25- Kimseye iftira etmemek.

 

    İftira, masum (suçsuz) bir insana, bile bile yapmadığı çir­kin birşeyi, yapmış gibi gösterip o insanı toplum içinde küçük düşürmek ve Onu kötülemektir.

    Suçsuz bir insanın, yapmadığı çirkin bir şeyi yapmış gibi göstermek; Tanrı'ya inanan, Müslümanım diyene yaraşır mı?.. Bir zerre Tanrı'ya inancı olan, suçsuz bir insana iftira edebilir mi?.. Ona-buna iftira eden, Müslüman sayılmaz. Çünkü iftira, suçsuz bir kimseyi suçlu göstermek, Onun şeref ve haysiyetiy­le (onuruyla) uğraşmaktır. (32)

    Tanrı, iftiracıları sevmez. Onlardan nefret eder. İftira öy­le bir yalandır ki; hem yalan hem de başkalarına hakaret özel­liğini taşır. Demek ki iftiracı, hem yalancı oluyor, hem de suç­suz bir insanı topluma kötü göstermeye çalışıyor. Böyle bir in­sana, Tanrı gazab eder. Ve O'na öyle bir tuzak kurar ki; kendi­sini toplum içinde gezemiyecek duruma düşürür.

    Bilhassa iffetli ve namuslu kadınlara iftira edenlere Al­lah lanet eder!.. (33)

    İftiranın, ayrıca toplumda türlü zararları vardır. Kan dö­külmesine kadar varabilir. Şiddetli aile düşmanlıklarının mey­dana gelmesine sebep olur, Toplumda fesat (anarşi) ve huzur­suzluğa sebep olur.

İftiracıyı, Tanrı sevmez. Tanrı sevmediği için, toplum da Onu sevmez. Ancak ne yazık ki O zavallı, bunun farkına var­maz. İyi bir iş yapıyor zanneder!

     Neticede toplumun içinde yüzü kalmaz. Adı "iftiracıya" çıkar. Hiçkimse, kendisiyle dost olmaz. Herkes, O'nun yanın­da dikkatli konuşur. Toplum içinde, adı kötüye çıkar. Rezil kepaze olur. Sonradan yaptığının kötülüğünü anlar ama; artık iş işten geçmiş, toplum dışı olmuştur.

 

(32) Bkz. Kur'an-ı Kerim: Nisa-112, Hümeze-1. Âyetler,

(33) Yüce Rabbımız buyurur: "İffetli, birşeyden habersiz kadınlara if­tira edenler dünyada da, Âhirette de lanetlenmişlerdir."