Adıyaman Meydan Kahvesi Sohbetleri

Varlıktan Veriler 83

20.Temmuz 2006 tarihli Adıyamanda Bugün Gazetesinde yayınlanmış olan  Asım Gürsoy’un Yazarımız Sn.Kâzım YARDIMCI ile yapmış olduğu  bir söyleşi.

MEYDAN KAHVESİ SOHBETLERİ
Kazım Yardımcı:

“Elhamdülillah müslümanım, Allaha şükür sosyalistim”

 

Meydan kahvesi sohbetlerimizin ilkine Kazım yardımcı ile başladık. Zaman zaman gazetemizde yazıları yayınlanmış olan Kazım Yardımcı bugün 73 yaşında ve bu uzun yaşantısına irili ufaklı bir çok anı ve hatıra sığdırmış.

Esmer yüzünde ki çizgiler önce Adıyaman tarihinin sonrasında takvim tarihinin kilometre taşları gibi kendini belli ediyor. Öğrenme aşkı ve öğretme aşkı kendisine 8 kitap yazdırmış. Ve hala yazıyor hala okuyor, kendi değişiyle gelişmek ve gelişim sonsu ifadesinin canlı bir örneği gibi karşımızda duruyor ve masada herkesi saran heyecanla sohbet başlıyor.

 

Tam olarak kaç doğumlusunuz ve nerede doğdunuz?

Resmi olarak 1936 doğumluyum fakat babamın söylediğine göre 1933 yılında Musalla Mahallesinde doğdum. 1940’lı yıllarda Adıyaman’da 6 tane Mahalle vardı, bunların hepside kale eteğinde toplanmış mahalleler Musalla Mahallesi de bildiğiniz gibi kalenin eteğinde.

Okula nerede başladınız?

İlkokulu Yeniyol İlkokulunda okudum, şimdi ki adıyla Cumhuriyet İlköğretim okulu, o yıllarda Adıyaman henüz il olmamış ve Malatya’ya bağlı bir ilçe, Demokrat Parti iktidar olunca okulun adı da Cumhuriyet olarak değişti.

Neyse ilkokul bitti. Fakat gitmek için memlekette ortaokul yok. İki yıl okula ara vermek zorunda kaldım, bu arda babam beni bir terzinin yanına çırak olarak verdi. Sonra 1947 yılında Adıyaman’a ortaokul açıldı. Okumaya merakım var. Galiba bu merakım anne tarafından geliyor. Hemen ortaokula yazıldım. 1954 yılına kadar ise yani Adıyaman il olana kadar lisemiz yoktu. Ortaokul bitince liseyi okumak için Malatya gittim ve liseyi orada okudum. Eğitim de Adıyaman’ın en büyük eksiği 1928 ile 1948 yılları arasında yani tam 20 yıl yalnızca ilkokulun olmasıydı. Orta okul ve lise yok. Bu çok büyük bir açık ve Adıyaman bu anlamda çok şey kaybetmiştir. Aslında 1908 yılında Talat Paşa döneminde rüştiye açılmış, aynı dönemde 2 tanede medrese var. Rüştiyeler Adıyaman’da bugün var olan ortaokullara denk. Fakat 1928 yılında rüştiyeleri ve medreseleri kapatıldı. Adıyamanlı Asım Hoca, Lami Hoca gibi alimlerde medrese eğitimi almış kişiler. Ve bunun da ötesinde annemde rüştiye 2’den terktir.

Lise bitince eğitime devam edebildiniz mi?

 Lise bitince evlendim ardından da eğitime devam edemedim. Kadastro müdürlüğüne girdim. Bir süre Harran’da memurluk sonra yine bir süre Yavuzeli’nde müdür olarak görev yaptım ardından kendi memleketimin çeşitli yerlerinde görev yaptım. 1958 ve 1956 yılarında ise askerlik yaptım benim dönemimde askerlik 2 yıldı. Acemiliğimi Manisa’da usta birliği mide İstanbul’da yaptım. İstanbul’a ilk gidişim de askerlik görevimden dolayıdır.

 

Sizin aileniz ve Adıyaman halkı o dönemler geçimlerini nasıl sağlıyordu?

Babam attarlık yapıyordu. Şehir merkezinde bir dükkânı vardı. Annem ise ev hanımıydı ama okumuş bir kadındı. Adıyaman’ın 8-10 bin bir nüfusu vardı. Cuma günleri köylüler hem alış veriş hem da Cuma namazı için şehre gelirlerdi. Ama artık böyle bir durum yoktur. Adıyaman’ın yüzde 90 geçimini tarımdan sağlıyordu. Herkesin bir sulu bahçesi vardı. Bu bahçeler 2 bin metre kare ile 5 bin metre kare arasında değişiyordu. Hatta en büyük bahçeler Zom Baba’nın ve Sucu’ların  bahçeleriydi. Geri kalan yüzde 10’luk kesim ise geçimini esnaflıktan kazanıyordu.

