KISACA ÖNEMLİ İTİKAT KONULARI

 

 

 

a)Selef’in yolundan başkası olmayan Tasavvufçuların ‘Zât-                      

   Sıfat, Kadim, Muhdes, Fiil, Fail, Mef’ul ve İmamet’             

   hakkındaki İtikadları.

b)Büyük Günah Konusu

c)Haşir ve Kabir

 

 

 

SELEF’İN YOLUNDAN BAŞKASI OLMAYAN        

TASAVVUFÇULARIN ’ZÂT-SIFAT, KADİM, MUHDES,

 FİİL, FÂİL, MEF’UL VE İMAMET’ HAKKINDAKİ İTİKATLARI

 

 

 

Tasavvufçular, Sıfat’a inanır. Ancak; “Sıfat da Zât’tan başkası değildir”, der. Zât da, Sıfat da bir tek sonsuz Nur olan Kadim Allahu Taâladır.(29) Maturidi’nin   görüşü de budur.

Kadim, âlemlerden müstağni (doygun) olan; Ezeli- Ebedi ve Daimi olan Zât-ı Akdes’tir. Âlemler muhdes’dir; yani sonradan olmuştur. Ancak Kelâmcıların Âdem’den-Yokluktan ihdas olduğu fikrini değil; Allah’ın kendi Nur’undan Halk-yapmak suretiyle ihdas ettiğini yani: Evet, Âlemler (nesneler) sonradan oldu ancak yokluktan değil; Hâlik’in - yapıcının ‘kendi Nûrun’dan yapılarak’; şekil ve suret alarak sonradan oldu”.

Köpüklerin önce olmayıp; sonradan denizden olduğu gibi. Köpükler önce yoktu, sonradan oldu ama; yokluktan değil; bizzat denizden oldu. Köpükler önce mevcut deniz değiller ama; denizden başkası da değiller. Denizin sırrıdırlar. Denizin taayyünü-belirtisidirler.

Hakikatta Vücut birdir. Pencereden içeri giren Güneş’in ışığına Güneş de desen doğrudur; Güneşden gelen ışık da desen doğrudur.

Güneşin ışığına Güneş de denebilir, Güneşten de denebilir. Tenzih eden Güneşden, “ Heme ezost - Hepsi O’dan”, Tevhid eden, “Heme O’st - Hepsi O”, der. İkisi de caizdir. Ortamına göre konuşulur.

Zira tüm Tasavvufçu’ların sözlerinin içeriği birdir. Aralarında çelişki yoktur. Çelişki yapanlar, Onların Ârif olmayan taraftarlarının yaptıklarıdır. Taraftarlarının şerhi - izahıdır. Çelişkiyi icad eden, çoğaltanlar şarihler, şakirtler- talebelerdir.

Tasavvufçular, Kader’e ve Cüz’i İrade’ye inanır.

Ancak Cebri’ler Şer’ri, Allah’ın üstüne atar; İrade-i Cüz-i‘yi  inkâr eder.

 

Kaderi’ler, insanı tam serbest kabul edip; Allah’ın takdirini inkâr  ederler. Dolayısıyla Kader’’i inkâr ederler.

Maturidiler ve Eş’ariler; ‘Kul, fiilinin yaratıcısı değildir. Ancak insanda cüz-i serbesti vardır. İradesini kullanmakta serbest olduğundan sorumlu tutarlar kulu. Maturidi, kisbi (kazancı) kabuıl eder; Eş’ari etmez.

Allah Mutlak ( Külli) İrâde, Mutlak Kuvvet, Mutlak Fail’dir.

Allahu Taâla insana, Nefs-i Emmare’yi de, Kutsi Rûhu da vermiştir:

“Nefis, kötülüğü emreder”.(Yusuf -53)

“İnsan’a Rûhumu üfürdüm-ilettim”(Sad -72)

 

(29) Seyyid Abdulkadir Geylani Hazretleri, Sırrül Esrar: (Allah Nur’dur, Allah’ın Sıfatları da Nûr’dur.)

 

 

‘Şer’, nefis (beden); ‘Hayr’, Ruh canibinden olur. Ruh‘dan şer sadir-peyda olmaz. Ruh Allah’ın emri, pâk nefesidir.

Aklıselim de Ruh’dandır. Aklıselim ve Ruh, Nur’dur. Ruh ve Akıl, Âlem-i Emir’den olduğundan; şer peyda olmaz. O nedenle hayr-iyilik, bizzat Allah’tandır.

“Sana hasenat-iyilik isabet ederse Allah’dan, Sana seyyiat isabet ederse senin nefsinden”.(Nisa -79).

Ancak nefsi - bedeni de, yani şer’rin kaynaklarını da yaratan Allah’tır.

“Allah herşeyi irade ederek yaratır”. (Hud-107, Buruc-16).

Örnek: Ateşle harareti gibi. Ateşi yaratan Allah’dır. Ateşten gelen ısı, Allah’dan gelmez; ateşten gelir. O nedenle şer, Allah’dan denemez!.. Şer, kötülüğü emreden nefistendir!

Şer’de adalet yoktur. Şer, zulümden (kötülükten)dir. Allah’da zulüm yoktur. Ama kötülüğü emreden nefsi, Allah yaratmıştır.

“Feelmeha fücûreha ve tahvâha - Allah nefse, fûcuru da, takvayı da ilham etti”.(Şems -8)

Bir önceki Âyet, Mutezile’nin, ‘Allah, kötüyü irade etmez’, görüşünü çürütür. Doğru olan şu ki; Allah, kötüyü de yaratmayı irade etmiştir. Sapık iblis ve kötülüğü emreden nefsi, iradesi ile yarattığı gibi