
Hak ilmi (Gerçek); Peygamber Efendimizden (A.S) sonra hiç kimsenin tekelinde değildir!
Her İslâm bilgini görüş getirebilir. İnsanlar, istediğini kabul eder veya reddeder. Hepsini red eden kimse, en büyük sapıktır. Dinin gelişmesini engellemektir. Dinin dinamizmini yıkmaktır.
Aslında İbni Teymiye, Emevi kökenli, Ehl-i Beyt aleyhtarı olan, Zahiriye Mezhebinin kurucusu, İbni Hazmın Mezhebinden sayılır. Çünkü Onun görüşlerini benimsemiştir. Kendisi bu suretle Ahmed bin Hanbel Hazretlerinden kopmuştur.
Ahmed bin Hanbel hazretleri, muhibbi Ehl-i Beyttir. Ehl-i Beytin; Hazret-i Ali, Fatimatüzzehra, Hasan ve Hüseyin olduğuna dair Hadis-i Şerifi Müsned isimli kitabında O tesbit etmiştir. Daha nice Hz.Alinin ve Ehl-i Beytin yüceliğine dair Hadisler, hep O nun Müsnedindedir.
Ayrıca bu büyük Zât, İcma-ı Ümmeti reddetmemiş, mümkün değil, demiştir. Bu gün uçaklar vardır. Müctehidlerin icmaı( toplantısı) mümkündür. Kıyası da tamamen reddetmemiş; çok darda kalmadıkça, kabul etmemiştir.