Bunlar attarlık, bakkallık, nalbantlık, demircilik, çulculuk, ve tarım ürünleri alıp satan kişilerdi. Ve inanır mısınız, nalbantlık, çulculuk, demircilik gibi işlerin çoğunu hıristiyan olan süryaniler yapıyordu.

Adıyaman kentsel yapı olarak nasıldı o dönemler?

Tek 6 mahalle  vardı. En büyük mahalle Kap Cami Mahallesi sonrasında Eskisaray Mahallesi geliyordu. Hatta belediye başkanlığı seçimlerinde Kap Cami’nin oylarını kim alırsa o kazanırdı. Mesela cenaze namazları Eskiden Camide kılınmazdı: Musalla da kılınırdı. Şimdiki Marangozlar Çarşısı ve Vartana arasındaki bölge ayrıca şimdiki Adıyaman Lisesi’nin yerinin bir kısmı mezarlıktı. Daha sonra Miktat Harıkçı döneminde mezarlıklar  kaldırıldı. Merkez de dahil Adıyaman yeşillikler içindeydi. Bahçeler, bağlar, tarlalar…

Gençliğinizde Adıyaman halkının politik yapısı ve siyasi çehresi nasıldı, seçimler nasıl yapılıyordu?

 Bildiğiniz gibi 1946’ya kadar tek parti vardı. Hatta 1946 seçimlerini hatırlıyorum. 13 yaşındaydım o zamanlar, bir oy sandığı hatırlıyorum. Üzerinde ismet İnönü’nün resmi ve partinin amblemi vardı. Yük hayvanları ile taşıyorlar seçim sandıklarını ve kaymakam partinin ilçe başkanı, vali ise partinin il başkanı durumunda çünkü tek parti var.

1950 yılında durum değişti. Tek partili sistem bitti. Tüm Adıyaman Demokrat partiliydi. Ama Malatya genelinde yine CHP kazandı. Zaten radyoda CHP kazandı dendikten sonra buna kimse itiraz edemezdi ve her şey bitmişti. O yıllarda olan bu olaylara şuan şaibe diyorlar.

Siyasi çehremizi ve düşüncelerimizde aynı yıllar da ki hala devam eden bir durum habercisi durumundaydı. Besni ile Adıyaman il olma yarışında soğuk bir savaş vardı ve bu soğuk savaşın sonunda 1954 yılında Adıyaman il oldu. Bunun hemen akabinde Adıyaman demokrat partiye oy verince, Besni ise durumun tam tersi olarak CHP’ye oy verdi. O yıllarda yaşanan bu tatsızlık hala ara sıra sohbetlere konu olur.

Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Kendimi tek cümle ile tanımlamam gerekirse, “ Elhamdülillah müslümanım, Allaha şükür sosyalistim” diyebilirim. Ama Marksist ve Leninist düşüncede olan ateist bir sosyalist değilim toplumcu bir sosyalistim ve inançlıyım. Sözlük anlamına da bakılırsa sosyalist Fransızca da toplumcu, Arapça da ise cemaatçi anlamına geliyor.

Kendimi bildim bileli önce kendi eğitimime ve sonrasında çevremdeki insanların eğitimine önem verdim. Hep okudum ve hala okuyorum. Başta Tasavvuf ve tarih olmak üzere her şeyi okurum ve okuduğumu anlamaya yorumlamaya ve bu yorumlarımı kâğıda dökmeye insanlarla paylaşmaya önem gösteririm. Şuana kadar yazdığım 8 tane kitabım ve bir dewww.varliktanveriler.com adında bir Internet sitem var. Her gün bütün gazeteleri okumaya çalışıyorum ama Milliyet Gazetesini kesinlikle okurum. İlk Tasavvuf bilgimi ve hevesimi  ise dedem Selim Bilgiç’den aldım. Eğitim almak ve öğrenmek süreklilik arz eden olgulardır. Bende hala kendi eğitimime ve öğrenme yetime hep yeni bir şeyler katıyorum.

 Adıyaman halkını nasıl tanımlıyorsunuz?

Doğma büyüme buralıyım bundan dolayı da gurur duyuyorum. Yalnız biliyorum ki Adıyamanlı, Adıyamanlı değil şehir merkezi ve Zey Köy’ü  bu ülkede hiç bir yerde konuşulmayan bir Türkçe kullanıyor ki bu Türkçe, Türkmen ve Azeri Türkçesine yakın, kalan kısım ise daha çok Kürtçe konuşuyor. Osmanlı döneminde göç ve sürgünlerden kaynaklı insanların farklı yerlerden buralara geldiğini biliyorum ama tam olarak nerelerden geldikleri konusunda tam olarak bir şey demem yanlış olur. Yalnız altı çizilmesi ve gururla bahsedilmesi gereken bir nokta var ki bu da Adıyaman’da yaşan halkın hep uyum içinde yaşamış olması ve ayrımcık yapmıyor oluşu. Şahsım adına bundan bir Adıyamanlı olarak onur duyuyorum.

