HULEFA-İ   RAŞİDİN  HAKKINDAKİ

                                                                             HAKİKİ  GÖRÜŞ  NEDİR?

 

         

 

          Peygamber(A.S.)'dan sonra İmamet, Hilafet; yani Peygamber'e (S.A.) vekâlet meselesi de Kelâm'ın konusu yani İtikat'ın konusu edilmiş. Tarihi bir vak'a olduğundan, İtikatla ilgisi yok gibi ise de; İtikadın konusu olmuştur. Fıkıhçılardan ziyade, Felsefeciler ve Kelâmcılar arasında "İmamet bahsi" konu edilmiş.

         İmamet bahsinde de Ümmet ya da âlimler arasında ihtilaf var.  Ehl-i Sünnet'in ve Şia'nın, İmamet hakkında görüşleri var.

         İran Uleması (âlimleri) ile daha ziyade Abbasi Uleması arasında "o zaman" görüş farklılıkları var. O zaman diyoruz; çünkü Kelâm meseleleri daha çok Abbasiler zamanındadır.

         İmamet, "Önderlik" demektir. Buradaki İmamet, Namaz imameti değil; toplumun önderi, lideri, devlet başkanı anlamındadır.

           İmam-ı Kebir, İmam-ı Ekber, İmam-ı Azam (En Büyük İmam), Cenab-ı Muhammed (A.S.V)'dir.

         İmam, Ümmet ( toplum) üzerine emir-ferman sahibi demektir. Yani "Emir-el Mü'minin (Mü'minlerin lideri, yöneticisi), İmam-ül Müslimin (Müslümanların önderi)", demektir.

         Halife, Peygamberden sonra; O'nun yerine geçen, O'nun adına topluma lider olan demektir. Onun da anlamı gene Emir'liktir.

         Ehl-i Sünnet, İmamet ve Hilafet bahsini şöyle kabul ediyor:                              "Peygamber (A:S)'dan sonra Hilafet seçimle olur". Yani Ümmet kimi isterse; O'nu başına geçirir. Bu kişi, Mü'min ve Âdil olacak..

         Fakat gene ehl-i Sünnet, "İmamlar Kureyş'tendir", Hadis-i Şerif'ini de kabul etmiş. (40)

         İmamlar, Kureyş'ten olacak. Öyleyse Halife, Kureyş'ten seçilecek. Onun için de Ensar'dan olmadı, Muhacir'lerden oldu. Çünkü Muhacirler, Mekki (Mekkeli)'dir.

Şia ise:

           "İmam, tayinle olur", diyor. Yani, "İmam-ı, Allah ve Resulu tayin eder. Kitap ve Sünnet de böyle buyurur", derler.

        Tartışma, çelişki buradan başlıyor!. .

         Hz. Ebubekir  Efendimiz, "seçimle" Halife seçildi. Beni Sâd avlusunda Ashab toplandı; Hz. Ebubekir'e biat ettiler. Ancak Efendimiz (A.S.), O'nu daha önce de Namaz için İmam etti. Bu bir işarettir. 

         Halbuki Hz.Ömer, seçimle olmadı. Hz.Ömer'i, Hz.Ebubekir Efendimiz "tayin" etti. O'nu yerine bıraktı ama; kimse de zorla Hz.Ömer'e biat etmedi. Yani Ümmet, serbestti, "Hz.Ömer layıktır, O olsun" dedi; Ashab, hür iradeleri ile biat ettiler.

         Biat'ta zorlama olmaz. Biat'ta zorlama olduğunda; ikrah(tiksinme)girer. Olmaz. O'nun Hilafeti bâtıl olur. Hernekadar Hz.Ömer Efendimiz tayin edildi deniliyorsa da; yine Ashab da biat etmiştir. Herkes gönlüyle biat etmiştir.

         Hz Osman, "Şura" ile olmuştur. Hz.Ömer Efendimiz, altı kişiyi işaret etmiştir. Onların içinde Hz.Ali Efendimiz de vardı. Ashablar işi Abdurrahman b.Avf'e bırakmıştır; O da Hz.Osman'a biat etmiştir. Hz.Ali Efendimiz de biat etmiştir.

         Hz.Ali Efendimiz ise gene Hz.Ebubekir Efendimiz gibi  "seçimle" olmuştur. Ama O'nun hakkında   da Peygamberimizin (A.S.) çok işareti var.

         Hz. Osman'ın şehadetinden sonra; Ashab-ı Kiram'ın hepsi toplanıp;  ihtilafsız Hz. Ali'ye  biat etmişlerdir. Yalnız Zübeyr Hazretleri biat ettiği halde;  sonra biatını geri almıştır. Sonra da tekrar Cemel Vak'ası'nda şehit olurken; tevbe etmiş, "Hz.Ali Halifedir; geri biat ettim!", demiş ve şahid de tutmuştur.

         Hilafet meselesi önemli bir meseledir. Şii'ler de diyor ki:

         "Peygamberden sonra, Hz.Ali Efendimizde İmamet'in de bütün vasıfları mevcuttur. Bu hususda Âyet var; Hadis var", diyorlar. Âyet olarak Bismillah,

        "İnnema yüridullahu liyüzhibe ankümürricse Ehlel Beyt'i ve yütehhireküm tethira", Âyetini delil olarak kullanıyorlar. Anlamı:

        "Ehl-i Beyt mutahhardır,tahir (temiz,tertemiz)'dir. Allah, Onların tahir olmasını irade etti".(Ahzab-33)

          Nitekim;

          "Allah, bir şeyi irade ederse 'Ol' der, olur!" (Yâsin-82).

          Ehl-i Beyt'ten kaynaklanan bir Hadis'e göre; "Benden sonra İmamlar On iki'dir". (41) Buradaki İmam,Halife anlamındadır.

 

         "İmamlar, Kureyş'tendir", Hadisleri de vardır.

          Sonra Hz. Ali Efendimiz hakkında çok Hadis'ler var. Öbür Ashab'lar hakkında da var ama; Hz.Ali hakkındaki hepsinden çok. Peygamberimiz (A.S.), O'ndan çok sitayişkârâne (övgülerle) bahsediyor. Hani, Hz.Ali Efendimiz, kendinin kardeşidir (Kardeş tutulduğu zaman, Peygamberimiz O'nu kardeş tutmuştu.). (42) Vasi (adına karar veren)'sidir.(43)

         En sevgili kızı Fatma Annemizi O'na verdi. "Ali olmasaydı, Fatime nikahsız kalırdı (evlenemezdi)", buyurmuştur.(44)

                                                              

 

       

(40) Ahmed b. Hanbel, Müsned. C.5, S. 90-92.

        Cabir b.Samure'den; Tac Tercümesi, Bekir Sadak. C. 3, S.79. İst. 1973

  

(41) Ayrıca, 'Bu Ümmet için Oniki Halife vardır'. Hz.Cabir'den; Ahmed b.  Hanbel, Müsned.   C. 5, S. 106

       Sahih-i Buhari, C.4, S. 501.

(42)İbn-i Ömer'den; Tirmizi, Tac Terc., Bekir Sadak, C.3, S. 624.

      Ayrıca bak. İslâm Tarihi,   Hz.Muhammed ve İslâmiyet, M.Asım Köksal,C.1,S.104.

(43)Habeşi b. Cunade'den; Tirmizi, Tac Terc., C.3, S. 624.

(44)Binbir Hadis, Şemseddin Yeşil, S.180. İst.,1983.