Fesatlık Yapmamak – Anarşi Çıkarmamak

Varlıktan Veriler 26

Fesatlık (anarşi), bir toplumda karışıklık çıkarma, suyu bulandırmaktır. Bazı insanlar, “doğal olarak” anarşisttir. Bazıları da bu kişilerle otura–kalka, onlara benzer. Bundan, bir nevi cinsel zevk alırlar.

Bunların kalbinde Nur olmadığından, göğüsleri dardır. Daimi bir sıkıntı içindedirler. Anarşi çıkarmakla hadise yaratıp, bununla tatmin olmaya ve güya sıkıntılarını gidermeye çalışırlar.

Anarşistlerin bugün militan, terörist dediğimiz kısmı, bu tip olanlardır.

Bir de büyük fesatçılar vardır. Bunlar, iktidarı ele geçirmek isteyen, yani içinde bulunduğu toplumda söz, emir ve kumanda sahibi olmak isteyen kötü kişilerdir. Bunlar, anarşiyi metotlu olarak yaparlar. Kendilerini ıslahatçı (düzeltmeci-iyileştirici) olarak gösterirler. Daima karışıklığı, eylemi ve cihadı savunurlar.

Halbuki Tanrı Kur’an’da, bunlar için;

 “Ya Muhammed! O, biz ıslahatçıyız diyenler varya; İşte asıl fesatçılar (anarşistler), böyle diyenlerdir!”(Bakara 11-12)

Zira gerçek ıslahatçı, “ben ıslahatçıyım” demez.

O, Allah rızası için halkı ıslaha çalışır, kimsenin haberi bile olmaz.

Yeryüzünde anarşi çıkarmak; bir toplumun huzurunu kaçırıp, birbirine düşürmeğe, kardeş kavgasına, kan dökülmesine, yeryüzünün fesadına sebep olur.

Tanrı Kur’an’da, müteaddit Âyetlerle, -“Islahtan sonra, yeryüzünü ifsad etmeyin!” (Âraf-56) buyurur. 

Ancak, İslâmiyet meşru direnmeyi, zulme boyun eğmemeyi de emretmiştir. Daima Hakkı, gerçek Adaleti ve sabrı savunmayı emretmiştir.

İslâm’da Cihad, zalime (diktatöre), Allah ve Resulu’nün (a.s.v.) yolunu açıklamayı men edenlere karşı caizdir. Bunun dışında Cihad, devlet reisinin emriyle (Ulu’l emr), Dinimize ve yurdumuza saldıran düşmanlara karşı olur.

– “Köl etiullahe ve etiurresule ve uü’l emri minküm – De ki Ya Muhammed! Allah ve Resulüne ve Müslüman olan Ulu’l emr’e (Devlet reisine) itaat edin!” (Nisa-59)

-“Ve men câhede feinnema yücahidü linefsihi – Bir kimse cihad yapıyorsa; cihad, kendi nefsinedir.” (Ankebut-6)

Buyurmak suretiyle de Tanrı; cihadı, şunun-bunun isteyemeyeceğini, ancak devlet reisinin emri verebileceğini, cihat isteyenin kendi nefsiyle cihad edip, kendini ıslah (yapmasını) önermiştir. (34) Cihadın faydası kendinedir.

Ayrıca, bir ülkede yaşayan Müslümanlar; O ülkenin devleti ve devleti idare edenleri Müslüman olmasalar bile, Kur’an’ın ve Hadis-i Şeriflerin tebliğini, açıklamasını ibadeti men etmedikleri müddetçe; O devlete ve O devleti idare edenlerine karşı gelmemeyi, direnmemeyi emreder.

Bir ülkede Allah’ın kitabı Kur’an-i Kerim’in tefsiri ve tebliği, -Peygamber’in sözleri Din Büyüklerinin, Mücdehidlerin, Tasavvufçulann eser ve ictihadları açıkça konuşulup, anlatılıp tebliğ edilebiliyor ise; O.. Devlete ve O devleti idare edenlere karşı cihad nâmı altında direnmek, fesatçılıktan (anarşi çıkarmaktan) başka birşey değildir. Çünkü Tanrı,

-“Ya Muhammed’ Sen, apaçık bir mübelliğsin!”(Mdi-de-92, Nur-54)

buyurmaktadır.

