44- Salik'in (Tanrı Yolcusunun), Ehl-i Beyt'i sevmesi (muhib olması) lazımdır.

 

         Yüce Rabbımız buyurur:

 

         -"İnnema yüredullahu liyüzhibe ankümürricse Ehl-el Beyt'i veyütehhireküm tethira - Ehl-i Beyt, mutahhardır. Tahir (temiz, tertemiz)’dir. Allah, Onların tahir olmasını irâde etti (diledi) ". (Ahzab-33).

 

      Tanrı Yolcusu her Müslümanın, Hz. Peygamberin.(a.s.v) Ehl-i Beyt'ini muhakkak sevmesi lazımdır. Yüce Peygambe­rimiz buyurur:

 

     "Sizi maddi ve manevi bakımdan beslediği için "Allah'ı" seviniz. "Beni", Allah sevdiği için seviniz. "Ehl-i Beyt'imi" ise, ben sevdiğimden Ötürü seviniz". (200)

 

         Ehl-i Beyt'i sevmeyenin, imanı yoktur. Ehl-i Beyt'i sevmek, imandandır. Çünkü Ehl-i Beyt, yani "Ali, Fatma, Hasan ve Hüseyin hazretleri" efendilerimiz (201) Resûllah'a (a.s.v.) tam inanan, Ona tam uyan, Onun yoluna can, baş koy­muş, Onun Sünnetini (yaptıklarını) tam yapanlardır.

 

         Onları sevmeyen, (bu nedenle) "Peygamberi (a.s.v.) ve Onun Dinini, yolunu sevmiyor" demektir. (202)

 

         Peygamberi sevmeyen de dinsizdir, Allah'ın düşmanıdır. Ehl-i Beyt'i seven, Peygamberi(a.s.v.) ve Onun Dinini sever. Ehi-i Beyt'in yüceliği, temizliği hakkında Sevgili Peygamberi­mizin çok: Hadisleri vardır.(203)

 

         Ehl-i Beyt'in sevgisi de şöyle belli olur: Onların bol bol bahsi edilir. Sohbeti yapılır. Tabii, "Peygamber'in (a.s.v.) yolunda gitmek, Kur'an'dan ayrılmamak", baş koşul...

 

         Ancak Kur'an'a tâbi ve Sünnete riayet ediyor gibi görü­nüp de, Hz. Ali (k.v.) ve kutsal oğullarının (Onlara selam ol­sun) sık sık sohbetini yapmamak; Onların baş düşmanı olan Muaviye'yi müdafaa etmek (savunmak), Ehl-i Beyt sevgisi ile bağdaşmaz.

 

         Peygamberimiz (a.s.v.) buyurur:

 

         "Ben gidiyorum, size "iki emanet'' bırakıyorum: Kur'an ve Ehİ-i Beyt'im". (204)

 

         Bir taraf, Kur'an'ı Kerim’den yana gözüküp Ehl-i Beyt'in bahsini ya da konusunu açmamakta; sohbetini sık sık yapmadığı gibi, Ehl-i Beyt'in, Ehl-i Beyt İmamlarının (Onlara selam olsun) adını dahi bilmemekte...

 

         Bir taraf da, Ehl-i Beyt'i tutuyor görünümünde, Kur'an'dan bir şey bilmemektedir. Kur'an'ın emirlerini tut­madığı gibi, Kur'an'ın buyruklarını (Namaz, Oruç, Gusül gibi...) inkâra kalkışmaktadır.

 

         Bunlar, "yanlış" yollardır. Her iki taraf da saptırılmıştır.

 

         Gerçek şudur; "Kur'an-ı seven, Ehl-i Beyt'ten; Ehl-i Beyt'i seven de Kur'an'dan ayrılamaz". Ayrılan, sapar! Kuş, "İki kanatla" uçar. Tek kanatla uçulamaz...

 

         Nur Risalelerini yazan Said-i Nursi efendi, "Hakikat Nurları" ve "Mektubat" isimli eserlerinde bu hususa çok yer ayırmıştır. O da Peygamberimizin (a.s.v.) "bize iki şey bıraktığını", bunların da "Kur'an-ı Kerim ve Ehl-i Beyt olduğu­nu". "Cemel vakası" ile "Sıffeyn Harbini" birbirine "karıştırmamamızı”, açık yüreklilikle açıklamıştır. Mektubat'ının 12 ile 124. sahifelerinde Ammar(r,a)'ı öldüren tarafın tâği (âsi) " olduğunu, bir Hadisle ispatlamıştır. (205)

 

         Ammar bin Yâsir (r.a.) hazretlerini, Muaviye ve taraftar­ları öldürmüştür. Yine Muaviye ve taraftarları, Veysel Ka­rani efendimizi, Hz. Ebubekir efendimizin oğlu Muhammed'i de (r.a.) "Sıffeyn"de  öldürmüşlerdir. (206)

 

         Said-i Nursi efendi bütün mollalara rağmen, bu konuda çok cesaretle ve bilimsel şekilde "Cemel Harbi'nin, bir "içtihad" harbi olduğunu, "ama Sıffeyn'e gelince" diye başlaya­rak, "Ali İbni Ebi Talib (k.v.) hazretlerinin","Din ve Hilâfet harbi" yaptığını, Muaviye İbni Ebi Süfyan ve taraftarlarının "Saltanat ve Siyaset harbi" yaptıklarını; “Sıffeyn'in içtihat harbi olmadığını" açıklamıştır.

