Ancak Ehl-i Sünnet’in Medrese Âlimleri, Selefiye Mezhebi’ni de İtikad’da kabul etmişlerdir. Mesela biz şimdi, Eş’ari, Maturidi’ye sempati ile bakıyoruz. Fakat Onların İtikadını kabul etmeyiz. Cüz’i akıl’la yapılan İtikadı değil; biz ‘Selefi İtikadı’ kabul etmişiz. Selef-i Salihin nasıl inanmışsa; biz de öyle inanmışız. Tasavvuf erbabı nasıl inanmışsa biz de öyle inanmışız.

Tasavvufçuların (Sûfiler) Piri, İmam’ı Hasan el Basri Hazretleri’dir. O da Tasavvufu hidâyet yolunun İmamı Hazret-i Ali (K.V.) Efendimiz’den almıştır. Selef-i Salihin olan Sûfiler ve Onları destekleyen Gazali Hazretleri, Maturidiye ve Eş’ariye’nin akılcı-Mantık’çı Metotlarını reddederler; yoksa Onların hükümlerinin Kitap ve Sünnet’e ve Selef-i Salihin’in İtikadına uygun olanlarını değil. Onlar, Akıl ve Mantık Metodu’yla İtikat oluşturmanın ve bunların yargılarının çoğunun Kitap ve Sünnet’e ters olacağını savunurlar. Selef-i Salihin’in İtikad yolunu seçen büyük Ârifler, Maturidi’nin ve Eş’ari’nin her sözünü reddetmezler. Biz de bu görüşteyiz.

Tabii Şii’den de Sünni’den de Selef’in İtikad yolunu kabullenip; Ârif Tasavvufçuların yoluna giren bilginler vardır. Onların önünde üstün saygı ve sevgiyle eğilir, Onları tenzih ederim.

Şia ise genelde; Mu’tezi’lenin Kelâm âlimlerini kabul etmiştir.

Mu’tezile, ‘Allah’ın Sıfatını kabul etmez; Allah’ın Sıfatı yoktur’,der. Onun için de bir çoğu Kelâmı Kadim bilmez. “Allah görülmez; Allah ne dünyada görülür, ne de ahirette”, derler. İşte bunlar , Sıfat’a karşı olmaktandır.

Eş’ariye, “Ahirette görülür”,der.

Tasavvufçular, “kalb gözü ile bu dünyada da görülür”, derler.

Mu’tezile’nin bir kısmı da Sıfat’çı.  Onlar da Müteşebbihe; tecsime, yani Cisimciler. Onlar daha ziyade, ‘İsmailiye’ Mezhebi arasında var; Batıni’ler arasında..

Şia’da da Selefin yolunda olanlar var. Yani Ehl-i Beyt’in büyüklerine bağlananlar; Evliyaullah’a tasavvufçulara, Selefin İtikadını kabul edenler(Onlara bir şey diyemeyiz).

Bütün bunlara rağmen Şia da Kelâmcı’dır.Kelâmi İtikadlara inamışlardır.

Kısaca Ehl-i Sünnet Âlimleri de Şia âlimleri de genelde Kelâmcı’dır. Kelâmda İtikad münakaşası ikisi arasında hâla devam ediyor.

Bu arada İmam-ı Gazali’ye değinmeden geçemeyeceğiz: İmam-ı Gazali Hazretleri, zamanının büyük Fıkıhçısı, Kelâmcısı ve aynı zamanda Feylezof’u. Öyle bir âlim ki; çağında kelâm, felsefe ekollerini ve Mezheplerini derinliğine incelemiş, akademik bir çalışma yapmış, büyük bir üniversitedir İmam-ı Gazali Hazretleri… Diyor ki: “Ben bu telif-tercüme kitaplara itimad edemediğimden; bizzat kaynağından araştırmak için Latince’yi öğrendim”.

İmam-ı Gazali hazretlerinin devreleri var. Büyük Felsefe Âlimi, aynı zamanda Fıkıh Âlimi olan İmam-ı Gazali Hz.’nin bir itirafı var:

Bu zat diyor ki: “İtikadi Mezheplerin hepsini aslından tetkik ettim; hepsini inceledim. Bunların hepsinde de az çok Hak gördüm. Yani tamamen bâtıl değiller. Ancak bunlarda ‘gerçeği bulan da yoktur’. Hepsi eksik, noksan geldi (Çünkü öğrendim ki; cüz’i akılla, Mantık’la bu hakikatler bilinmez. Hepsinde de çelişki var. Aynı kural ve ayrı hükümlerle O, O’nu çürütüyor, O, O’nu çürütüyor… En sonunda anladım ki; ‘yol Sûfilerin yoludur!.’ Yani Selef’in yoludur; Âriflerin yoludur. Bunlar, Kur’an’ın, Vahy’in hakikatini, Âyet’i Hadis’i cüz’i akıl’la değil, Mânevi Külli Akıl’la irtibat kurarak, Peygamberin (A.S) Ruhundan yardım alarak izah eden Âriflerdir. Asıl doğru yolu Sufiler bulmuşlardır).

Asıl Ehl-i Sünnet de bunlardır!

Zaten böyle olmasa Evliya olamazlardı. Hep bu Sûfi (Tasavvufçu) ve Ârifler, Evliya olduğuna göre; bütün bu yolları bıraktım; Kelâm’ı Felsefe’yi terk ettim ve Sûfilerin, Evliya’nın, Âriflerin yoluna girdim. Ben de o yola sülûk ettim!..”(19). Kitaplarından anlaşılan, demek istediği budur.

İmam-ı Gazali, çok büyük bir bilgin. Bu bilginin itirafı önemli! Öyle ki; İmam-ı Gazali’den sonra ikinci bir Gazali gelmemiş! Kelâm’ın, Felsefe’nin tümünü reddetmiştir! Ancak bir kişi karşı çıkmıştır.,: İbn-i Rüşd. İbn-i Rüşd’ü okuyanlar bilir; doğrudan doğruya akılcıdır. Öyle bir akılcı ki; O’na göre akılla (Mutlak Gerçek), Allah’ın Hakikatı da, Peygamberlik de bilinir; hatta Peygamberi de akılcı görür. Bu kadar ileri gitmiştir!..

Gazali İtikat’ta Eş’ariye ve Maturidi’ye tâbi olmamıştır. Akli delillerle İtikad oluşturma metodlarını kabul etmemiştir.

 

 

(19) a) El Munkızu Min ed dalal, Gazali,Cağaloğlu Yayın., İst. 1970.

       b) Mezhepler Tarihi, Muhammed Ebu Zehra, Gazali Bahsi. Sayfa: 210-211-212