(GÜNAHSIZLAR)
MUKADDESAT
(Mâsumiyet)
Bu konuya başlarken önce İslâm'daki mezheplerin görüşlerini belirtelim:
1)Zahiriyecilere (İbn Hazm ve onun yolunda, etkisinde olan İbn Teymiyeciler; Vahabiler) göre, sadece Allah mukaddestir. Peygamberler de dahil hiçkimse "mukaddes" değildir.
2)Ehl-i Sünnet'e (Eş'ariler ve Maturidilere) göre, Allah ve Peygamberler "mukaddestir". O nedenle de yalnız Peygamberler "masum" dur. Bununla beraber, Eş'arilere göre,"Velâyet-i Muhammediye" devam etmektedir. Evliyalar, yani Veliler vardır. Evliyaların himmeti ve Evliyaların kerameti Hak'tır.
3)Selefiye: Bunlar, Ehl-i Beyt'in ve Ashab'ın "itikat"ını kabul eden (Evliyalar ve Tasavvufcular)dir. Selefiye(1), Felsefi ve Kelâmi itikadı reddeder. Bu felsefeciler: İbn Sina , Farabi, İbn Rüşd v.b. örnek olarak gösterilebilir.
Kelâmcılar: Mutezile, Eş'ariye ve Maturidiye'dir.
Selefiler: Felsefeciler ve Kelâmcıları, akılla itikat kurmayı kabul etmeyenlerdir.
Selefiye, yani hepsi de Evliya olan Tasavvufçular ise; Cenab-ı Allah-ı; Zât-ı Akdes -En Mukaddes- bilip; Allah'ın kelimesini, Ruhunu ve Meleklerini de "mukaddes" bilirler. Mukaddes olanlar, Allah tarafından mutahhar (tertemiz) edilenlerdir.
Tasavvufçulara göre; "mukaddes" ve "masum" olan; Kudsi Ruh ve Melekler'dir.
(1) A.Hamdi Akseki'nin "İSLÂM DİNİ -İtikat, İbadet ve Ahlak" isimli kitabında "Selefiyye" konusunda yazılanları aynen alıyoruz: Selefiyye: Sahabe ve tabiin mezhebine süluk eden fakihler ve muhaddisler Selefiye mezhebindendir.
Selefiye mezhebinden olanlar, Allahu Teâla Hazretlerine en yüksek bir tazim duygusuyla iman ederler, inanırlar. Bu hususta tafsilata girişmezler, inceden inceye fikir yürütmeye lüzum görmezler. Allah'ın varlığı hakkında Kur’an-ı Kerim ne söylemişse öylece kabul ederler. Selefiye mezhebinde olanlar, Allahu Teâla Hazretlerinin isimlerini ve sıfatlarını nüsusda nasıl varid olmuş ise, öylece, Allah'ın şanına nasıl yaraşırsa öylece zahirine hamd ederler, nüsusu tevil etmezler.
İlk Hanefiler Selefiye Mezhebine, sonrakiler de Maturidiye mezhebine salik olmuşlardır. Kezalik, İlk Şafii ve Malikiler, Selefiye Mezhebine, Sonrakiler de Eş'ariye mezhebine saliktirler. Hanbeli Mezhebinde olanların çoğu Selefi'dir; İçlerinde Eş'ari olanlar da vardır. (İslam Dini-İtikat, İbadet, Ahlak, A.Hamdi Akseki, S.48, Ankara, 1983) Ayrıca bkz.: "İslâm Ansiklopedisi, "Selefiye maddesi", Müslümanlığın Temel Bilgileri, Abdulkadir Karahan, S.19,İstanbul-1986.)
Kudsi Ruh taşıyan zatın, "Ruhu, nefesi ve nazarı" mukaddestir. "Masum" olan, "Mukaddes" olandır. O da Kudsi Ruh'tur. Ruhani nefes ve Ruhani Nazar'dır. Mukaddes olan ise, nefis kirinden mutahhar olandır.
