19- Tanrı Yolcusu, eğriliğin ve sapıklığın örneği Şeytan iğva (şüphe v.b.) verdiği zaman; üç kere "Tekbir" alacak ve Tanrı'nın varlığını düşüne­cek.

 

 

        Şeytan, sapıklığın yansıtıcısıdır. Şeytan, maddi olarak in­san; Mânevi olarak da İç Âlemdeki süfli (alçak) yaratıklar ara­cılığıyla etkisini sürdürür.

Kur'an-ı Kerim'de,

     -"Şeyâtine'l insi ve'l cin - İnsandan ve cinden şeytan­lar." (En-am-112).

       Bunlar, insana şüphe ve şaşırtıcı fikirler verdikleri za­man, Tanrı Yolcusu hemen, "Allahu Ekber - Tanrı en büyük­tür" diye "üç defa" Tekbir almalı. Tanrı'nın varlığını, son­suzluğunu, kenarsızlığını ve eşsiz birliğini düşünmelidir.

       Yani hemen Tanrı'yı ve Tanrı'nın Azametini (Büyüklüğünü) hatırlamalı ve düşünmeye başlamalıdır. Ancak bu yolla sapık­ların, sıkıntı veren sözlerinden kurtulunabilir.

       Şöyle örnekleyelim;

       Karanlık basınca, hemen "Kalp penceresini" açıp, içeriye ışık yani aydınlık vermelidir. Işık gelirse, karanlık kaybolur. Şeytanlar (İnsanlardan ve cinlerden sapıklar) iğva, yani şaşırtıcı ve şüpheye düşürücü fikirlerle hücuma geçerlerse; Tanrı Yolcusu'nun da hemen Tanrı'sının büyüklüğünü; varlığını, birliğini, güzel yaratıcılığını düşünecek ve pencereyi açıp, Kalp, fikir hanesini (odasını) aydınlatacaktır. Ya da hemen Tanrı "bilgi ve düşün" düğmesine basıp, Kalp odasına ışık veren ampulü yakacaktır.

O zaman,

      "Ve köl câel Hakkü ve zeheke'l bâtıl - De ki Ya Muhammed! Hak (Gerçek) geldi, bâtıl (yanlış) eridi". (İsra-81)

      Âyetinin gerçekliliğini müşahade (gözlem) edecektir. Rahmani, aydınlık kuvvetler gelince; kahri, şeytani kuvvetler kaçarlar veya helak (yok) olurlar.

        İşte bu nedenlerle Salik (Yolcu), İlâhi tefekkür (düşün) ve İlâhi tezekkür (zikir, Tanrı'yı anmak) işlemine her an devam edecektir. Böylece, Rahmani, Aydınlık askerlerini yani kuvvetlerini kendi îç Aleminde kuvvetlendirecek ki; küfri (inkarcı) kuvvetler yaklaşmasınlar. Mahvolsunlar, yani yokolsunlar.

       Âfakda (objede) ne varsa, enfüste de (subjede) vardır.

       Tanrı, düzenini böyle kurmuş. Kuluna Kendi pâk ve Kut­sal Ruhunu, Akıl, fikir, Zikir, Nurlarını bahşetmiş (armağan etmiş), ayrıca Kutsal Peygamberler (a.s.) ve Kutsal Kitapları ile O'nu takviye etmiştir (desteklemiştir). Ruhuna, Aklına ve Onları Peygamberleri (a.s.). Kitapları ile destekleyen Rabbına uyan insana; Mânevi inkarcı kuvvetler yaklaşmazlar. Yaklaşınca, yenilirler.

       Hayvansal duygulan, kötü arzulan yansıtan nefse ve şehvete uyanlar; İç Alemdeki sapıklığın ve inkarcı kuvvetin Örneği Şeytana yenilirler,

        İç Âlemde varolan, dış âlemde de vardır. Atomun yapısı da öyle değil midir?.. Güneş ve gezegenlerdeki düzen, aynen zerrede de (atomda da) vardır. Gezegenler, Güneşin etrafında düzenli bir şekilde döndüğü gibi; elektronlar da, atom çekirde­ğinin (proton, pozitron'un) etrafında dönerler. (139)

        Evrende olan herşey, insanda da vardır. Ayrıca İnsan, iç Âleminde de tüm nesnelerini yansıtır.

        İnsan, Ruhu ile İç Âleme; bedeni ile dış âleme aynadır.

Veya her iki âlemin "Özüdür". Ne büyüktür "İnsan" gerçek­ten!..

    

      "İçip Vahdet (birlik) şerâbın, gelmişim mestâne ben!

      Âyineveş (ayna gibi) aynayım, cism ile cânane ben!.."

 

Şairin dediği gibi gerçekten büyüktür, insan!..

      Çünkü İnsan "küll - tam"; diğerleri, "cüz - parça'lardır.

     Ne mutlu "kendini tanıyan" İnsana!.. O'dur ancak "Özü" olan "Rabbını - Aslını" bilen!.. (140)

 

(139) Bkz. Dipnot: (180)

(140) "Kendini bilen, Rabbını bilir". Binbir Hadis, Şemseddin Yeşil, 1983- İst. S.212 ve diğerleri.

Ayrıca bu konu Yazarın, "VARLIK" ile "İSLÂM'DA MEZHEP­LER VE YÜKSELİŞ", "GÜNAHSIZLAR" adlı kitaplarında de­taylı olarak işlenmiştir.