30- Emanete hıyanet etmemek.

 

      Tanrı, Kur'an'ın birçok Âyetlerinde, "emanete hıyanet etmemeyi"  öğütlemiştir. Ayrıca Mü'minun Sûresinin ilk Âyetlerinde Mü'min'in özelliklerini açıklarken, bir niceliğinin de;

      -"O inançlı kişiler, ahde vefa ederler ve emanete hıya­net etmezler!" buyurmaktadır.(48)

      Dernek ki, Mü'min'in bir niceliğinin de, "emanete hıyanet etmemek" olduğu gerçeği ortadadır.

       Kutsal Peygamberimiz de (a.s.v.), bir kutsal sözünde,

      "Yalan söyleyen, ahde vefa etmeyen (sözünde durma­yan) ve emanete hıyanet eden, münafıktır (yani yalancı Müslümandır)." Buyurmaktadır. (49)

        Münafık, Müslüman geçinen, islâm kisvesine (kılığına) bürünmüş kâfir (gerçeği örten) demektir.

        Emanetin ne olduğuna gelince; en başta Tanrı'nın Kutsal Kitabı Kur'an-ı Kerim ve Peygamberin (a.s.v.) Hadis-i Şe­rifleri (Kutsal Sözleri)dir.

         Mü'min, yani inançlı Müslüman’a bu ikisi, en Kutsal Emanetlerdir. Müslüman, Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şerifleri canından, malından, evladından, her şeyinden üstün tutacak ve Onları canı gibi koruyacaktır!..

         Çünkü Allah ve Resulü, Kur'an-ı ve Hadis-i Şerifleri inanan Müslümanlara emanet etmiştir. Bunlar, Tanrı ve Peygamber (a.s.v.) in emanetidir! Onlara hıyanet eden, onları korumayan, gereğinde uğurlarında değil malını; canını bile harcamayan asla ve asla Müslüman değildir.

       Bunlardan sonra, Tanrı'nın Kutsal Kitapları, Din büyükleri­nin kutsal eserleri, Müslüman topluluğuna emanet edilmiş­tir. Bunlar da Kur'an ve Peygamber (a.s.v.) Sözlerinin açıklamaları olduğundan; aynen Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şerifler gibi korunacak asla tahrif (değiştirme) edilmeyecektir.

  

 Bunları değiştirenler, Tevrat ve İncil'i değiştirenlerin duru­muna düşerler! Kâfir olurlar ve Tanrı, onları hiç affetmez!..

       Müslümanlar, bunlardan sonra Kâbe, Ravza-i Mutahhara, Mescid-i Aksa, Peygamberlerin ve Velilerin dergâh ve türbeleri.,. İslâm Dinince kutsal sayılan herşey, Müslümanla­ra emanet edilmiştir. Her Müslüman bunları korumakla gö­revlidir.

       Ayrıca Mülk-i İslâm, yani Vatan ve Devlet de, Müslü­manlara emanet edilmiştir. Her Müslüman, yurdu ve devleti koruyacak ve bunlara hıyanet etmeyecektir. Çünkü yurt ve devlet korunmazsa, Din ve Kutsal Emanetler korunamaz!

       Kural şudur: "Devlet olmazsa Din olmaz!" Düşman yurdu işgal eder; Dinimizi ve Kutsal bildiğimiz herşeyi orta­dan kaldırır. Allah korusun!..

        Ayrıca kişiye emanet edilen bîr sır, bir para veya bir ka­dın, yani namus da korunacak. Bunlara da hıyanet edilmeye­cektir! -"Tanrı, hainleri sevmez!" (Enfal-58),

        Âyetini düşünüp, Tanrı'nın düşmanlığının çetin olduğunu bilmek ve unutmamak lazımdır!

        Tanrı, bir kimseye düşman olursa, onun hali yamandır. O'nu koruyacak hiçbir kimse ve yardımcı da yoktur!

        İslâmiyet, "emanete hıyanet edilmemesine" çok önem vermiş, kimsenin namusuna, canına ve emeğinin karşılığı ma­lına, göz dikmemeyi öğütlemiştir.(5O)

        Yüce Tanrımız, acıma ve fazileti ile bütün Müslümanları, mazlum, fakir-fukarayı ve bizi hainlerden ve zalimlerden ol­mak tehlikesinden korur İnşallah!..

(48)  Bkz. Mü'minûn Sûresi, Âyet:8.

(49)  Ebu Hureyre ve Abdullah b. Amr'den; Sahih-i Buhari ve Tecrid-i Sarih Terc.C.l,S.45 Diy.lşl.Bşk.Ya.Ankara -1976

(50) Ancak, İslâm'da "zalimin malı, mazluma helâldir" kuralı da var­dır. Zalim; zayıfların malını zorla, hileyle elinden almıştır. Zira zalim; Nas'a-însanlara zulmeden diktatörlerdir. Bu kuralı, Kerbelâ şehidi Hz.îmam Hüseyn, Kerbelâda buyurmuştur. Zât-ı Şehadet a-leyhisselam efendimizden rivayet edilmektedir: "Zulmile âbâd olan, Sonunda berbad olur!.."