 Tanrı, kimsenin düşünce ve inancına baskı yapılmamasını kesinlikle emretmiştir! Eğer bir ülkenin devlet adamları, Kur’an’ın okutulmasını, tercüme ve tefsirini yasak ederlerse; Onlara karşı direnmek , her Müslüman’ın en büyük vazifesi ve en büyük ibadetidir. Böyle bir durumda direnmeyen, Tanrı huzurunda sorumludur. Bu uğurda Ölen, şehit olur. (Çok şükür ülkemizde Kuran ve Hadisler, Dini eserler serbesttir.)

Aynı zamanda İslâmiyet, zalime (diktatöre) karşı diren­meyi de emretmiştir. Bunun dışında hem ne suretle olursa olsun cihat isteyenler, art düşünce sahibi, sadist ruhlu, kan dökülmesinden hoşlanan insanlardır. Kısaca terör yanlısı fesatçılar, anarşistlerdir.

Bunlar cihatçı değil, fesatçı insanlardır. Kardeşi kardeşe düşürüp, iç harp çıkarıp, vatanın ve milletin bölünmesine ve düşman istilâsına sebep olurlar. Kaş yapayım derken göz çıkarırlar. Bunların çoğu menfaatperest (çıkarına tapan), iktidar heveslisi aslında ahlaksız kişilerdir. Yobazlar, münafıklardır.

Ziya Paşa’nın dediği gibi:

 

Şunlar ki, lâf ile verirler âleme nizâmat,

Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde!..” (35)

 

Bu gibi fesatçılara uymamalı, bunlarla şiddetle mücadele-etmelidir. Bunlar aynı zamanda, bir tür, maceraperest, işin sonunu düşünmeyen, manyak kişilerdir.

İslâmın daha Hz.Osman zamanındaki Muaviye, Mervan ye Amr ibnül As gibi şaşkın fesatçılann çıkardığı fesadın, İslâm’a neye mal olduğunu bir düşünmeli! Koca ve Hak bir Dini, nasıl bölüp, parçaladığını kimse inkar edemez!..

      Sözü edilen bu üç büyük fesatçının, iktidarı ele geçirmek hırsları nedeni ile, İslâm’ın kalbine soktukları hançerin açtığı yaranın kanı hâla dinmemiş, damlamaktadır!..

   Bu tarihi gerçekten, gerçek Müslümanlar ibret almalı ve kurulu düzenimizi, devletimizi yıkmaya değil; onu güçlendirmeye ve insanca, hür tartışma yolu ile güzelleştirmeye çalışmalıdır.

Eğer biz birbirimize düşersek; tarihi devletimiz zayıflar ve (Allah göstermesin) düşman yurdumuzu istila eder. Camilerimizi Kilise, pavyon eder. Halkımızı zorla dininden çıkarır. Gözümüzün önünde, annelerimizin ve bacılarımızın ırzına geçerler.

Demokrasiyi kabul etmiş bir devlete ister eylem, ister cihat namı altında, her ne şekilde olursa olsun; kanun dışı gösteri ve hareketler fesat ve anarşidir. Teröre zemin hazırlamaktır.

Dine ve devlete hıyanettir!.. Maazallah

                                                                                                     KÂZİM YARDIMCI

 (34) Yüce Peygamberimiz (s.a.v.) buyurur: “Asıl mücahid, kendi nefsi ile mücadelede (savaşımda) bulunandır. Fudale b.ibat’dan, Hakim; Ayrıca ibni Habban Tabareni, Tirmizi

35) Yaşadıkları yerlerde (kendilerinde) binbirtürlü pislik bulunanlar, (akıllarınca) âleme (topluma) sözde düzen vermek isterler!..

← Önceki Veri

Sonraki Veri →