Mukaddes Ruh ise; mutahhir, yani Pâklanmış olan Ruh'tur. Tahir ve Zeki, yani tezkiye olmuş (arınmış) Ruh, mukaddestir.
"De ki: Ruh,Rabbimin emrinden".(İsra-85)
Ruh, Emr-i İlâhi'dir. Emir ise, Allah'ın Pâk nefesidir.
"İnsana, Ruhumdan üfürdüm". (Sad-72)
Aynı zamanda Emir, Allahın ulvi (yüce) kelimesidir.(2)
Kuran'ı Kerim'e göre "mutahhar" ve nefs-i tezkiye, yani "temizlenenler" kimlerdir?.. Şimdi bu soruyu cevaplayalım:
Başta Hazret-i Resulullah (a.s.v.): O'nun Ruh-u Pâk-i mukaddesi (Tertemiz Kutsal Ruhu) Ruh-u Âzam'dır (En Büyük Ruh'tur). Külli (bütüncül) Ruh'tur. Ruhların Babası (Eb-i Mukaddes)dır.Nur-u Ahmed, Nur-u Ahad, Nur-u Zât-ı Akdes'dir (Hz.Ahmed'in nuru tek bir olan Allah'ın nurudur. Çok kutsal, biricik Tanrı'nın nurudur). Ayrıca Cevamiül kelim; yani İlâhi kelimelerin tamamıdır, hepsidir:
"İn hüve illa vahyü'n yüha - O'nun sözü,Allah'ın sözüdür". (Necm-4)
(2) " Ve kelimetullahi hiye'l ulya-Yüce olan,yalnız Allah'ın sözüdür". (Tevbe-40)
" Köl nezzelehu Ruh'ül Ködösi min Rabbike -De ki: Ruh'ül Kudüs Rabbinden iniyor." (Nahl-102)
İlk Ruh,"Hakikat-ı Muhammediye" diye bilinen Ruh-u Âzam (En büyük Ruh), Nur-u Ahmed'dir (Hz.Ahmed aleyhisselam'ın Nuru'dur). "Âdem, su ile balçık arasında iken, ben nebi idim", Hadisi bunun delilidir.(3)
"Seni, Âlemlere rahmet olarak gönderdim". (Enbiya -107)
Âyeti ve
"Sen olmasaydın felekleri yaratmazdım". (4)
Kudsi Hadisi, O'nun "ilk" ve "en büyük" Ruh-u İlâhi olduğunu belirtir.
O Mustafa'dır. Tek seçilmiştir... Güneştir... Hakikat Güneşi'dir... Ondan sonra ise; O'ndan evvel gelen peygamberlerin Ruhları mukaddestir.Kudsi Ruhu taşıyanlardır...
Ve Peygamberin mutahhar-Pâk-Ehl-i Beyti'dir:
"İnnema yüridullahü liyüzhibe ankümürricse Ehl'el Beyt'i ve yütehhireküm tethira"-Gerçekten Allah, siz Ehl-i Beyt'i tahir; nefis kirinden tathir (Pâk, tertemiz) etmeyi irade buyuruyor-diliyor. (Ahzab-33)
Allah'ın mutahhar kıldığı, "mukaddes"tir. Mukaddes olanlar ise, "masum"dur.
Ehl-i Sünnet'in tamamı ve Şia, bu Âyetin Hz.Ali (k.v.), Hz.Fatime; Hz.Hasan ve Hz. Hüseyin efendilerimiz hakkında ve Onların Seyyidlerimiz olduğunu kabul etmiştir.
"Ehl-i Beyt: Hz.Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin'dir.(5)
(3) Tirmizi, Menâkıb, 1.
İbn Hanbel, 4/66.
(4) Acluni, 2/163.
(5) Ümmü Seleme Annemizden: Tirmizi, Sünen C.5, S.663.
Ayşe Annemizden: Sahih, C7, S.130.
Hadis-i Şerifini rivayet edenler, tertemiz Peygamberimiz Efendimizin pâk zevceleri Ümmü Seleme ve Ayşe validelerimizdir.