Adıyaman bir sürgün kentimiydi?

Evet, Adıyaman bir sürgün kentiydi diyebiliriz. Hatta birkaç tanesini ben de biliyorum. Örneğin Gazeteci yazar Çetin Altan 1960’lı yıllarda Adıyaman’a sürgün edildi. Fakat sağlık raporu alarak ve birazda siyasi destek ile buraya gelmedi. Hatta daha öncesinde yani Abdülhamit döneminde Şair Sinan Bey’de buraya sürgün gelenler arasında yer alıyor. Milliyet Gazetesi yazarlarından Cevat Rıfat Ulunay’da  Şair Sinan Bey’in Adıyaman’a sürgün oluşundan bahsetmişti.

Şair Sinan  Bey bir dörtlüğünde şöyle der:

“Korkarım Şanlı Abuzer gibi bu olgun çağda

Yaşayacaksın medeniyetten uzak bir dağda”

 burada bahsettiği Şanlı Abuzer ise Abuzer Gaffari Hazretleri dir. Abuzer Gaffari Hazeretleri ise ilk 10 müslümandan biri yani bir sahabedir. Adıyaman’da ki naaşı değil makamıdır. Naaşı ise Medine’de bir köydedir.

Abuzer Gaffari Hazretleri Hz. Osman döneminde ortaya attığı “ İki gömleği olan Müslüman değildir” fikri ile yeni bir akım başlatmış ve bu fikrinden dolayı o dönem Emeviler ile ters düşmüştür. Bu fikri benimseyenlere Abuzeriler deniyor. Bu söz ve fikir Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAV)’ in bir hadisi şerifi olan “ Komşusu aç iken kendi tok yatan bizden değildir” hadisinin açılımıdır.

Adıyaman’ın geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

 Adıyaman’da doğdum büyüdüm burası 6 mahallesi olan bir köy gibiydi. Aradan 51 yıl geçti. Merkez nüfus 300 bine ulaştı mahalle sayısı 33 oldu. bir tek ilkokulu vardı şimdi üniversite açılmak üzere bunları düşündükçe geldiği nokta Adıyaman için çok bile diyebilirim. Fakat belirtmek gerekir gelişim sonsuzdur ve bu hep iyiye doğru devam etmelidir.

Şuan beklentiniz, yapılmasını istediğiniz yada eksik gördüğünüz bir şeyler var mı ?

 

Benim, Belediye Başkanı Sayın Erdem döneminden beri söylediğim bir şey var. O da Adıyaman’da ki mesire alanlarının çoğaltılması. Dereler ve benzeri yerler ıslah ediliyor ama yok edilerek aksine korunarak ve temizlenerek ıslah edilse çok güzel mesire alanlarımız olacak ve buralarda ki doğallığı ve yeşili de kormuş olcağız.

 

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Son olarak şunu belirtmek yanlış olmaz kanımca, Adıyaman halkı uyumlu ve muti bir halk bundan dolayı sohbetin başında da söylediğim gibi gurur duyuyorum. Bir de bu topraklar ve bu şehir tarih boyunca çok şair yetiştirdi. Bunlardan en eskisi de benim bildiğim kadarıyla 400 yıl evvel yaşamış Çeraği Baba dır. Onun bir dörtlüğü ile sohbeti bitirmek en güzeli  olsa gerek;

 

“ Yolda kaldı gözlerim

Ol dilberi rana gelecek

Saçı sümbül, lebleri mül

Ruhları hemra gelecek

Vay a’nın didei ahusuna düçar olan

Mesti hayran olacak

Başına sevda gelecek”

  ve birde söylemeden edemeyeceğim bir konu var, 7 kitabımın bir araya toplandığı Rufai Külliyatı isimli kitabımı Adıyaman’da bazı kitapçılardan Adıyaman Çocuk Esirgeme Kurumunun hesaplarına yapacakları 30 ytl bağış karşılığı isteyene vermekteyiz. Kitaplarımın tamamı ise www. varliktanveriler.com adresinden de okunabilir.

 Çaylar bitiyor, söz bitiyor biraz sohbetin tatlı yorgunluğu birazda kavurucu sıcağın yorgunluğu ile en güzel elvedalı sözcüğü bir merhabanın içine gizleyerek vedalaşıp ayrılıyoruz Kazım Yardımcıdan..

Gelecek Perşembe yine bekleriz Meydan Kahvesi sohbetimize…

← Önceki Veri

Sonraki Veri →