Peygamberimizin ve
Peygamberlerin yaptıkları
dualarla Şefaat-yardım istemeleri:
— De ki: “Eğer AlIah’ı
seviyorsanız bana biat edin ki (uyun ki) (86) Allah da sizi sevsin ve
günahlarınızı bağışlasın. Allah, bağışlayan ve esirgeyendir”. (Âl-i imran: 31)
-- “Ey kavmimiz, Allah’ın davetçisine uyun. O’na iman edin ki (Allah)
günahlarınızın bir kısmını bağışlasın ve sizi, acı azabdan korusun”. (Ahkaf:
31).
-- (Musa) : “Rabb’im dedi. Beni ve kardeşimi bağışla. Bizi rahmetinin içine sal.
Merhametlilerin en merhametlisi sensin!” (Âraf: 151)
-- Musa, tayin ettiğimiz vakitte (tevbe için beraberinde götürmek üzere)
kavminden yetmiş adam ayırdı. Onları bir sarsıntı tutunca (çünkü bize Allah’ı
göster demişlerdi) dedi ki: Rabbim, dileseydin bunları da beni de daha önce
helâk ederdin. İçimizdeki bazı beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi helâk mı
edeceksin?.. Sen bizim Velimizsin, dostumuzsun, bizi bağışla, bize acı! Sen
bağışlayanların en hayırlısısın”. (Âraf: 155)
— (İbrahim dedi ki) “Babamı da bağışla (Şuara: 86)
— (Nuh dedi ki) “Rabbim, beni, anamı-babamı, inanarak evime gireni, inanan erkek
ve kadınları bağışla. Zalimlerin helakından başka bir şeyini de artırma”. (Nuh:
28)
-- ... Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler, Allah’tan
günahlarını bağışlamasını isteseler ve Resul de onların bağışlanmasını
isteseydi, elbette Allah’ı affedici, merhametli bulurlardı”. (Nisa: 64) (87)
— (İbrahim) ‘Selam sana dedi. Senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü
0, bana çok lütufkardır’. (Meryem: 47)
-- Onlara: “Gelin Allah’ın Resulü sizin için mağfiret dilesin” dendiği zaman
başlarını çevirirler ve onların, büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini
görürsün. (Münafikun: 5) (88)
-- Sadakalar hususunda gönülden veren mü’minleri çekiştiren ve güçlerinin
yettiğinden başkasını bulamayanlarla alay edenler yok mu, Allah Onları maskaraya
çevirmiştir. onlar için acı bir azab vardır. Sen, Onlar için ister af dile,
ister dileme. Onlar için yetmiş defa af dilesen - Allah Onları affetmez. Bu,
böyledir. Çünkü Onlar Allah’ı ve Resulünü inkar ile kafir oldular (tanımadılar).
Allah, yoldan çıkmış fasıklar topluluğunu hidayet etmez. (Tevbe: 79,80)
Öyleyse Peygamberin Şefaati ancak kendine biat eden Mü’minlere ve
kendilerinin gelip bağışlanmasını isteyenleredir.
— Sana diyecekler ki: Bizim için (Allah’tan) mağfiret (bağışlanma) dile...
(Fetih: 11)
— ‘Ey Peygamber, inanmış kadınlar sana gelip Allah’a hiç birşeyi ortak
koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleri ile
ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemeleri, (emredeceğin) iyi bir işte
sana karşı gelmemeleri hususunda sana biat ederlerse, onların biatlarını al ve
onlar için Allah’tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok
esirgeyendir’. (Mümtehine: 12)
— Ey inananlar, eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır.
Onlardan sakının. Ama affeder (kusurlarından) geçer, bağışlarsanız, muhakkak ki
Allah da çok bağışlayan, çok esirgeyendir. (Teğabun: 14)
--...Kimi de vardır ki, Allah’a ve Ahiret gününe inanır, verdiğini Allah’a
yakın dereceler kazanmağa ve Resulün duasını almağa vesile sayar. Gerçekten
o (verdikleri), kendileri için yakın derecelere vesiledir. Allah, Onları
rahmetinin içine sokacaktır.” (Tevbe: 99)
Yakup (A.S.)’ın oğulları için Allah’tan bağış dilemesi:
“(Yakub’un oğulları) : ‘Ey babamız, bizim için,
günahlarımızın bağışlanmasını dile. Gerçekten biz, günah işledik’ dediler’.
“Sizin için Rabbime istiğfar edeceğim, dedi. Şüphesiz 0, çok bağışlayan,
esirgeyendir”. (Yusuf: 97,98).
Burada “bizim için istiğfar et” diyen Yakub’un oğulları, babalarını apaçık
aracı kılmışlardır. İnsanın, insana aracı olamayacağı iddiası yanlıştır.
Demek ki “aracı” vardır.
İbrahim (A.S.)’ın anne-babasına,
evlatlarına ve Mü’minlere bağış dilemesi
“Rabbim, beni ve zürriyetimden bir kısmını namaz kılan yap; Rabbimiz, duamı
kabul buyur!”
“Rabbimiz, hesabın görüleceği gün; beni, anamı-babamı ve Mü’minleri bağışla!”
(İbrahim: 40,41)
86) Yani Beni sevin, zira insan sevmediğine biat etmez.
(87) Hani Allah’tan başkasından yardım istenmezdi! Bakın bu Âyet ne diyor:
“Sana gelip, senden günahlarının bağışlanmasını isteselerdi.” Yani Peygamberin,
bağışlanmaları için aracı olmasını isteselerdi, Resul de onların bağışlanmasını
isteseydi Allah, Onlara merhametli davranıp affedecekti (Ama tenezzül edip,
Peygambere duası için gelmediler, büyüklendiler).
88) İşte apaçık. Peygamber’in Allah’tan, insanlar için mağfiret
isteyebileceğini açıklayan en açık ayet, delil-i kat’i İşte bu “şefaat”tır.
Ancak büyüklük taslayanlar, Peygamberin yüce aracılığını kabul etmez.
Peygamberin duasını istemez. Peygamberin şefaatini inkar eder. Unutmayalım ki,
Peygamberler de Veliler gibi İnsandır.Ama Onlar, Allah’ın Kudsi Ruh’unu taşıyan
şefaat sahipleri Kâmil İnsanlardır. Duaları müstecaptır.Kendileri
mukaddes,kutsal ve aziz kişilerdir. Bizler gibi cismaniler değillerdir. Onlar
Ruh yönleriyle çok büyük ruhaniler, Rabbanilerdir. Zira onlardaki Ruh; Ruhul
Kudüs - Kudsi, Kutsal Ruh’tur, pâklanmış Ruhlardır.