Bunlardan sonra "mâsum" ve tertemiz olanlar, 12 İmam'dır;
"Benden sonra bu Ümmete 12 İmam vardır".(6)
Hadis-i Şerifine göre, 12 İmam pâktır. Çünkü taşıdıkları İmamet; Velayet ve İmamet-i Muhammediye'dir.
Onsekizbin âlemin Sultanı Sevgili Peygamberimiz buyururlar:
"Ben Allah'ın Velâyetini, Ali de Benim Velâyetimi taşır".(7)
"Ali Benden, Ben Ali'denim". (8)
"Hak Ali ile , Ali Hak iledir". (9)
"Ben kimin Mevlâsı (Efendisi) isem; Ali de O'nun Mevlasıdır". (10)
"Ali, Kur'an ile Kur'an da Ali iledir". (11)
(6) Hz.Cabir'den, Ahmed b. Hanbel, Müsned C.5, S.106.
Sahih-i Buhari, C.4, S.501.
(7) Hadis-i Şerif'in tamamı: "Bana iman eden ve Beni tasdik eden, Ebu Talibin oğlu Ali'yi "Veli" edinsin. Çünkü O'nun Velâyeti Benim Velâyetimdir. Ve Benim Velâyetim de Allah'ın Velâyetidir".
Ammar b. Yasir'den; Hz. Peygamberin dilinden Dört Halifesi, Terc. A. Fikri Yavuz, Sönmez Neşr. İst. 1981, S.278.
Binbir Hadis, Şemseddin Yeşil, S.181, İst.1983.
(8) Hz.Peygamberin Dilinden Dört Halifesi, Terc. A. F. Yavuz, S.244,247,254.
(9) Aynı eser S.259.
(10) Zeyd b. Erkam, Bureyde, Habeşi ve Enes (r.a.)'den;
Tirmizi, Tac Terc. Bekir Sadak, C.4, S.281.
Ahmed b. Hanbel, Müsned C.4, S.281.
(11) Hz.Peygamberin Dilinden Dört Halifesi, S.253.
"Ali kardeşimdir".(12)
"Ali vasimdir (adıma iş yapan, konuşan)".(13)
"Ali, Mü'minlerin Velisi, Müslümanların Seyyidi, Müttakilerin İmamıdır".(14)
"Benim dostluğumu kazanmak, Ali'yi sevmekle mümkündür".(15)
"Ali, Mü'minlerin reisidir, mal da zalimlerin reisi".(16)
"Ali'yi Mü'minler sever, Ali'yi münafıklar sevmez".(17)
Daha benzeri yüzlerce Hadis-i Şerif'ler örnek olarak verilebilir.
Peygamberin Ehl-i Beyt'i pâktır.Büyük Velilerdir. Bu pâklık, yukarıdaki Âyet ile (18) bizzat Allah'tandır. Bu nedenle Onlar da Peygamberimizden evvelki Peygamberler gibi "tahir"dir. Tahir olan mukaddestir, günahsızdır.
Velâyetleri ise "Velâyet-i Muhammediye"dir.
"Ela inne evliyaallahi la havfün aleyhim velâhüm yahzenun-Ayık olun; Allah'ın Velileri, Allah'ın Velileri'ne – Onlara - korku ve hüzün yoktur". (Yunus: 62-63)
(12) İbn Ömer'den; Tirmizi, Tac Terc. Bekir Sadak, C.3, S.264. Ebu Umme'den; taberâni.
(13) Hz. Selman'dan; Hz.Peygamberin Dilinden Dört Halifesi, A. F. Yavuz, S.280.
Habeşi b. Cunade'den; Tirmizi, Tac. Terc. B. Sadak, C.3, S.624.
(14) Hz.Peygamberin Dilinden Dört Halifesi, terc. A. F. Yavuz:
İmran b. Hüseyn'den, S.247, 276
İbn Ömer'den, S.282
(15) Aynı eser, İbn Abbas'tan, S.261
(16) Aynı eser, Hz.Ali (k.v.) den, S.266
(17) Aynı eser, Hz.Ali (k.v.) den, S.243
Ümmü Seleme'den, S.248