 

         Hatta bu zat, "Mülûki Emeviye'nin (Emevi Melikleri krallarının) bütün bütün Din-i İslâm'ı "ortadan kaldırmayı" istihdaf ettiklerini (hedeflediklerini), ancak Hz.Ali (k.v.) efendimizin Önleyebildiğini; zaten Hz. Ali'nin "Şâh-i Velayet" olduğu halde dördüncü Halifeliğe kalmasının nede­ninin de bu olduğunu; Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman (Allah Onlardan razı olsun) efendilerimizin, Muaviye ile "baş edemiyeceklerinden", Hz. Ali (k.v.) efendimizin “dördüncü Halife olduğunu" yazmıştır.

 

         Allah ondan ve Onun gibi "gerçeği" korkmadan, açık­ça yazan İslâm âlimlerinden razı olsun. Onun eserleri, okun­maya değer doğrusu. Tavsiye ederim.

 

         Hz. Ali'yi(k.v.) seven, Muaviye'yi sevemez. Hz. Ali'yi (k.v.) sevmeyenin de imanı olmaz!'.,(207)

 

         Bu konuları ikinci kitabımız, "İSLÂM'DA MEZHEP­LER VE YÜKSELİŞ" ile "GÜNAHSIZLAR" da, yüce Kita­bımız Kur'an-ı Kerim'in Âyetleri, Sevgili Peygamberimiz (a.s.v.)'in Hadis-i Şeriflerinin ışığı altında, İslâm Tarihlerinin anlatımıyla detaylı olarak inceledik. İrdeledik ve saygıdeğer okuyuculara sunduk. Tavsiye ederim.

 

         Ya Rab! Bizi dur (uzak) etme evlâd-ı Ali'den.'...

 

         Biz de O'nun bendesiyiz tâ ezelden, "Kâlu beli "den....

                 

_______________________________________________________________________________________________________________

         (200) Abdullah b.Abbas (r.a.)den; Onların Âlemi. Seyyid Ahmed er Rufai (r.a.) Çev. A.Akçiçek, Rahmet ve Bahar yayınları. Tirmizi,Tac Ter. Bekir Sadak, C,3, S.650, İst 1973.

 

         (201)"Resullah buyurdu ki Ehl-i Beyt; Ali, Fatıma, Hasan, Hüseyin'dir, işte bunlar benim Ehl-i Beyt'imdir, Ya Rabbi! "Ayşe Annemizden: Müslim, Sahih,C.7, S.130.

               Ümmü Seleme Annemizden: Tirmizi, Sünen, C.5, S.663,

 

         (202) "(Ya Muhammed!) De ki! Allah'ı seviyorsanız, bana biat edin.Allah da sizi sevsin sizi seve.." (ÂÎ-i imran-31).

 

         (203) BK. Hadis kitaplarının birçoğunda "Ehl-İ Beyt'in (Hz. Ali, Hasan, Hüseyin, Fatıma annemiz) efendilerimizin "faziletleri bölümü",

             

         (204) Zeyd b. Sabit'ten; Ahmed b.HanbeI, Müsned.C.3,S.17. Tirmizi, C.2, S.308. Suyûti, Camiussağir, Terc. Abdullah Aydın,C.2,S59. Ayrıca Ebu Hureyre'den; Suyûti, Camiussağir,C.2, S.597. Ayrıca Teberâni ve diğerleri.

            

 

       (205) Peygamberimiz' (a.s.v.) buyurur: "Ammar'ı muhakkak asiller,tuğyanehli (azgınlar) öldürecektir".(Buhari,Kitabus-salât;Müslim,Kitâbü'lfiten;Tirmizi,Menâkıb;Müsned,Tabakât v.b.)

 

        (206)  Bu konular, tüm ayrıntılarıyla "İslâm Tarihlerinde vardır.

 

        (207) Yüce Peygamberimiz (a.s.v) buyurur: " Ali'yyün minni ve ene minhü- Ali bendendir, Ben Ali'denim". Bera b. Azib (r.a.)'dan, Tirmizi,Tac Terc. Bekir Sadak, C.3,S.62O.

             "Ben kimin Mevlası isem, Ali de Onun Mevlasıdır. Yani Ben ki­min efendisi isem Ali de Onun efendisidir". Zeyd b. Erkam (r.a.)den; Tirmizi; Tac Terc.C.3, S.619. Ahmed b. Hanbel, Müsned, C.4, S.281.